Kabak Çekirdeğinin Faydaları Nelerdir?

Severek yediğimiz kabak çekirdeğinin faydaları nelerdir? Kabak çekirdeği, kabakların yenilebilir tohumlarıdır. Çıtır çıtır bu minicik çekirdekler besin öğeleriyle dolu! Sohbet ederken, televizyon karşısında kabak çekirdeği atıştırdığınızda bunları hiç düşünmüş müydünüz?

Gün içinde yediğimiz ancak neler içerdiğini bilmediğimiz çok fazla yiyecek var. İşte bizde bir tanesini yani kabak çekirdeğini sizin için anlatıyoruz. Kabak çekirdeğinin faydaları neler bunlardan bahsedeceğiz.

Küçük, incecik ve hafif olan bu çekirdek sağlık dolu olduğundan değil daha çok tadı, lezzeti ve atıştırmalık için güzel bir seçenek olduğundan tercih ediliyor.

Ancak bu yazıyı okuduktan sonra kabak çekirdeğini daha çok seveceksiniz. Kabak çekirdeğinin faydaları saymakla bitmiyor. Yazımızda kabak çekirdeğinin faydaları hakkında birçok bilgi bulabileceksiniz. Hadi başlayalım!

Kısaca Kabak Çekirdeğinin Faydaları

 1  Yüksek Besin Değeri Sağlar
 2  Kanseri Önler
 3  Antioksidan İçeriği Yüksektir
 4  Sperm Düzeyini Arttırır
 5  BPH Hastalığını Tedavi Edicidir
 6  Magnezyum Kaynağıdır
 7  Yüksek Lif İçerir
 8  Kalp Sağlığını Arttırır
 9  Kan Şekerini Düzenler
 10  Uykusuzluğu İyileştirir

Kabak Çekirdeğinin Faydaları

Yüksek Besin Değeri Sağlar

28 gram (yaklaşık yarım avuç) kabak çekirdeği 151 kalori içerir. 151 kalorilik enerji genel olarak yağ ve proteinden gelmektedir.

28 gram kabak çekirdeğinin besin öğeleri:

Lif: 1,7 gram.

Karbonhidrat: 5 gram.

Protein: 7 gram.

Yağ: 13 gram (6 gramı omega-6’dır)

K vitamini: Günlük olarak almamız gerekenin %18’i

Fosfor: Günlük olarak almamız gerekenin  %33’ü

Manganez: Günlük olarak almamız gerekenin  %42’si

Magnezyum: Günlük olarak almamız gerekenin %37’si

Demir: Günlük olarak almamız gerekenin %23’ü

Çinko: Günlük olarak almamız gerekenin %14’ü

Bakır: Günlük olarak almamız gerekenin %19’u

Yüksek miktarda antioksidan ve çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA), potasyum, B2 vitamini (riboflavin) ve folat içermektedir.

Kabak Çekirdeğinin Faydaları: Kanseri Önler

Kabak tohumunu çok tüketen bireylerin  mide, göğüs, akciğer, prostat ve kolon kanserine daha az sahip olduğu görülmüştür.

Başka büyük bir araştırmada, kabak çekirdeği tüketiminin postmenopozal (menopoz sonrası) kadınlarda meme kanseri riskini azalttığı bulunmuştur (1). Kabak çekirdeğinin içerisinde bulunan lignan maddesi göğüs kanserinin önlenmesinde ve tedavisinde çok önemli olduğu vurgulanmaktadır. Kanseri önlediğine dair birçok çalışma bulunmaktadır.

Kabak çekirdeği, benign prostat hiperplazisinin (BPH), prostat bezinin büyüdüğü ve idrara çıkma ile ilgili sorunlara neden olabilecek bir durumun belirtilerini hafifletmesine yardımcı olabilir.

Antioksidan İçeriği Yüksektir

Kabak çekirdeği, karotenoid ve E vitamini gibi antioksidanlar içerir. Peki antioksidanlar ne işe yarayacak? Hücrelerinizi hasara, zararlara karşı korur ve iltihaplanmayı azaltır.

Bu yüzden kabak çekirdeği, adem gibi antioksidan içeriği yüksek gıdaları tüketmemiz gereklidir. Hastalıklardan korunmamızı sağlayacaktır.

İltihaplanmayı azalttığıyla ilgili kanıt artrit hastalığına sahip deney hayvanlarında yapılmış olan çalışmadır. Kabak çekirdeği verilen hayvanlarda yan etki oluşturmamış ve iltihaplanmayı azaltmıştır (2).

Kabak Çekirdeğinin Faydaları: Sperm Düzeyini Arttırır

Çinko düzeyinin düşük olması, erkeklerde sperm kalitesini düşürür ve kısırlık riskini arttırır. Kabak çekirdeği zengin bir çinko kaynağıdır. Sperm kalitesini arttırmakta, düzeyini yükseltmekte etkili olabilir.

Deney hayvanları üzerinde yapılan bir çalışmada, çinkonun erkeklerde spermin kemoterapi ve otoimmün hastalıklardan kaynaklanan zararlardan korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Kabak çekirdeği, antioksidan ve diğer besin öğeleriyle testosteron seviyelerini arttırır ve genel cinsel sağlığı arttırır. Erkeklerde doğurganlık düzeylerinin ve üreme işlevlerinin artmasını sağlayabilir.

BPH Hastalığını Tedavi Edicidir

Kabak çekirdeği, erkeklerde görülen prostatın iyi huylu büyümesinde (BPH)  görülen semptomları azalttığı bulunmuştur.

Toplam 1.400’den fazla erkek hastada yapılan bir çalışmada, kabak çekirdeği tüketmenin BPH üzerindeki etkilerine bakılmıştır. Hastaların gözleminden bir yıl sonra, kabak çekirdeği tüketen erkeklerin semptomları azalmış ve yaşam kalitesi artmıştır (3) .

İnsanlar üzerinde yapılan birçok çalışmada, kabak çekirdeği tüketiminin BPH ile ilişkili semptomları azalttığı bulunmuştur. Ayrıca aşırı aktif mesane olarak tanı konulan idrar tutamama, sık idrara çıkma durumlarında kabak çekirdeği tüketiminin tedavi edici etkisi olduğu görülmüştür.

Yapılan bir araştırmada, aşırı aktif mesane hastalığına sahip 45 hastaya 10 gram kabak çekirdeği ekstresinin günlük tüketimi sağlanmıştır. Sonucunda idrar fonksiyonlarının geliştiği, böylece idrar kaçırma durumunun azaldığı bulunmuştur.

Kabak Çekirdeğinin Faydaları: Magnezyum Kaynağıdır

Magnezyumun eksikliği vücutta kendini kas kramplarının yaşanmasıyla bile belli edebilir. Doğal yollardan magnezyum sağlamanın en güzel yollarından birisi kabak çekirdeğidir.

Magnezyum eksikliği birçok Batı ülkesinde yaygın olarak görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde erişkin bireylerin yaklaşık %79’u tavsiye edilen günlük magnezyum alımının altında tüketim yapmaktadır.

Magnezyumun, vücutta 600’den fazla fonksiyonu bulunmaktadır. Magnezyum seviyesinin yeterli olması tansiyonun kontrolü, kalp hastalığı riskinin azalması, sağlıklı kemiklerin oluşması, kan şekeri seviyesinin düzenlenmesi için önemlidir (4,5).

Yüksek Lif İçerir

Sebze ve meyve tüketmeyen veya sevmeyen bireyler için lif alımı oldukça zordur. Ancak, kabak çekirdeği küçük miktarıyla yüksek oranda lif sağlayabilmektedir.  Sadece küçük bir avuç kabak çekirdeği 5 gram lif sağlayabilmektedir. Bunun yanında kabuklarının da tüketilmesi lif oranını yaklaşık 2 gram arttırır.

Sindirim sisteminizde problem, kabızlık, şişkinlik yaşıyorsanız kabak çekirdeği tüketmenizi tavsiye ediyoruz. Aynı zamanda lif tüketimi kilo alma, obezite, tip 2 diyabetten korumaktadır. Her markette, bakkalda bulabileceğiniz kolay bulunabilir olan bu gıdayı muhakkak beslenme planınıza eklemelisiniz!

Kalp Sağlığını Arttırır

Kabak çekirdeği, kalp sağlığınızı arttırabilecek kalitede antioksidana, magnezyuma, çinkoya ve yağ asitlerine sahiptir. Kabak çekirdeği sayesinde yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol düşmektedir.

Bu iki rahatsızlık kalp hastalıkları için çok önemlidir. Menopoz sonrası dönemde olan kadınlarda yapılan bir çalışmada kabak çekirdeği yağının verilmesi HDL yani iyi kolesterolün %16 oranında artmasını sağlamıştır. HDL kolesterol kalp rahatsızlıklarının önlenmesi için önemli bir faktördür.

Diğer bir görüş ise nitrik oksit denilen kalp sağlığında, damar sağlığında etkisi bulunan molekülü arttırmasını söylemektedir. Kabak çekirdeği ve kabak çekirdeği yağı kullanımı nitrik oksit seviyelerini arttırabilmektedir.  Böylece kan damarları genişler, kanın rahatça akışı sağlanır.

Kabak Çekirdeğinin Faydaları: Kan Şekerini Düzenler

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda kabak, kabak çekirdeği, kabak çekirdeği tozu ve kabak suyunun kan şekerini azaltabileceğini göstermiştir. Diyabet yani şeker hastalığı ve insülin direncine sahip bireyler kan şekerinin düzenlenmesini sağlamakta oldukça zorluk çekmektedir. Bu hastalıklara sahip kişiler için çok önemli bir gelişmedir.

Aynı zamanda kabak çekirdeğinin içerisinde bulunan magnezyumun yüksek olması da şeker hastalığı üzerinde olumlu etki yapmaktadır. 127.000‘den fazla erkek ve kadın hastanın bulunduğu bir çalışmada, magnezyumdan zengin beslenmenin erkeklerde tip 2 diyabet riskini %33, kadınlarda %34 düşürdüğü bulunmuştur. Ancak kan şekeri üzerindeki etkiyi tamamen kanıtlamak için daha çok araştırmaya ihtiyaç vardır.

Uykusuzluğu İyileştirir

Uykusuzluk probleminiz varsa, yatmadan önce biraz kabak çekirdeği tüketebilirsiniz. Uykunun sağlanabilmesi melatonin hormonuyla gerçekleşir. Melatonin ise triptofan isimli bir aminoasitin artmasıyla salgılanabilir.

Kabak çekirdeği çok güzel bir triptofan kaynağıdır. Günde 1 gram triptofan tüketilmesinin uykusuzluğa iyi geldiği kanıtlanmıştır. 1 gram triptofan alınabilmesi için 200 gram kabak çekirdeği tüketimi sağlanmalıdır.

Ancak gün içerisinde et ve et ürünleri tüketiyorsanız triptofanın bir kısmını da o gıdalardan sağlamış olursunuz. Yani bu kadar büyük miktarda kabak çekirdeği tüketmenize gerek kalmayabilir. Bunların yanında kabak çekirdeği içerdiği magnezyum ile uyku kalitesini arttırır. Düşük magnezyum seviyelerine sahip kişilerin daha çok uykusuzluk çektiği ve uyku sürelerinin daha az olduğu görülmüştür.

Ulaşımı ve Tüketimi Kolaydır

Kabak çekirdeğinin faydalarından yararlanmak istiyorsanız yapacağınız şey çok kolay, ne pişirmeye ne de hazırlanmaya ihtiyacı olmayan kabak çekirdeğini atıştırmalık olarak tüketebilirsiniz.

Bunların dışında çiğ kabak çekirdeği içini yoğurdun üzerine dökebilir, salatalarınızla karıştırabilirsiniz. Çorbalara da eklenebilir. Fitik asit ve çinko içeriğini arttırmak isterseniz ıslatarak çimlendirebilir, filizlendirebilirsiniz. Ancak yüksek sıcakta kavurmanız önerilmemektedir.

Umarım kabak çekirdeğinin faydaları hakkında birçok bilgi edinmişsinizdir. Merak ettiğiniz ve sormak istediğiniz soruları için yorum bırakabilirsiniz!

Soğanın Faydaları Nelerdir?

Doğal antibiyotik olarak bilinen soğanın faydaları nelerdir? Soğan yemenin kültürümüzde ne kadar yer ettiğini kullandığımız yemeklerden, soframızdaki çoban salatamızdan biliyoruz. Ancak doğru mu yapıyoruz? Soğan yemek gerçekten faydalı mı? Soğanın faydaları neler? Bunların hepsinden yazımızda bahsedeceğiz.

Havuç gibi toprak altında yetişen bir bitki olan soğan, topraktan aldığı vitamin, mineral ve sayısız fito kimyasal ile hastalıkları iyileştirebiliyor, cilde iyi geliyor. Farklı şekillerde ve yeşil, mor veya beyaz gibi farklı renklerle karşımıza çıkıyor. Soğanın faydaları ne renkte, ne şekilde olursa olsun bize etki edebiliyor.

Bu makaleden neler öğreneceksiniz:

 #  Soğan Nedir?
 #  Soğanın Tarihi Geçmişi
 #  Soğanın Besin Değerleri

 1  Kanserle Savaşır
 2  Kemikleri Güçlendirir
 3  Diyabetin Önlenmesine ve Kontrolüne Yardımcı Olur
 4  Kalp Sağlığını Güçlendirir
 5  Sindirim Sistemini Destekler
 6  Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

Soğan Nedir?

Soğan, toprak altında yetişebilen bir kök bitkisidir. Botanik ismi Allium cepa olan soğan, Allium cinsine aittir. Liliaceae bitki ailesinin bir üyesidir. Bu ailede sarımsak ve pırasa gibi diğer aromatik allium sebzeler de bulunur. Soğan tüm dünya çapında ekilip, yetiştirilen bir sebzedir. Genellikle pişirilerek servis edilebilir.

Ancak çiğ, turşu, reçel olarak da birçok şekilde kullanılır. Güçlü bir tat, keskin bir koku ve aroması vardır. Ilıman iklimde yetişen bir sebze olmasına karşın ılık, tropikal iklimler gibi çok geniş yelpazeye sahip bir yetiştirilme iklimi vardır. Soğanın etrafında bulunan sert kabuğu aslında hava koşullarına karşı bitkinin kendisini koruması için oluşturduğu bir koruma kalkanıdır.

Allium sebzelerinin, kendilerine özgü kokuları vardır. Sarımsak ve soğanın kokusunu bilmeyen var mıdır? İşte bu kokunun asıl sebebi sülfür bileşikleridir. Ancak bu bileşikler sadece koku yaymaz, sağlığa olan faydalarıyla da bilinir. Örneğin kanser tedavisi için sülfür bileşiklerinin içerisinde bulunan yağlar çok önemlidir. Peki, soğan keserken neden gözyaşlarına boğuluyoruz? Çünkü soğanları kestiğimiz zaman soğan hücresinin yüzeyine bir delik açıyoruz, deliyoruz.

Bunun sonucunda aslında alkenil sistein sülfoksit denilen bir maddenin depolandığı kısma delik açmış oluyoruz. Kestiğimiz bu kısım kokunun yayılmasına ve gözlerin yanmasına neden oluyor. Ama bunun için soğana kızmayın! O gözyaşlarına neden olan maddenin hastalıkları önlemedeki rolü çok çok büyük! Antibiyotik olarak kullandığımız ilaçların yerine geçebilecek etkiye sahiptir.

Soğanın kendine özgün değişik özelliklerinin yanı sıra birazda tarihi geçmişini inceleyelim.

Soğanın Tarihi Geçmişi

Soğan çeşitlerinin eski kökeni, Asya’nın batı ve doğu bölgelerine yayılmıştır. Dünya üzerinde bulunan sayısız soğan türü vardır. Araştırmalar gösteriyorki, soğanların M.Ö. 5000 yıllarında Çin’de kullanılmaya başlanmış. Soğan uzun süre dayanabilen ve bozulmayan bir ürün olduğu için o zamanlar tercih edildiği düşünülmüştür.

Aynı zamanda eski Mısır mezarlarında soğanlar kullanılmıştır. Charaka Samhita’nın tıbbi belgelerine göre soğanın şifalı bir bitki olduğu yazılmıştı. MS birinci yüzyılda Yunan bir doktorun belgelerinde de soğanın tıbbi olarak kullanıldığı görülmektedir.

Soğanın Besin Değerleri

Yeşil soğan çiğ haliyle yenilebildiğinden ve daha yumuşak bir tada sahip olduğundan daha çok tercih edilebiliyor. Ancak beyaz ve kırmızı soğanla karşılaştırıldığında, genellikle daha düşük yararlı bileşik yüzdesine sahiptir. Sarı soğan kuarsetin ve aynı zamanda sülfürik bileşikleri içerir, ancak kırmızı soğan diğer koruyucu antioksidanlardan (kırmızı renginden anlaşılacağı gibi) daha yüksektir.

Bazı araştırmalar, soğanlar toprak altında ne kadar uzun süre kalırlarsa o kadar çok besin değerinin arttığını göstermektedir. Soğanın kokusu ve tadı ne kadar güçlü olursa, o kadar çok besin öğesi içerir (aynı zamanda daha çok gözleri yaşartır).

Bir fincan çiğ kıyılmış soğan aşağıdaki besin öğelerini içerir:

  • 64 kalori
  • 0 gram yağ
  • 2 gram protein
  • 2 gram lif
  • 7 gram şeker
  • 8 miligram C vitamini
  • 2 miligram B6 vitamini
  • 2 miligram manganez
  • 22 miligram folat
  • 234 miligram potasyum
  • 46 miligram fosfor
  • 07 vitamin B1

Soğanın ne olduğu, nereden geldiği ve neler içerdiği hakkında bu kadar bilgi öğrendiğimize göre artık soğanın faydalarından bahsetmeye başlayabiliriz!

Soğanın Faydaları Nelerdir?

Soğanın Faydaları: Kanserle Savaşır

Guelph Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre kırmızı soğan göğüs ve kolon kanser hücrelerini yok etmek için en etkili yöntemdir (1). Bunun sebebi soğanın içerisinde yüksek seviyede kuarsetin ve antosiyanin – iki bileşikleri bulunur. Bu iki bileşen sayesinde kanser hücreleri kendi kendilerini öldürme çalışır.

Kanser hücrelerinin iletişim kurmalarını ve büyümelerini engeller. En çok soğan tüketim oranına sahip bireylerin kansere yakalanma oranlarının en düşük olduğu tespit edilmiştir. Kansere savaş açmak ve korunmak adına her gün bir çiğ soğanı salatalarınıza doğrayabilir veya etlerin, çorbaların üzerine süs olarak soğan dilimleri ekleyebilirsiniz.

Soğanın Faydaları: Kemikleri Güçlendirir

Soğanın kemik sağlığınızı etkileyebileceğini hiç düşündünüz mü? Evet, soğan tüketmek kemik sağlığı için faydalıdır. Çünkü soğan içerisinde kemik salığı için faydalı olabilecek birçok mineral içerir. Kemik mineral yoğunluğunun artmasıyla daha güçlü kemikler sağlanır. Kırılma riski azalır, osteoporoza yakalanma riski düşer.

Güney Carolina Üniversitesi’nde Aile Hekimliği Anabilim Dalı tarafından yapılan bir araştırmada, soğan tüketim sıklığı arttıkça kadınlarda kemik yoğunluğunun arttığını tespit etmiştir. Özellikle kadınlar osteoporoz ve kemik kırılmalarına karşı oldukça riskli olduğundan bu çok önemli bir çalışmadır.

Her gün bir kez soğan tüketen kadınların genel kemik yoğunluğunun ayda bir kez soğan tüketen bireylerden %5 daha fazla olduğu bulunmuştur. Araştırmacılar, çok fazla soğan tüketen kadınların, hiç soğan tüketmeyen kadınlarla kıyaslayınca %20’den daha fazla kalça kırığı riskini azaltabileceği sonucuna varmıştır.

Soğan beslenmesinin kemik yapıcı faydalarından sorumlu olası bir mekanizma, soğandaki kemik parçalanmasını ve osteoporozu önlemeye yardımcı olan GPCS maddeleri (gamma-L-glutamil-trans-S-1-propenil-L-sistein sülfoksitler) olduğu bulunmuştur.

Soğanın Faydaları: Diyabetin Önlenmesine ve Kontrolüne Yardımcı Olur

Kore’de yapılan büyük bir çalışmada, soğan ekstraktının diyabeti engellemede ve kontrolünü sağlamada yardımcı olabileceği bulunmuştur. Soğan tüketimi, kandaki kan şekerinin artışını dengeler. Kilo vermeye yardımcı olur. Ayrıca insülin direncine sahip bireyler için oldukça faydalıdır.

Soğanla ilgili yapılan araştırmalarda soğanın krom içerdiğini ve kromun kan şekerinin kontrolünde faydalı olabileceği ortaya konulmuştur.

Soğanın Faydaları: Kalp Sağlığını Güçlendirir

Soğanın en önemli antioksidanları arasında, daha önceki yazılarda da bahsettiğimiz gibi kuarsetin ve antosiyoninler bulunmaktadır. Bu bileşenler bir flavovoid çeşididir. Söylediklerimizin dışında soğanın tam 25 farklı flavonoid içerdiği kanıtlanmıştır. Kırmızı soğandaki flavonoidler kalp sağlığına katkıda bulunmaktadır (2). Soğan, organosülfür bakımından zengindir ve bu kalp rahatsızlığını önlemeye yardımcıdır.

Arjantin’de yapılan bir araştırmaya göre, soğan tüketmek kardiyovasküler yani kalp hastalıkları riskini azaltmaktadır. Soğanda bulunan kuarsetin, kalp rahatsızlığına sahip bireyler için tedavide yardımcı olacaktır. Soğan çorbası Fransız mutfağının en bilinen yemeklerinden birisidir. Fransız mutfağında yer eden soğan çok yüksek enerjili beslenme tarzına rağmen Fransızlar’ın neden daha az kalp hastalığına yakalandığının bir göstergesidir.

Yüksek enerjili tüketime rağmen çok soğan tükettikleri için kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskleri oldukça düşüktür. Ayrıca kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olur, kanda pıhtılaşmayı ve yüksek tansiyonu önler.

Soğanın Faydaları: Sindirim Sistemini Destekler

Soğanın sindirime olan faydası içerisinde bulunan inulin adlı bir lif sayesindedir. İnulin bağırsaklarımızda bulunan faydalı bakteriler için bir besin kaynağıdır. Her soğan yediğimizde bağırsaklardaki faydalı bakterileri de beslemiş oluruz.  Soğandaki bir diğer lif, oligofruktozdur. Hatta farklı diyare yani ishal tiplerini önlediği ve tedavi ettiği bulunmuştur (3).

Soğanın içeriğindeki fitokimyasal maddeler mide ülseri riskini azaltabilir. İçeriğindeki doğal prebiyotikler de kabızlığı hafifletmeye yardımcı olmaktadır. Soğan, bazı bireylerde migrene ve gaza neden olmaktadır. Böyle bir durum yaşarsanız mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Soğanın Faydaları: Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

Soğanda bulunan bileşenler, bağışıklık sistemi üzerinde çok etkilidir. Soğan, içerdiği selenyum mineraliyle bağışıklık fonksiyonunu uyarır. Aynı zamanda selenyum eksikliği olan bireylerde bağışıklık hücreleri yetersizdir. Yetersiz olan bu hücreler aynı zamanda önemli birçok proteinin üretilmesi ve kalsiyumun taşınmasınında azalmasına neden olurlar. Soğan içeriğiyle grip tedavisinde ve soğuk algınlığında bitkisel ilaç olarak kabul edilmektedir.

Peki biraz hikaye olan bilgilerden bahsedelim.  Ayaklarınızın altında soğan ile yatmak, çoraplarınıza soğan koymak gibi popüler bilgiler dönüp duruyo. Bunlar yararları var mı? Bazı kaynaklar, enfeksiyonu ortadan kaldırdığını ve vücudunuzu nemlendirdiğini söylüyor. Bunu yapmak bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir. Ayaklarınız vücudun tüm organlarının sinir uçlarının bitiş noktasıdır. Ayakların altına soğan yerleştirmek, faydalı özelliklerini ayak derisinden iç dokuya aktarabilir.

Bununla birlikte, bu konuda herhangi bir araştırma yoktur ve bilgilerin ne kadar doğru olduğu da kesin değildir. Soğan soğuk algınlığı tedavisinde oldukça etkilidir. Soğan çayı, soğan çorbası ve soğanlı bal karışımı yaparak tüketebilirsiniz.

Umarım soğan hakkında merak ettiklerinizi yanıtlamışızdır! Yazımızı beğendiyseniz ve soru sormak istiyorsanız yorum bırakmayı unutmayın.

Badem Yağının Faydaları Nelerdir?

Bugün sizlere badem yağının faydalarını anlatacağız. Badem tadı, görünüşü ve faydalarıyla inanılmaz bir besin olarak karşımıza çıkıyor. Sadece kuruyemiş olarak tüketilmiyor. Pastalara, ekmeklere, çikolatalara, pilava katılarak lezzetlerine lezzet katıyor. Faydaları ise saymakla bitmiyor ve Amerikan Kalp Birliği’nin önerilerine göre her gün tüketmemiz gerekiyor.

Bademin faydaları ile ilgili yazımızı buradan okuyabilirsiniz. Badem yağı ise yıllardır güzellik ve kozmetik marketlerinde satılıyor, televizyonda güzellik ve bakıma konu oluyor. Ayrıca, badem yağının faydaları yıllardır biliniyor ve sağlık sektöründe kullanılıyor. Tek bir bademin ağırlığının yarısının yağdan oluştuğunu biliyor muydunuz? Badem yağı bağırsaklarınıza, cildinize, kalbinize iyi gelecek! Nasıl mı? Yazımızda badem yağının faydalarını sizin için anlattık. Badem yağı nedir ve nasıl üretilir? Badem yağının faydaları nelerdir? Hepsini sizin için araştırdık, inceledik.

Bu makalede sizleri şu başlıklar bekliyor:

 #  Badem Yağı Nedir?
 #  Badem Yağının İçeriği
 #  Evinizde Badem Yağı Nasıl Yapabilirsiniz?

 1  Cildinizi Güzelleştirir
 2  Göz Altı Morluklarını Azaltır
 3  Kırışıklıkları Azaltır
 4  Güneşten Korur
 5  Kolesterolü Dengeler
 6  Kalp Rahatsızlıklarına Yakalanma Riskini Düşürür
 7  Şeker Hastalığını Önler ve Tedavi Eder
 8  Kalın Bağırsak Sağlığını Kuvvetlendirir
 9  Kulak Ağrılarını Tedavi Eder

Badem Yağı Nedir?

Botanik ismi Prunus dulcis veya Amygdalus communis L.olarak bilinir. Orijinal olarak ilk zamanlarda Orta Doğu ve Asya’da yetiştirilmiştir. Kaju fıstığı gibi diğer fıstık türleriyle gruplandırılmış olsa da badem aslında bir meyvedir. Kabuklu bir meyvedir ve içerisinde çekirdeğini saklamaktadır. Badem yağının üretilmesinde iki çeşit badem türü kullanılır. Tatlı ve bitter yani acı bademle üretilir. Yıllar önce badem yağının keşfedilmesi tatlı bademleri toplayan çifçilerle başlar.

İlk önce acı badem yağı üretilir ve toksik olduğu anlaşılır. Acı badem yağı siyanür içerir yani zehirlidir ve küçük dozlarda bile toksik, zehir etkisi gösterebilir. Ancak doktor gözetimi altında acı badem yağı kullanılabilmektedir. Siyanür acı badem yağının içerisinden alındığı zaman geriye yağın antiviral, antibakteriyel, antifungal ve antispazmodik özellikleri kalır. Bu yüzden doktor gözetimiyle kullanılabilir.

Bütün besinlerde olduğu gibi bademinde birçok çeşidi bulunur. Genel olarak badem adıyla sınıflandırılır ancak Türkiye’de yetiştirilen badem farklıyken İspanya’da yetiştirilen bademin tadı, dokusu, lezzeti ve yağı birbirinden farklıdır.

Badem Yağının İçeriği

Tatlı badem yağı, sağlıklı denilen doymamış yağları içerir. 100 gram tatlı badem yağı 600 IU E vitamini içermektedir. Günlük ihtiyacımızın iki katı kadar E vitamini içerir. Bunun yanında önemli miktarda K, A ve B vitaminlerini bulundurur.

Evinizde Badem Yağı Nasıl Yapabilirsiniz?

Pahalı güzellik ürünlerine para vermekten bıktıysanız ve evinizde, doğal, temiz bir ürün yapmak istiyorsanız işte size fırsat! Badem yağını evinizde kendiniz yapabilirsiniz.fba

  • 2 su bardağı bademi robotunuzun içerisine atın. Robotu önce düşük seviyede sonra yüksek seviyede çalıştırın.
  • Bademler birbirine yapışık bir hale gelecektir. Robotunuzu durdurup tekrar çalıştırın. Bu işlemi birkaç kez tekrarlayın.
  • Bademleriniz macun kıvamına gelince işlemi durdurun.
  • Macun, hamur gibi bir kıvama gelen badem karışımınızın içerisine bir yemek kaşığı zeytinyağı ekleyin (merak etmeyin badem yağınızın kalitesini düşürmeyecek tam tersi arttıracaktır).
  • Cam bir kase veya kavanozun içerisine badem karışımınızı koyun. Kapağını kapatın veya streç filmle örtün. Oda sıcaklığında 1-2 hafta bekletin.
  • Bademlerin üzerinde yağ kendiliğinden ayrılacaktır. Bir süzgeç veya tülbent yardımıyla yağı karışımdan ayırabilirsiniz.
  • Tatlı badem yağınız hazır! Dilediğiniz gibi ister cildinize, ister yemeklerinize isterseniz de aromaterapi olarak kullanabilirsiniz.

Badem yağının nereden geldiğini ve evde tatlı badem yağını nasıl yapacağımızı öğrendiğimize göre sıra faydalarına geldi! İşte bademin sağlığa, güzelliğe faydaları:

Tatlı Badem Yağının Cilde Faydaları

Badem Yağının Faydaları: Cildinizi Güzelleştirir

Cildinizin parlak, nemli ve ışıl ışıl sağlıklı görünmesinin tek yolu uzun süreli cilt bakımları ve pahalı kremler değildir. Badem yağı içerisindeki vitaminler sayesinde cildi besler ve korur. Cildin nemini sağladığı ve kullanılan yağın emilimini yeterli şekilde sağladığı için ciltteki gözeneklerin tıkanmasını ve akne oluşmasını engeller. Hassas ciltlerde bile herhangi bir alerjik etki göstermez.

Tatlı badem yağını cildinizde kullanmadan önce hafif uçucu bir yağla karıştırmanız etkisini çok daha arttıracaktır. Özellikle doğal gül yağı bunun için mükemmeldir. Karıştırdığınız gül yağı ve tatlı badem yağını ellerinizin arasına alın. Ellerinizi ovuşturun ve yağı ısıtın bu yağın emilimini arttıracaktır. Daha sonra cildinize yukarı doğru masaj yaparak sürün.

Tatlı badem yağı anti oksidatif özelliği sayesinde cildi UV ışınlarından korur (1) . Hassas ciltler için bile oldukça güvenlidir. Deri altındaki yağ, akne gibi kirli bileşenleri çıkartmak için yumuşaklık sağlar. İçeriğindeki A vitaminiyle sivilce oluşumunu önler.

Göz Altı Morluklarını Azaltır

Göz altınızdaki şişlikler, torbalar ve morlukların tatlı badem yağına karşı hiç şansı olmayacak! Göz altı morlukları genetik ve yapısal bir durum olabilir. Uyku düzeni, sürekli bilgisayar ışığına maruz kalma, kimyasal kozmetiklerde bu durumu etkilemektedir. Kullanılan göz altı kapatıcıları geçici olarak göz çevrenizi aydınlatacak ve kimyasal sürmenize neden olacaktır. Ancak tatlı badem yağı doğal, ucuz ve tedavi edici bir yöntem olabilir.

Yatmadan önce elinize 1-2 damla tatlı badem yağını damlatın ve parmaklarınızda ovuşturarak, ısıtın. Göz altlarınıza şakaklarınıza doğru parmaklarınızla masaj yaparak uygulayın. Bir süre sonra uyandığınızda daha parlak, canlı ve şişliği inmiş göz çevresini göreceksiniz. Ancak çok fazla miktarda uygulamamaya dikkat edin. Göz çevrenizde fazla gelen yağın yağ bezelerine dönüşmesini istemezsiniz.

Badem Yağının Faydaları: Kırışıklıkları Azaltır

Bu başlığı yanlış okumadınız. Kırışıklıkları azaltmanızın tek yolu botokslar, iğneler, kremler değil! Emin olun sizin gibi kimse kırışıklıkların görüntüsünden pek hoşlanmıyor. Tatlı badem yağı faydalı yağ asitleri ve E vitamini içerir. Düzenli kullanımı cildin esnekliğini arttırır, hücreleri yeniler. Böylelikle kırışıklıklarınızı azaltır!

Güneşten Korur

Güneşten korunmak için güneş kremlerine ihtiyacınız olmayabilir. Yukarıdaki yazılarda bahsettiğimiz gibi tatlı badem yağı UV ışınlarından korur. Güneş ışınları cildi tahrip edebilir ve güneş yanığı oluşturabilir. Ama badem yağının SPF 5 özelliği olduğunu biliyor muydunuz? Bahar ve kış zamanlarında bile cildi güneşten korumak ve düşük koruyuculuğa sahip güneş kremi kullanmak gerekir. Bunun için tatlı badem yağı en güzel çözüm!

Yazın bronzlaşmak için kullanacağınız kakao veya havuç yağının içerisine ekleyerek güneşten alacağınız zararlı etkileri engelleyebilirsiniz. İçerisindeki vitamin ve yağ asitleri sayesinde hem güneşten korunun hem de cildinizi besleyin!

Badem Yağının Faydaları

Badem Yağının Faydaları: Kolesterolü Dengeler

Tatlı badem yağının sağlık açısından en bilinen özelliği kolesterolü dengelemesidir. HDL (iyi) ve LDL (kötü) kolesterolün dengesini sağlar. Düzenli tüketimi HDL’yi arttırır ve LDL’yi azaltır (2). İçeriğindeki doymamış sağlıklı yağlar, E vitamini ile kanınıza oksijen geçişini arttırır. Böylece kalbinizin pompaladığı kan akışı daha rahat sağlanır. Kalp sağlığınızı arttırmak, kalbinize bir hediye vermek istiyorsanız işte size tatlı badem yağı!

Kalp Rahatsızlıklarına Yakalanma Riskini Düşürür

Tatlı badem yağı sadece kolesterolünüzü düşürerek fayda sağlamaz aynı zamanda kalp krizi, damar tıkanıklığı, koroner kalp rahatsızlığı gibi problemlere yakalanma riskinizi azaltır. Tıp Bilimleri Araştırma Dergisi 2014’te yayınladığı bir çalışmayla da bunu doğrulamaktadır. Kalp rahatsızlıkları genellikle düşük antioksidan, düşük anti enflamatuvar beslenme sonucu oluşan kronik inflamasyonlardır.

Yani sebze, meyve, kuruyemiş, yeşil çay gibi bitki çaylarından tüketmeyen kişiler hücrelerini koruyamıyor demektir. Bunun sonucunda kalp rahatsızlıklarına yakalanma olasılığı artar.

Eğer bu rahatsızlığa sahipseniz bile tatlı badem yağını beslenmenize katmanızı kesinlikle öneriyoruz. Bunun yanında sülfür oranı yüksek gıdaları yani yumurta, lahana gibi ve omega-3’ten zengin beslenmek rahatsızlığınızın tedavisinde emin olun yardımcı olacaktır. Vücuttaki iltihaplanmayı azaltacaktır.

Şeker Hastalığını Önler ve Tedavi Eder

Şeker hastalığının temel sebebi pankreastan üretilen insülinin dengesiz olması veya hiç üretilememesidir. Tatlı badem yağının kan şekerini dengelediği ve diyabete yakalanma riskini azalttığı kanıtlanmıştır. Purdue Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre kahvaltıda badem ve badem türevlerini (badem unu, yağı gibi) tüketenlerin kan şekeri düzeylerinin daha dengeli olduğu görülmüştür.

Ayrıca daha tok hissettiklerini öğünden sonra doymayıp ikinci öğünü de tüketmelerini engellediği fark edilmiştir. Çalışmada badem yağının bütün bademler gibi etki gösterdiği de ortaya konulmuştur (3).  Başka bir üniversitede yapılan çalışmada yüksek glisemik indekse sahip karbonhidratlar (beyaz makarna, beyaz ekmek, şeker ve bazı meyveler) ile tüketilen bademin kan şekerinde denge sağladığı ve kan şekerinde fırlamaları engellediğini göstermiştir.

Şeker hastalığının başlangıç seviyesinde olanlar veya şeker hastalığına sahip bireyler için bu inanılmaz bir etkidir. Tedavi edilmesinde ve önlenmesinde yardımcı olabilir.

Beyaz unla yapılmış ürünleri ve şekerli besinleri tükettiğiniz zaman yanında badem tüketmeniz veya tatlı badem yağı kullanarak yapmanız kan şekerinizdeki dengesizliği engelleyecektir. Badem yağını yemeklerde kullanmanız diyabete yakalanma riskinizi azaltacaktır.

Kalın Bağırsak Sağlığını Kuvvetlendirir

Herkesin en yaygın sorunu, kabızlık! Tatlı badem yağı bağırsaklarınızı sağlıklı tutacaktır. Badem tüketmenin kolon kanseri riskini azalttığını biliyor musunuz?

Çocuklarda görülen rektal prolapsus rahatsızlığı (kalın bağırsağın son kısmının makattan dışarı sarkması)badem yağı enjeksiyonuyla tedavi edilir. Mısır’da bulunan Kahire Üniversitesi’nde pruritus ani  (makatta kaşıntı) hastalığı olan bireylere badem yağı enjeksiyonu yapılmıştır. Hastaların %93’ü takip edildi ve ikinci kez enjeksiyon sonrası iyileşmeleri sağlandı (4).  Kabızlığı giderebilmek için çorbalarınıza ve salatalarınıza 2 çorba kaşığı tatlı badem yağı katarak iyileşme sağlayabilirsiniz.

İrritabl bağırsak sendromu, kabızlık, pruritus ani, rektal prolapsus vb. gibi rektum denilen yani kalın bağırsağın son kısmıyla ilgili rahatsızlıklar ve kalın bağırsak hastalıklarından korunmak için yemeklerinize tatlı badem yağı muhakkak eklemelisiniz!

Kulak Ağrılarını Tedavi Eder

Badem yağı ve kulak ağrısı ne alaka diyebilirsiniz. Ancak besinlerin mucizesi, kimyası işte bu kadar etkilidir! Kulak ağrısı özellikle çocuklarda çok sık görülen bir problemdir. Kulak ağrısını geçirebilmek için homeopatik denilen yaşam gücünüzün, beslenmenizin, sağlığınızın dengelenmesiyle sağlanan birçok tedavi yöntemi vardır. Bunlardan biri de doğal tedavi yöntemi olan tatlı badem yağıdır. Kulak içerisini yumuşatmak ve içerideki hava geçişini arttırmak, tıkanıklığı azaltmak amacıyla kullanılır.

1 yemek kaşığı ılık suyun içerisine 2-3 damla tatlı badem yağı damlatın. Güzelce karıştırın ve ağrının olduğu kulağa damlatın. Kulak kanalının içerisine geçmesine izin verin. Kulak içerisinde mikroskobik kesikler olsa bile güvenli olduğu kanıtlanmıştır. Ancak, bilmeden ve doktorunuza danışmadan kesinlikle uygulamayın. Sıcak su kullanmayın ve 1 yemek kaşığından daha fazla su eklemeyin.

Umarım yazımızda badem yağı hakkında birçok şey öğrenmiş ve beğenmişsinizdir. Merak ettiğiniz sorular ve eklemek istedikleriniz için yorum bırakabilirsiniz.

Yulaf Samanı Çayı Faydaları Nelerdir?

Yulaf samanı çayını sıklıkla uzmanlardan televizyon ve sosyal medya aracılığıyla duyuyoruz. Bu çayı daha yakından inceleyerek ne olduğunu nelere iyi geldiğini, hangi hastalıklara faydalı olduğunu öğrenelim. Yulaf samanı nedir, Tarihi nedir? Yulaf samanı çayının faydaları nelerdir? Bunlar hakkında yazımızda birçok bilgi bulacaksınız.

Yulaf samanı yeşil yulaftan elde ediliyor. Hindistan’da uygulanan geleneksel tedavi yöntemi olan Ayurveda’da bile kullanılmaktadır. Bitkilerin ve otların gücü en az ilaçlar kadar etki gösteriyor. Yulafın bir parçası olan yulaf samanının faydaları ise inanılmaz.

Bu bilgiler sadece geleneksel olarak kullanımdan biliniyor. Bilim dünyasının yulaf samanı hakkında araştırmaları henüz bulunamadı. Bu yüzden çalışma mekanizması hakkında pek bir bilgi yok. Ancak, geleneksel yöntemlerde olan faydalarını sizin için inceledik.

Yulaf samanı çayının faydaları sinir sistemi, kalp sağlığı, cinsel sağlık ve sakinleştirici etkidedir. Bunlar hakkında yulaf samanı çayı faydaları yazımızda ayrıntıları bulabileceksiniz. Sağlığa olan faydalarından önce biraz yulaf samanını tanıyalım.

Bu yazımızda sizleri ne bekliyor şöyle bir bakalım:

 #  Yulaf Samanı Nedir?
 #  Yulafın Tarihi
 #  Yulaf Samanının Besin Değerleri

 1  Sinir Sistemini Güçlendirir
 2  Sinirleri Yatıştırır, Rahatlatır
 3  Cinsel Sağlığı Güçlendirir
 4  Uykusuzluğu (İnsomnia) Düzeltir
 5  Osteoporoz Riskini Azaltır
 6  İdrar Söktürücüdür
 7  Ödemin Atılmasına Yardımcı Olur
 8  Egzamayı, Siğili İyileştirir
 9  Tırnakları Güçlendirir

 #  Yulaf Samanı Çayı Nasıl Kullanılmalıdır?
 #  Yulaf Samanı Çayı Tarifi
 #  Yulaf Samanı Çayı Yan Etkileri

Yulaf Samanı Nedir?

Botanik ismi Avena sativa’dır. Avena besleyici anlama gelirken, sativa yetiştirilen anlamına gelmektedir. Bu anlamların doğruluğunu yazının ilerisinde sizde anlayacaksınız. Yulaf samanı adından da anlaşılacağı gibi yulaftan elde edilir. Yulaf genellikle Kuzey Avrupa’da yetiştirilir. Bu bitkinin gövdesi, tohumu gibi birçok bölgesi kullanılır. Kuru topraklarda, güneşe gerek duymadan büyüyebilir. Bu yüzden kuraklığa iyi dayanabilir.

Yulafın meyvesi, samanı ve tohumu Ağustos ayında toplanır. Büyüyen tohumları toplanıp kurutulduktan sonra yıllarca bozulmadan saklanabilir. Una benzeyen bir yapısı vardır. Yulaf samanı denilen aslında yulafın gövdesinin kurutulmuş halidir. Yulaf, 3.000 yıl önce Dicle ve Fırat nehirleri arasında yetiştirildiğine inanılmıştır. Daha sonra Avrupa’nın nemli ve soğuk iklimine yayılmış ve popüler bir tahıl ürünü haline gelmiştir.

Yulafın Tarihi

Yulaf yıllardır insanlara ve hayvanlara besleyici bir kaynak olmuştur. Besleyici olmasının yanı sıra hastalıkların tedavisinde de kullanılmıştır. Son yıllarda ülkemizde de popülerliği süren yulaf aslında Avrupa’da uzun yıllardır tüketilmektedir. Kahvaltıda yulaf lapası tüketmeyi ilk olarak İskoçyalı’lar başlatmıştır.

Yulafın kendine ait birçok faydası vardır. Bu faydaları yulaf samanında veya yulafın sütünde de bulmak mümkündür. Avrupa’da mental, akıl sağlığının artması  ve güçsüzlüğe, zayıflığa iyi gelmesi, sinir sistemi sağlığı amacıyla yıllardır yeşil yulaf otu ve yulaf samanı kullanılmıştır.

Yulaf Samanının Besin Değerleri

Yulaf samanı, protein, B1 vitamini, B2 vitamini, D vitamini, E vitamin, karoten, nişasta, yağ gibi bileşikler içermektedir.

Aynı zamanda kalsiyum, magnezyum, potasyum ve demir gibi mineralleri de içerir. Et ürünleri ve süt gibi besinlerden alabildiğimiz birçok besin değerini bu minik bitkiden yaptığımız çay ile alabiliyoruz.

Yulaf Samanı Çayının Faydaları

Sinir Sistemini Güçlendirir

Her ne kadar çalışma mekanizması bilinmese de beyindeki alfa-2 dalgalarını arttırarak sinir sistemini güçlendirdiği düşünülmektedir (1). En popüler faydası sinir sistemine olan etkisidir. Yulaf samanı çayı hiperaktivite gibi sinir sistemi rahatsızlıklarında tedavi amacıyla kullanılmıştır. 1 kupa yulaf samanı çayı sinir sistemini güçlendirebilir, beyin fonksiyonlarını arttırır.

Sinirleri Yatıştırır, Rahatlatır

Yulaf sıradan bir bitki gibi görünmesine rağmen yatıştırıcı, sakinleştirici olarak bile kullanılabilir. Yulaf samanını tüketen bireyler kısa sürede rahatlama ve sakinleşme etkisini görecektir (2). Fiziksel gerginliği ve gergin bir sinir sistemini rahatlatmak için en güzel yöntemlerden biri yulaf samanı çayı tüketmek olacaktır.

Daha sakin, yumuşak bir duygusal ruh haline kavuşmak istiyorsanız yulaf samanı çayınıza biraz bal katın ve sıcacık çayınızı yudumlayın.  Eskiden depresyonda olan kadınların tedavisinde yulaf samanı çayı kullanılmıştır. Ancak dikkat etmeniz gerekir çok fazla tüketilmesi önerilmez. Kullanmadan önce aşağıdaki yan etkileri kısmını okumalısınız.

Yulaf Samanı Çayının Faydaları: Cinsel Sağlığı Güçlendirir

Yulaf samanıyla yapılan az birkaç çalışmadan biride cinsel sağlığa, libidoya olan etkisidir. Yulaf samanı çayı tüketimi erkek ve kadınlarda cinsel sağlığı arttırır. Avrupa’da bitkisel tedavi uygulayan Almanya gibi ülkelerde bu etki oldukça bilinir. Meşhur cinsel sağlığı arttıran ilaçların yerine kullanılır. Hatta İsviçre’de yulaf samanı, cinsel sağlığı arttıran ilaçlar yerine satılmaktadır.

Uykusuzluğu (İnsomnia) Düzeltir

Geceleri bir türlü uyuyamıyor ve uzun süredir bu problemi yaşıyorsanız dikkate almalısınız. Uykusuzluk, aslında insomnia adında literatürde yer almış bir hastalıktır.Yulaf samanının yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisi vardır.

Bu etki uykusuzluk probleminizi yenmenize yardımcı olabilir. Papatya çayı her zaman gerginliği azaltmada ve sakinleştirmede önerildiği gibi bilinmeyen bir diğer çay ise yulaf samanı çaydır. Yulaf samanı çayından bir kupa içerek bu etkiyi deneyebilirsiniz. Ancak öncelikle aşağıda yer alan yan etkileri okumalısınız.

Osteoporoz Riskini Azaltır

Osteoporoz hastalığı kemiklerin güçsüz, kırılgan hale gelmesidir. Kırılgan kemiklerin oluşmaması için aklımıza ilk olarak kalsiyum gelir. Ancak önemli olan bir diğer nokta da hormonlardır.

Kadınlarda östrojenin menopozla birlikte azalmasıyla kemik kırılganlığı artar. Bu yüzden kadınlarda osteoporoz erkeklerden çok daha fazla görülür. Yulaf samanı çayı östrojenin artmasını sağlar. Ayrıca yulaf samanı çayı kalsiyum, magnezyum ve fosforda içermektedir.

Yulaf Samanı Çayının Faydaları: İdrar Söktürücüdür

Bitkilerin birçoğunda diüretik denilen idrara çıkarma özelliği vardır. Ancak yulaf samanı bu bitkiler arasında baş sırada yer alır. İdrarın akışını arttırarak böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonları, retansiyon gibi rahatsızlıklarda yardımcı olmaktadır.

Ancak uzmanlar bu bitkinin kullanılmasıyla oluşan etkinin böbrekleri zorladığını söylemektedir. Kullanımı eğer güvenli bir şekilde sağlanırsa faydalı olmaktadır. Kullanırken muhakkak bol su tüketmelisiniz. Diüretik ilaçlar kullanmak yerine yulaf samanı çayını tercih edecekseniz öncelikle doktorunuzla konuşmalısınız.

Ödem Atılmasına Yardımcı Olur

Yulaf samanı çayının idrar söktürücü olması vücutta ödemin atılmasına yardımcı olur. Özellikle bayanların regl dönemlerinde en büyük derdi olan şişkinlik ve ödem çaylar yardımıyla atılabilir. Bunun için yulaf samanı çayı inanılmaz etkilidir. 1 yemek kaşığı yulaf samanını demleyerek günde 2 kupa içebilirsiniz. Özel bir durumunuz varsa ve ilaç kullanıyorsanız tüketmeden önce muhakkak doktorunuza danışmalısınız.

Egzemayı, Siğili İyileştirir

Demlenmiş yulaf samanı çayı direk olarak cilde uygulanabilir. Denemeden önce ilk olarak bileğinize küçük bir miktarda sürüp kızarıklık gibi alerjik reaksiyonlar gösterip göstermediğini kontrol etmelisiniz.  Egzemanın oluştuğu veya siğilinizin olduğu bölgeye bir miktar yulaf samanı çayı uygulayabilirsiniz. Günde bir kere yapmanız yeterlidir.

Yulaf Samanı Çayının Faydaları: Tırnakları Güçlendirir

Yulaf samanı silika denilen bir bileşen içerir. Bu bileşen ayak ve el tırnakların güçlü ve sağlam olmasına yardımcı olur. Ayrıca az bir miktar yulaf samanı çayı birçok besinde bulunan kalsiyum, magnezyum, fosfor gibi tırnak, saç ve kemik sağlığına iyi gelebilecek mineralleri içerir. Böylelikle tırnakların kolayca kırılmasını engeller.

Bitkisel tedavi yöntemlerini kullanan doktorların saç ve tırnak kürlerinde muhakkak bu bitki bulunur. Yulaf samanı çayı tüketebilir veya tırnaklarınızı yulaf samanı çayı içerisinde bekleterek güçlenmesini sağlayabilirsiniz.

Yulaf Samanı Çayı Nasıl Kullanılmalıdır?

Yulaf samanı, çay poşeti şeklinde hazırlanıp demlenebilir. Bunun dışında yaklaşık 1 bardak dolusu yulaf samanını bir kavanozda demleyerek saklanır ve içileceği zaman kavanozdan bir kahve fincanı kadar alınır. Ancak bu oldukça geleneksel olarak kullanılan bir yöntemdir. Böyle yapılmasının tek sebebi daha fazla yulaf samanı kullanarak daha fazla besleyici etkiyi sağlamaktır.

Yulaf Samanı Çayı Tarifi

Malzemeler:

  • Kavanoz
  • 1 bardak yulaf samanı
  • Kaynamış su

Yapılışı:

  • Yulaf samanını kavanozun içerisine dökün.
  • Kavanozun içerisine kaynamış suyu ekleyin.
  • Kavonozun kapağını sıkıca kapatın.
  • 4-6 saat boyunca bekleyin.
  • Suyun yüzeyine çıkan yulaf samanları yavaşça dibe çökecek ve rengini verecektir.
  • Beklettikten sonra yulaf samanlarını süzgeçle süzün.

Çay şeklinde bir türk kahvesi fincanında tüketebilirsiniz(3). Buz kalıplarına döküp soğuk içecek olarak limonatanıza katabilirsiniz. Ancak çocukların ve hamilelerin tüketmemesine dikkat etmelisiniz.

Yulaf Samanı Çayı Yan Etkileri

Bitkilerin etkilerinin ilaçlar kadar etkili olduğu unutulmamalıdır. Glutene alerjiniz varsa, çölyak hastasıysanız kesinlikle yulaf samanı çayından uzak durmalısınız. Düşük bir ihtimalde olsa çapraz kontaminasyon denilen etkiyle tarlada veya işleme sırasında buğdayla etkileşime geçmiş olabilir.

Günde maksimum 2 kupa kadar veya kavanozda yapıyorsanız 2 kahve fincanı kadar tüketilmelidir. Ayrıca, yan etkileri kesin olarak bilinmemektedir. Sağlıklı bireylerde kullanmadan önce doktora danışmalıdır.

Yulaf samanı çayı hakkında araştırdığımız bütün bilgileri sizinle paylaştık. Umarım beğenmişsinizdir ve faydalı olmuştur. Merak ettikleriniz ve sorularınız için yorum bırakabilirsiniz!

Keten Tohumunun Faydaları

Herkesin merak ettiği keten tohumunun faydaları nelerdir? Son zamanlarda keten tohumu, chia tohumu gibi birçok tohum popüler hale geldi. Özellikle bu minik, kahverengi tohumların adını sıklıkla duyuyoruz. Bide bu yazıda keten tohumun faydalarını ele aldık. Uzmanların süper gıdalar arasında en çok önerdiği besinlerden biri keten tohumu oldu. Acaba öneriler doğru mu? Kendisi küçük ama popülerliği büyük olan bu besinin faydaları neler?

Niye tüketmeliyiz? Sindirim sisteminizden, cilt güzelliğine, kolesterol seviyenize kadar birçok etkisi bulunuyor. Lifin önemini, omega-3 yararlarını artık hepimiz öğrendik. Keten tohumunda bu ikisinden çok daha fazlası olduğunu söyleyebiliriz. Son yapılan çalışmalar, keten tohumunun faydaları, hastalıklarda tedavisi hakkında birçok şeyden bahsedeceğiz. Ancak, keten tohumunun faydalarından bahsetmeden önce neler içerdiğini inceleyelim.

Bu makalede bulacağınız başlıklar şöyledir

 #  Keten Tohumu Besin Değeri

 1  Yüksek Lif İçeriğiyle Bağırsakları Çalıştırır
 2  Omega-3 İçeriğiyle Kolesterolü Düşürür
 3  Kanserden Korur
 4  Menopoz Semptomlarını Azaltır
 5  Sağlıklı Saç ve Cilt Sağlar
 6  Tansiyonu Düşürür
 7  Et Tüketmeyenler İçin Protein Kaynağıdır
 8  Kan Şekerini Dengeler
 9  Kilo Vermeye Yardımcı Olur

 #  Keten Tohumunu Nasıl Kullanabilirsiniz?
 #  Öğütülmüş Hali Mi Tüketilmeli?

Keten Tohumu Besin Değeri

3 yemek kaşığı keten tohumu aşağıdaki besin öğelerini içerir.

  • Omega-3 (ALA) 6,338mg
  • Kalori 111 kkal
  • Protein 3,9 g
  • Karbonhidrat 6 g
  • Lif 6 g
  • Yağ 9 g
  • Vitamin B1 (Günlük ihtiyacın % 31’ini karşılar.)
  • Manganez (Günlük ihtiyacın %35’ini karşılar.)
  • Magnezyum (Günlük ihtiyacın % 30’unu karşılar.)
  • Fosfor (Günlük ihtiyacın % 19’unu karşılar.)
  • Selenyum (Günlük ihtiyacın % 10’unu karşılar.)
  • Ayrıca keten tohumu yeteli miktarda B6 vitamini, demir, potasyum, çinko ve bakır içermektedir.

Keten Tohumunun Faydaları

Yüksek Lif İçeriğiyle Bağırsakları Çalıştırır

Maalesef birçok kişi kabızlık gibi bağırsak problemi çekiyor. En büyük sebebi yeterli lif ve su tüketmememizdir. Kocaman bir salata yemeye bazen vaktiniz olmayabilir. Böyle durumlarda bu minik tohumlar yardımcınız olacaktır. Keten tohumlarının en olağanüstü faydalarından biri, yüksek oranda müsilaj zamı içerir. Müsilaj nedir? Bitkisel besinlerde bulunur ve bir lif çeşididir. Bağırsakta çözünen bu lif jelimsi bir yapıya dönüşür ve besinlerin bağırsaktan geçişini kolaylaştırır. Bunun dışında başka lifleride bulunduran keten tohumu, bağırsak problemlerinde yardımcıdır.

Her gün sebze, meyve tüketimiyle lif almamız gerekiyor. Ancak, fırsat bulamadığımız veya canımızın istemediği durumlarda keten tohumu tüketebiliriz. Müsilaj ve diğer lifleri sayesinde sindirim sisteminizi çalıştıracaktır.

 Keten Tohumunun Faydaları:  Omega-3 İçeriğiyle Kolesterolü Düşürür

Balık sevmeyen veya vejeteryan, vegan olan bireyler günlük omega-3 alımını sağlayamıyor. Bunun için doğada çözümler bitmiyor! Balık ve et yiyemiyorsanız keten tohumunda omega-3 bulunduğunu biliyor muydunuz? Balıktakinden farklı olarak bitkisel omega-3 kaynağıdır. Çalışmalar, keten tohumundaki omega-3ün kolesterolün artışını, atardamarların iltihaplanmasını ve tümör büyümesini engellediğini gösterdi. Keten tohumunun içerisindeki omega-3ü çok tüketenlerin daha az kalp krizi geçirdikleri, daha az kalp rahatsızlıklarına yakalandığı görüldü (1) .

Keten tohumu, omega-3 çeşitlerinden ALA’nın (alfa-linoleik asit) zengin bir kaynağıdır. Bitkisel olan bu kaynağın sağlığa olan faydaları kanıtlanmıştır. Özellikle kalp sağlığı, kolesterol ve düşük kalp krizi riskiyle ilişkilendirilmiştir.

Kanserden Korur

Hepimiz bu hastalıktan korkar olduk ve yakalanmamak için neler yapabileceğimizi araştırıyoruz. Genel olarak düzgün beslenmek için harekete geçmemiz lazım. Keten tohumunu sabah yumurtanızın üzerine serpebilir veya yoğurdunuzla birlikte yiyebilirsiniz. Kanserde etkili olur mu? Kesinlikle evet, çalışmalar tekrar tekrar gösteriyorki keten tohumu meme, kolon, prostat kanserine karşı savaşmada inanılmaz başarılıdır. Keten tohumunda bulunan üç ayrı lignan bileşeni, vücuttaki hormonların dengesini sağlar. Böylece meme kanserinin oluşumu engellenir, yakalanma riski azalır.

 Keten Tohumunun Faydaları:  Menopoz Semptomlarını Azaltır

Menopoz döneminde görülen rahatsızlıkların birçoğu östrojen hormonunun vücutta azalmasıyla ilgilidir. Keten tohumunda bulunan lignanlar hormon dengesizliğini düzeltebilir. Çünkü keten tohumu lignanları östrojen özellik içerir. Ancak bu özellik sadece menopoz semptomlarını azaltmakla kalmaz osteoporoz riskini de azaltır.

Keten tohumu lignanlarının içerdiği östojen özelliği ile regl döngüsünün düzenlenmesi sağlanır, menopoz döneminde görülen semptomlar azalır ve osteoporoz riski azaltılır.

Sağlıklı Saç ve Cilt Sağlar

Bayanlar ve erkeklerin dış görünüşünde en önem verdiği saçları, cildi ve tırnaklarıdır. Canlı, parlak ve sağlıklı saç yapısına, tırnaklara ve pürüzsüz cilde kavuşmak istiyorsanız keten tohumunu denemenizde fayda var. İçeriğindeki omega-3 yağı, B vitaminleri ciltteki pul pul dökülmeyi azaltır. Saç derisindeki kuruluğa iyi gelir. Özellikle egzama, akne gibi problemlerinize oldukça faydalıdır. 1 yemek kaşığı keten tohumunu gün içinde tüketebilirsiniz.

Keten tohumu yağı bu konuda diğer bir seçenektir. Sağlıklı yağların içerisinde başı çeken keten tohumu yağı, mükemmel bir seçenek oluşturur. 1-2 tatlı kaşığı keten tohumunu yiyeceklerinize ekleyip, yiyebilirsiniz. Ayrıca kokusuz, baz yağlarla (tatlı badem yağı, zeytinyağı) karıştırılarak cilt üzerinde de kullanılabilir.

 Keten Tohumunun Faydaları:  Tansiyonu Düşürür

Yüksek tansiyon problemi kalp rahatsızlıkları için çok önemli bir risk faktörüdür. Düşürmede etikili olduğu kanıtlanan keten tohumu, doğal bir tansiyon düşürücü besindir (2). Kanada’da yapılan bir çalışmada 30 gram keten tohumu tüketen bireylerin sistolik ve diastolik kan basınçlarında düşüş olduğu görülmüştür. Yani küçük ve büyük tansiyonları düşmüştür. Bu çalışmanın dışında daha birçok araştırmada bunu doğrulamıştır.

Et Tüketmeyenler İçin Protein Kaynağıdır

Bu minik tohumların içeriğinde protein bile bulunuyor. Protein alabilmek için sadece et ve et ürünleri tüketmenize gerek yok. Bitkisel protein kaynaklarından keten tohumu çok önemli amino asitleri (proteinin yapı taşı) bile içeriyor. Glutamin, arjinin gibi vücut için gerekli olan aminoasitleri keten tohumunun içerisinde bulabiliyoruz. Keten tohumundaki proteinlerle yapılan laboratuar çalışmaları bağışıklık sistemini güçlendirdiği, tümör oluşumunu engellediği ve anti-fungal (mantara karşı) etki olduğunu gösterdi. Vejeteryan ve vegan olan bireyler için inanılmaz bir kaynak!

 Keten Tohumunun Faydaları:  Kan Şekerini Dengeler

Tip 2 diyabet dediğimiz şeker hastalığı dünya genelinde en çok görülen hastalıklardan biri haline geldi. Sebebi, insülin ve kan şekerindeki dengesizlikler olan bu hastalıktan kurtulmak için size bir ipucumuz var. Günlük beslenmesine 10-20 gram keten tohumu ekleyen bireylerin kan şekeri seviyelerinin %8-20 oranında düştüğü görüldü (3) . İçeriğindeki lifi sayesinde oluşan bu etki şeker hastaları için ufak bir değişiklikle çok güzel bir fayda sağlıyor.

Kilo Vermeye Yardımcı Olur

Sürekli bir şeyler atıştırıyor ve günde 6 öğün yemek senin için ideal ise sana bir müjdemiz var. Atıştırarak, öğün sayını arttırarakta kilo vermen mümkün! Yeterki hangi besini yiyeceğini bil. 25 gram keten tohumu iştahı baskılayıcı ve uzun süre tok tutucu etki göstermiştir. İçeriğindeki lif doygunluk hissini arttırır ve bir sonraki öğünde yanlış besinlere saldırmanı önler. Böylelikle kilo vermene yardımcı olur. Sütün içerisine chia tohumuyla birlikte ekleyeceğin keten tohumu minimum 3 saat tokluk sağlayacaktır. Keten tohumuyla olan bu tarifi kesinlikle denemelisin!

Keten Tohumunu Nasıl Kullanabilirsiniz?

Bunun için aslında birçok seçenek bulunuyor. Evde yaptığınız tam tahıllı ekmek, kek gibi hamur işlerinin içerisine katabilir veya yoğurdun üzerine dökülebilir. Aynı zamanda salatanıza ekleyebilir, sabah kahvaltıda yumurtanızın üzerine serpebilirsiniz. Haftada 3 gün balık tüketmeyenler, protein alımı az olanlar ve kabızlık problemi çekenler günlük beslenmesine muhakkak 1 yemek kaşığı kadar eklemelidir.

Öğütülmüş Hali Mi Tüketilmeli?

Öğütülmüş keten tohumu alıyorsanız eğer satın alırken kapalı bir kutuda olmasına dikkat etmelisiniz. Kutuyu buzdolabında muhafaza etmeli ve güneş ışığı almamasını, serin yerde kalmasını sağlamalısınız. Eğer tohum halinde satın aldıysanız tüketmeden önce öğütmek veya havanda dövmek içerisindeki tüm faydalardan yararlanmanızı sağlayacaktır.

Umarım bu yazıda keten tohumu hakkında merak ettiğiniz her şeyi öğrenmişsinizdir. Saçtan, cilde, kanserden, şeker hastalığına kadar birçok faydası bulunan bu tohum kesinlikle mutfağınızda yer almalıdır. Merak ettikleriniz ve sormak istedikleriniz için yorum bırakabilirsiniz!

Zerdeçalın Faydaları Nelerdir?

Zerdeçal, ülkemizde çok yaygın olarak kullanılmasa da Hindistan’ın ve Güney Doğu Asya’nın vazgeçilmez baharatlarından biridir. Hint yemekleri diyince gözünüzde baharatlı, turunculu renklerde yemekler canlanmıyor mu? Bu yemeklerin birçoğu zerdeçal içeriyor.

Zerdeçalın faydalarını sizinle bu yazımızda paylaşacağız. Bilim dünyasının en çok araştırdığı baharatların başında gelen zerdeçal birçok ilaç etkisiyle kıyaslandığında fark edilmiştir ki en az ilaçlar kadar güçlü etkiye sahiptir. Kanserden, diyabete birçok hastalık için çalışmalar yapılmış ve faydaları görülmüştür. En belirgin özelliği turuncu-sarı rengi olan zerdeçalın faydalarını, yapılan son bilimsel çalışmaları sizin için araştırdık.

Zerdeçal, tahmin ettiğinizden çok daha fazla etkiye sahiptir. Zerdeçalın faydaları yazısını okuduktan sonra sizde bu söylediğimizi onaylayacaksınız. Ancak, öncelikle zerdeçalın ne olduğunu, nereden geldiğini ve tarihini inceleyelim.

Zerdeçalın Faydaları, Tarihi ve Besin Değerleri

 #  Zerdeçal Nedir?
 #  Zerdeçalın Tarihi
 #  Zerdeçalın Besin Değerleri

 1  Artritin Tedavisine Yardımcı Olur
 2  Antidepresan Etkisi Gösterir
 3  Kanserde Tedavi Edicidir
 4  Şeker Hastalığının Kontrolünü Sağlar
 6  Cilt Problemlerini Tedavi Edici
 7  Anti-İnflamatuar Etkili
 8  Ağrı Kesicidir
 9  Steroid Tedavisi Kadar Etkilidir

 #  Zerdeçalın Yan Etkileri
 #  İlaçlarla Olan Etkileşimi

Zerdeçal Nedir?

Curcuma longa cinsi bitkiden elde edilir. Genellikle Hindistan’da ve Güney Doğu Asya’da yetiştirilir. Toz olarak kullanılan zerdeçal aslında curcuma longa bitkisinin kökünün kurutulmuş halidir. Zencefilgillerden gelen zerdeçalın toz hali sarı renge sahiptir ve Güney Asya mutfağında yemeklere renk katmak amacıyla kullanılır. İsmi ‘’altın baharat’’ olarak ünlü olmuştur.

Zerdeçal olarak isimlendirdiğimiz baharat aslında toprağın altında yetişen kök kısmıdır. Bitkinin yaprakları özgün aromaya sahiptir ve yemeklere lezzet, aroma vermesi için çok tercih edilir. Çin ve Hint tıbbında uzun yıllardır kullanılan zerdeçal artık bilim dünyasınında kabul gördüğü faydalı baharatlar arasındadır.

Zerdeçalın Tarihi

Bu bitki Asya’da binlerce yıldır kullanılmaktadır. Ayurveda ve geleneksel Çin tıbbı tedavisinde önemli bir yer edinmiştir. Zerdeçalın orijinaline göre çok farklı isimleri vardır. Bazı kaynaklar, ismin Latin kökenli terra meritadan gelebileceğini söylüyor. Terra Merita değerli toprak anlamına gelmektedir.

Örneğin, Antik Polinezyalıların Pasifik Okyanusu’ndan Hawaii’ye giden yolculuklarında zerdeçal taşıdığını iddia eden hikayeler vardır. Marco Polo ise MS 1280 yılında Çin’de olduğu sırada zerdeçal hakkındaki öğrendiklerini günlüğüne şöyle yazdı: “Safranın tüm özelliklerini içeren bir sebze var. Aynı renge ve kokuya sahip ancak aslında safran değil.’’ Çin’de zerdeçal yıllarca safranın yerine kullanılabilecek bir baharat olarak kullanılmıştır. Kurkumin, zerdeçalın içerisinde bulunan sağlığa faydası olan asıl maddedir.

Aynı zamanda zerdeçala eşsiz rengini kurkuminin verdiği söylenmektedir. Hindistan’da oldukça değerli olan bu baharat törenlerde, önemli günlerde, dini törenlerde bile yıllarca kullanılmıştır. Ortaçağ Avrupa’sında zerdeçal yaygın olarak Hint safranı olarak duyulmaya başlandı. Daha pahalı olan safran baharatının yerine alternatif olarak zerdeçal kullanıldı. Nizamabad, Hindistan’da bir şehir olup, dünyanın en önemli ticaret merkezi ve en büyük zerdeçal üreticisi haline geldi. Böylece, Nizamabad sık sık “Zerdeçal Kenti” olarak anıldı.

Zerdeçalın Faydaları Nelerdir?

 Zerdeçalın Faydaları:  Artritin Tedavisine Yardımcı Olur

Artrit eklemler üzerinde dışarıdan bile belli olan iltihap durumudur. Halk arasında genellikle iltihaplı romatizma olarak bilinir. Eklemler üzerindeki iltihaplanma aslında bir inflamasyonun göstergesidir. Zerdeçalın içerisinde bulunan kurkuminin en bilindik özelliği anti inflamatuar olmasıdır. Yani, ağrıları ve inflamasyonu azaltır. Romatoid artrit tedavisinde kullanılan ilaçların etkisi zerdeçalla karşılaştırılmıştır.

45 romatoid artritli hasta gruplara bölünmüş bir kısmı ilaç kullanırken bir kısmı ise kurkumin takviyesi almıştır. Sonucunda kurkumin takviyesinin kullanılan ilaçtan çok daha etkili olduğu görülmüştür (1). Yapılan bu çalışmada zerdeçal tedavisinin oldukça güvenli ve ilaçtan daha başarılı olduğu vurgulanmıştır. Bilim dünyası artrit ve zerdeçal tedavisiyle ilgili çalışmaların yapılmasını teşvik etmektedir.

Kurkumin, romatoid artrit için kullandığınız birçok ilaçtan çok daha etkili olabilir. Ancak evde yemeklerin içerisine koyduğunuz zerdeçalda etki görebilmeniz düşük bir ihtimaldir. Yapılan bu çalışmada 500 mg kurkumin takviyesi kullanılmıştır. Bunun yerine her gün kendinize zerdeçalla karışım yapabilirsiniz veya takviye olarak kurkumin alabilirsiniz. Takviyeyi kullanmak için doktorunuza danışmalısınız.

 Zerdeçalın Faydaları:  Antidepresan Etkisi Gösterir

Depresyon, üzüntü ve anksiyete durumlarında psikiyatrdan ilaç tedavisi alabiliyoruz. Ama doğadaki şifaların gücünü de unutmamak lazım. Bir bitki belkide stresinize, üzüntünüze ilaç kadar iyi gelebilir. Nasıl mı? Zerdeçalın içerisindeki kurkumin bileşeni depresyon tedavisinde çok araştırılmıştır. Hayvan ve insanlarda yapılan deneyler kurkuminin depresyonda çok başarılı sonuçlar verebileceğini göstermiştir.

60 depresyon hastasına zerdeçal ve ilaç tedavisi denenmiştir. Zerdeçalın ilaç kadar etkili olduğu görülmüştür (2). Bilim dünyası zerdeçalın depresyona olan etkisini hala araştırıyor. Ancak şimdiye kadar yapılan çalışmaların olumlu sonuçlar verdiği kesindir. Kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Zerdeçalın yan etkilerine ve ilaçla etkileşimlerine dikkat ederek kullanabilirsiniz.

Kanserde Tedavi Edicidir

Kanser, bilim adamlarının tedavi yöntemleri için en çok araştırdığı hastalıklardan biridir. Zerdeçalın içerisindeki kurkuminin kansere olan etkisini araştıran bilim dünyası şöyle bir açıklama yapmıştır: ”Zerdeçalın antikanser etkisi yoktur ( kansere yakalanmamak için hücreleri koruyucu etki).

Kanser hücrelerini öldürmekte, büyüyen kanser hücrelerinin büyümesini durdurmakta daha etkilidir.” 2017 yılında yapılan son çalışmalarda pankreatik kanserde agresif formdaki, kimyasala karşı güçlü kalan kanser hücrelerinin direncini kırmada başarılı olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, zerdeçalın içerisindeki kurkumin içeriği kanserin metastazını (kanserin başka bölgelere yayılması), kanser hücrelerinin büyümesini ve gelişimini engeller.

Şeker Hastalığının Kontrolünü Sağlar

Şeker hastalığının (tip 2 diyabetin) ve insülin direncinin kontrolünün sağlanmasında birçok ilaç kullanılmaktadır. Ancak evde yemeklerinize zerdeçal ekleyerek bu ilaçların etkisini arttırabilir veya ilaç kullanma aşamasına gelmediyseniz, hastalığın ilerlemesini durdurabilirsiniz.

Zerdeçal, insüline olan tepkinizi arttıracaktır. Diyabetli olan kişilerde nöropati (sinirsel) ve retinopati (göz) rahatsızlıkları görülür. Sonucunda körlüğe kadar giden bu rahatsızlıkları engellemek için zerdeçalın başarılı olduğu bulunmuştur. Şeker hastalığı riskiniz varsa veya bu hastalığa sahipseniz evinizde yemeklerinizden zerdeçalı eksik etmeyin.

Cilt Problemlerini Tedavi Edici

Zerdeçalın antioksidan kapasitesi çok yüksektir. Antioksidanlar hücreyi zararlara karşı koruyan ve hasar görmesini engelleyen özellikte bileşenlerdir. Ciltteki gözeneklerin küçülmesini, sivilcelerin azalmasını sağlar (3).  Cildiniz daha canlı ve daha az sivilceli hale kavuşur.

Zerdeçalı direk olarak yüzünüze maske şeklinde de uygulayabilirsiniz. Ancak alerjik reaksiyon gösterebilir bu yüzden önce bileğinizde çok küçük bir miktarı koyarak kızarma tepkisi gösterip, göstermediğini kontrol etmelisiniz. Yapmanız gereken: Cildinizi güzelce yıkayın ve kurulayın.

Ardından bir yemek kaşığı yoğurdun içerisine yarım yemek kaşığı zerdeçal tozu ve yarım yemek kaşığı bal ekleyip, karıştırın. Bu karışımı yüzünüze güzelce maske halinde uygulayın. 15-20 dakika sonra durulayabilirsiniz. Sivilcelerin azalmasına, daha canlı bir cilt görünümüne yardımcı olacaktır.

Antienflamatuvar Etkili

Zerdeçalın en büyük ve en bilinen faydası antienflamatuvar etkisidir. İnflamatuar denilen olay aslında birçok hastalığa neden olmaktadır. Antienflamatuvar denilen özellik aslında iltihapların azaltılmasıdır. İltihaplar sonucu hastalıklarda kronik ağrılar oluşur. Ağrıların azaltılabilmesi için zerdeçal inanılmaz bir besindir. Yazımızın başından sonuna okuduğunuz birçok hastalıkta iltihaplanma görülmektedir. Her birinde zerdeçal yardımcı olmaktadır.

Ağrı Kesicidir

Yazıda diyabetin tedavisinde yardımcı olduğundan bahsetmiştik. Diyabette görülen ağrılı nöropati ve retinopati durumlarını azaltan zerdeçal ağrı kesici etkisi göstermektedir. Yalnızca diyabetteki ağrılarla kalmıyor. Ciddi yanıklarda görülen ağrının şiddetini zerdeçal azaltabiliyor.

Amerika’daki araştırmalar yanık tedavisinde kullanılan ilaçlar yerine zerdeçalın kullanılabileceğini önermiştir (4). Kilerinizde bulunan toz zerdeçal evinizdeki doğal ağrı kesici ilacı olabilir.

Steroid Tedavisi Kadar Etkilidir

Kortikosteroid birçok hastalığın tedavisinde kullanılır. Kronik ağrılar, sedef hastalığı, romatoid artrit gibi hastalıklara sahip bireyler kortikosteroid tedavisi görmektedir. Son 10 yıldaki verilerde kronik inflamasyon hastalıkları için sadece steroid tedavisi olmadığını gösterir.

Zerdeçalın bu hastalıklarda tedavi amacıyla kullanılabileceğini, steroidin yan etkileri ve zararları varken zerdeçal tedavisinin çok daha zararsız olduğunu söylemektedir. Bunu gösteren çalışmalar çok yetersizdir ancak alternatif tedavi yöntemi uygulayan yurtdışındaki doktorlar birçok hastalıkta zerdeçal önermektedir. Eğer bu hastalıkların hiçbirine sahip değilseniz bile yakalanmayı önlemek için zerdeçalı yemeklerinize katarak önleyici etki sağlayabilirsiniz.

Zerdeçalın Yan Etkileri

Yukarıda anlattığımız her şey zerdeçalın faydaları hakkındadır. Ancak, unutmamak gerekir ki besinlerin her biri tıpkı içtiğimiz ilaçlar gibi kimyasallardır. Kullanımı faydalı olabileceği gibi aşırı dozu yan etki gösterebilir. Ayrıca, hastalıklarınızın tedavisinde kullanmak istiyorsanız mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız.

Cilt üzerinde kullanılan zerdeçal yanma, kızarıklık, kaşıntı gibi yan etkiler gösterir. Cildinize sürecekseniz ilk önce bileğinize sürerek alerjik reaksiyon gösterip göstermediğini test edebilirsiniz.

Yüksek dozda kullanılan zerdeçal ishal, mide bulantısı, kanama, karaciğer fonksiyonlarında bozukluk, tansiyonun aşırı düşmesi, adet döneminde kanamanın artması gibi etkiler gösterir. Hamile bayanlarda yan etkileri vardır bu yüzden dikkatli kullanılmalıdır.

İlaçlarla Olan Etkileşimi

Eğer kan sulandırıcı, anti enflamatuvar ilaçlardan birini kullanıyorsanız zerdeçal kullanımına dikkat etmelisiniz. Kanama artışı olabilir veya ciddi sorunlar yaşayabilirsiniz. Yemeklerinizde tuz ve karabiber gibi bir baharat şeklinde kullanmanız yeterli olacaktır.

Zerdeçalla ilgili besin değerlerini, tarihini, sağlığa olan faydalarını sizinle paylaştık. Yazımızı beğendiyseniz ve sizin için yararlı olduysa, sormak istediğiniz sorular varsa lütfen yorum bırakmayı unutmayın!

Zerdeçalın Besin Değerleri

6 gram zerdeçalın besin değerleri aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

Toplam Kalori 24
Toplam Yağ  1 gram
Kolesterol  0 mg
Sodyum  3 mg
Toplam Karbonhidrat  4 g
Lif  1 g
Şeker  0g
Protein  1g

 

Vitamin A 0.0 IU
Vitamin C 1.7
Vitamin D  ~
Vitamin E (Alfa Tokoferol) 0.2 mg
Vitamin K 0.9 mcg
Tiamin  0.0 mg
Riboflavin 0.0 mg
Niasin 0.3 mg
Vitamin B6 0.1 mg
Folat 2.6 mcg
Vitamin B12 0.0 mcg
Vitamin B5 ~
Vitamin B4 3.3 mg
Vitamin B10 0.7 mg
Calcium 12.4 mg
Demir 2.8 mg
Magnezyum 13.0 mg
Fosfor 18.1 mg
Potasyum 170 mg
Sodyum 2.6 mg
Çinko 0.3 mg
Bakır 0.0 mg
Manganez 0.5 mg
Selenyum 0.3 mcg

Çayın Faydaları Nelerdir?

Özellikle biz Türk halkının olmazsa olmazı çayın faydaları nelerdir? Sabah kahvaltısında sıcacık yumurtanın yanına bir demlik çay ne güzel gidiyor değil mi? Sanırım ülkemizde çayı sevmeyen veya tüketmeyen yoktur. Sevseniz de sevmeseniz de muhakkak ikram olarak, misafirliğe gittiğinizde içmişsinizdir.

Çünkü, 2017’de dünya çapında en çok çay içen ülke kişi başı 3,5 kilogram çay tüketimiyle Türkiye’dir. Sudan sonra en çok içtiğimiz içecek çaydır diyebiliriz. Dünyada en çok çay tüketen ülke olmuşken, çayla ilgili bir yazı yazmak, araştırmakta artık görevimiz oldu. Çayın faydaları saymakla bitmiyor.

Her gün bu kadar çay tüketiyorsak acaba bizi nasıl etkilediğini, neler içerdiğini biliyor muyuz? Çayın faydalarını anlatırken birçok hastalığı önlediğini duyunca çok şaşıracaksınız. Çay içmek iyi bir şey mi? Çayın faydaları nelerdir? Sağlığımızı nasıl etkiler? Bence bunun hakkında da bir şeyler öğrenmenin vakti geldi. Sizin için çay hakkında bütün bilimsel gerçekleri inceledik. İlk önce çayın nasıl üretildiği hakkında biraz bilgi öğrenelim.

Makale haritamızı kullanarak istediğiniz konuya gidip okuyabilirsiniz.

 #  Çay Nedir? Çayın Tarihi ve Üretimi
 #  Siyah Çayın Besin Değerleri-İçeriği

 1  Kansere Yakalanma Riskini Azaltır
 2  Kalp Sağlığı, Düşük Kalp Krizi Riski
 3  İshali Geçirir
 4  Şeker Hastalığını Önler
 5  Antibiyotik Kadar Etkilidir
 6  Sindirim Sistemini Güçlendirir
 7  Yaşlanma Karşıtıdır
 8  Stresi Azaltır

Çay Nedir? Çayın Tarihi ve Üretimi

Siyah çay ilk olarak 1590 yılında Çin’de üretilmiştir. Siyah çay üretilmeden önce Çinli’ler sadece yeşil ve oolong çay içerlerdi. Ama bir gün çayların üretimindeki aksaklık sebebiyle çaylar güneşin altında kaldı ve renkleri karardı. Bu rengi kararmış çayların üretimi yapıldığında ise kırmızı, aromatik bir çay elde edildi. Bununla birlikte ‘’siyah çay’’ üretimi doğmuş oldu. İngiliz ve Hollandalı tüccarlar bu çayların ticaretini yapmaya başladı.

Popüler olmaya başladıktan sonra Çin’den sonra diğer ülkelerde üretildi. Siyah çay, Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından elde edilir. Bu yapraklar oksidasyon dediğimiz birkaç işlemden geçtikten sonra evimizde kullandığımız siyah çayın görünümüne kavuşur. Oksidasyon denilen işlem yeşil çay yapraklarının oksijenden zengin, nemli havaya maruz bırakılmasıdır. Yani, Çinli’lerin yanlışlıkla çayı güneşin altında bırakması oksidasyon işleminin bir örneğidir.

Bu oksidasyon işleminin miktarını fabrika, makineler belirleyebilir. En yüksek oksidasyon işlemi siyah çaya yapılmaktadır. Daha düşük oksidasyona maruz kalan yapraklar yeşil çaya dönüşür. Doğu tarafında çay sıcak olarak tüketilirken, batı ülkeleri ise genellikle soğuk, buzlu, limonlu veya şekerle, balla tatlandırılmış şekilde tüketilir. Son zamanlarda da dikkat ederseniz sıcak çayın dışında buzlu çay gibi birçok çeşitle marketlerde ve cafelerde karşımıza çıkıyor.

Çay hakkındaki tarihi ve üretimini öğrendiğimize göre neler içeriyor bunu inceleyelim. Daha sonra çayın faydalarını inceleme vakti!

Çayın Faydaları

Kansere Yakalanma Riskini Azaltır

Her sabah kahvaltılarda elimizden düşürmediğimiz bu sıcacık içecek kanserden koruyor. Kanserden korunmak için en önemlisi antioksidandan zengin beslenmektir. Ancak sağlık bir bütündür ve çay içtiğimiz sırada, sigara içiyor ve hiçbir egzersiz yapmıyorsak yine bütünü tamamlayamıyoruz.

Bu yüzden profesörler ve konunun uzmanları çay içmenin kanseri önlediği hakkında bilgi verirken her zaman sağlıklı beslenmenin, egzersizin de önemini vurgular. Çay içerisinde kateşin, epikateşin ve myrisetin gibi bileşikler bulundurur. Bu bileşikler hücrelerin zarar görmesini engeller ve hücreyi korur. Böylece kanserden korur veya kanserli hücrelerin büyümesini durdurabilir.

Hollanda’da çay tüketen 58.000 erkek üzerinde yapılan çalışmada siyah çay içmenin prostat kanserine yakalanma riskini düşürdüğü görülmüştür. Sadece prostat kanserinde değil yumurtalık kanserinde de hücrelerin büyümesini durdurduğu kanıtlanmıştır. Ancak çay türleri arasından yeşil çayın kanserde daha etkili olduğunu söyleyebiliriz. Kanserden korunmak için siyah çay içmeye devam edelim, bunun yanında hayatımızdaki diğer zararları da iyileştirmeye çalışalım.

 Çayın Faydaları:  Kalp Sağlığı, Düşük Kalp Krizi Riski

Kalp rahatsızlığı olanlar için siyah çay, kahve gibi kafein içeren içecekler zarar verebilir. Ancak kalp hastalığına sahip olmayanların siyah çayı düzenli tüketmesi kalp krizi, iskemik kalp hastalığı gibi rahatsızlıklardan korur. Siyah çay içerisinde flavan-3-ol, flavonol, teaflavin bileşikleri içerir. İçerdiği bu bileşikler sayesinde bilim adamları kan yağlarını, kötü kolesterolü düşürdüğünü göstermiştir.

Trigliserit dediğimiz kan yağı ve kolesterol damar sağlığı için inanılmaz önemlidir. Damar sağlığınızın, kan akışınızın sağlıklı olması demek kalbinizin rahatça kan pompalamasını sağlar. Sağlıklı damarlar ve sağlam bir kalp sizi bütün kalp problemlerinden korur. Çay ile yapılan çalışmaların sonucu ‘’doğru bir beslenme şekline’’ sahip bireylerin siyah çayı da içmesiyle kalplerini korudukları ve çok az problem yaşadıkları görülmüştür (1) .

 Çayın Faydaları:  İshali Geçirir

İshal problemi aşırı lifli besinler tüketmek veya bağırsaktaki kötü bakterilerin artmasıyla oluşur. Eğer sürekli ishal oluyorsanız bağırsaklarınızla ilgili hastalık göstergesi olabilir. Bu yüzden muhakkak doktorunuza danışmalısınız. Vücutta, bağırsakta iyi ve kötü bakteriler bulunur.

Kötü bakterilerin artması sindirimi engelleyecek, ishal olmanıza neden olacaktır. Bakterilerin sebep olmadığı ishallerde siyah çay ucuz ve kolay bir tedavi yöntemidir. Siyah çay tanen içerir. Tanenler bağırsakta bağlayıcı etkiye sahiptir ve iltihaplanmayı azaltır. Bakteri nedeniyle olmayan ishal problemlerinden çay içerek kurtulabilirsiniz.

Şeker Hastalığını Önler

Çay içmenin faydaları araştırmakla bitmiyor. Çay tüketimi fazla olan insanlar şeker hastalığına daha az yakalanıyor. Ancak bunu okuyor ve çok çay içmenize rağmen şeker hastalığına sahipseniz beslenmenize ve yaşam tarzınıza dikkat ediyor musunuz? Sadece çay içerek maalesef her hastalıktan kurtulamıyoruz. 40.000 kişiyle yapılan araştırma siyah çay tüketenlerin tip 2 diyabete (şeker hastalığına) daha az yakalandığı görülmüştür.

Başka bir çalışma yemekten sonra artan kan şekerini engellemek için çay içmenin etkili olduğunu göstermiştir. Yemeğin ardından içilen sıcacık çay kan şekerinizdeki fırlamayı engelleyecektir. Şeker hastalığına yakalanma riskiniz varsa ve engellemek istiyorsanız siyah çayı sofranızdan eksik etmeyin ve doğru beslenmeye özen gösterin.

 Çayın Faydaları:  Antibiyotik Kadar Etkilidir

Kötü bakterileri öldürmek için tek bildiğimiz yol antiobiyotik kullanmak olmamalı! Siyah çay içerdiği tanen, fenolik bileşikleriyle kötü bakterilere savaş açıp onları öldürebiliyor. Özellikle bazı bakteriler için siyah çayın çok iyi bir antibiyotik yeteneğine sahip olduğu öğrenildi.

Siyah çayın içerisine bal atarak veya bal ile birlikte tüketerek H.plori bakterisini öldürdüğü keşfedildi (2) . Ülser gibi rahatsızlıklar için H.plori bakterisinin öldürülmesi semptomları azaltmak için çok önemlidir. Mide rahatsızlıklarından kurtulmak için çay ve balı birlikte tüketmeyi deneyebilirsiniz! Ancak, kullandığınız ilaçlar ve bal alerjiniz varsa muhakkak doktorunuza danışmalısınız.

Sindirim Sistemini Güçlendirir

Bütün bakteriler kötü özelliğe sahip değildir. Hatta bazıları vücudumuz için olmazsa olmaz! İyi ve kötü bakteriler vücutta her zaman denge halinde olmalıdır. Kötü bakterilerin artması en bilindik olarak ishale sebep olur ancak daha birçok hastalığın altında dengesiz bakteri florası, zarar görmüş bağırsaklar yatmaktadır. Araştırmalar siyah çayın iyi bakteriler için yaşanacak ortam oluşturduğu ve onları korduğunu gösterir.

Yaşlanma Karşıtıdır

Kremlere harcanan yüksek fiyatlara aslında ihtiyacımız yok. Tek yapmamız gereken her gün güzel beslenmek, egzersiz yapmak ve sıcacık çayımızı içmek. Çayın bunda nasıl etkisi var? Aldığımız kremler nasıl hücreleri yeniliyor ve hasarını engelliyorsa çayda antioksidanları sayesinde hücreleri koruyor.

Her ne kadar yeşil çay kadar yüksek antioksidan değerine sahip olmasa da siyah çay yüksek derecede kaynatıldığında yeterli miktarı sağlıyor. 90 derecede demletilen siyah çay en iyi miktarda antioksidana sahip olduğu kanıtlanmıştır (3). Farklı bir bilgi ise poşetle kaynatılan çayların daha az antioksidan saldığıdır. Çayı toz haliyle, poşetsiz olarak 90 derecede kaynatın ve kırışıklıklara karşı savaşın!

Stresi Azaltır

Kafeinin her zaman daha stresli yaptığını ve konsantrasyonu bozduğunu öğrenmiştik. Ancak siyah çayda durumlar değişiyor. Düzenli siyah çay tüketenlerin stres hormonlarının daha düşük olduğu ve stresli bir zaman geçirdikten sonra çay içmelerinin bu stresi ortadan kaldırdığı görülmüştür. Stressiz bir hayata kavuşmak istiyorsanız siyah çay içebilirsiniz!

Siyah Çayın Besin Değerleri-İçeriği

100 gram siyah çayın besin içeriğidir.

Kalori 1
Teaflavin-3 3′-digallat (siyah çayda bulunan antioksidan) 0.06 – 4.96
Toplam Yağ 0
Doymuş Yağ 0
Tekli Doymamış Yağ 0
Çoklu Doymamış Yağ 0
Omega-3-Yağ Asidi 3 mg
Omega-6-Yağ Asidi 1 mg
Trans Yağ 0
Kolesterol 0
Vitamin A 0
Vitamin C 0
Sodyum 5 mg
Potasyum 37 mg
Flor 373 mcg
Lif 0
Karbonhidrat 0
Şeker 0
Protein 0
Kalsiyum 0

Dünyada en çok çay içen ülke olarak, çayın ne kadar faydalı olduğunu da öğrendik. Artık soframızdan hiç ama hiç eksik olmayacak. Sohbetlerin vazgeçilmezi sıcacık çay hakkındaki yazımızı umarım beğenmişsinizdir! Sormak istediğiniz soruları için yorum bırakabilirsiniz.

Bademin Faydaları Nelerdir?

Bademin güzelliği, badem gözlü olmak sözünden biliniyor. Şekliyle güzel gözlü olmaya benzetilen bademin faydalarını sizler için inceledik. Ancak, bademin faydalarından önce bilmediğiniz birkaç özelliğinden bahsetmek istiyoruz. Bademin aslında zehirli olduğunu biliyor muydunuz? Acı badem cinsi gikozid amigdalin içeriğiyle asında bir zehirdir. Ezildiğinde veya çiğnendiğinde bu bileşen ölümcül bir zehir olan hidrojen siyanide dönüşür.

Yani bademin birden fazla çeşidi bulunuyor. Bu yüzden badem yağlarında ‘’tatlı’’ badem yağı şeklinde etiketlendirme görüyoruz. Yediğimiz tatlı bademler ise tabi ki zehirli değil! Tam tersi yazıda birçok faydasını göreceksiniz. Şekliyle, tadıyla ve içeriğiyle badem harika bir besin!

O kadar çok çeşitlendirilebiliriz ki suyundan badem sütü, toz haline getirildiğinde badem unu ve birçok yiyeceğe tat, doku katarak kullanım açısından zengin seçenekler sunuyor. Bu yazıda birçok şeyden bahsedeceğiz. İlk olarak bademin içeriğinde neler olduğunu incelemeye başlayabiliriz.

Bademin Faydaları ve Besin Değeri

 #  Bademin Besin Değeri

 1  Kolesterolü Düşürür
 2  Cildi Yaşlanmaya Karşı Korur
 3  İştahınızı Kontrol Eder
 4  Cilt Kanserini Önler
 5  Şeker Hastalığını ve İnsülin Direncini Önler
 6  Kemik Sağlığını Güçlendirir
 7  Kabızlığı Tedavi Eder
 8  Kanserle Savaşır
 9  Beyin Fonksiyonlarını Arttırır

 #  Badem Kilo Aldırır Mı?
 #  Kavrulmuş mu çiğ badem mi tüketmeliyiz?
 #  Badem Sütü Nasıl Yapılır?

Bademin Besin Değeri

35 g bademin içeriğinde bulunan besin öğeleri (1):

 >  207 kalori
 >  5 gram protein
 >  5 gram lif
 >  7 gram karbonhidrat
 >  5 gram şeker
 >  16 miligram E Vitamini
 >  0.4 miligram B2 Vitamini
 >  0.8 miligram Manganez
 >  97 miligram Magnezyum
 >  172 miligram Fosfor
 >  96 miligram Kalsiyum
 >  33 miligram Demir

Birçok faydayı sağlayan işte bu bileşiklerin neler yaptığına bakalım. Bademin faydaları nelerdir?

 Bademin Faydaları:  Kolesterolü Düşürür

Doktorunuzdan kan tahlilinizi aldığınızda kolesterolünüzün yüksek olduğunu mu öğrendiniz? Şimdi sizlere kolesterol hakkında anlatmamız gereken birkaç şey var. Bu değeri sadece ‘’kolesterol’’ olarak değerlendiremiyoruz. LDL ve HDL kolesterol olmak üzere ikiye ayrılıyor.

LDL’nin yüksek olması kötü bir durumken, HDL’nin yüksek olması iyi bir gösterge oluyor. Bu durum, kalp rahatsızlıklarını ve kalp krizi risklerini arttırıyor ve kalp sağlığınızı kötü etkiliyor. Badem ise size yardımcı olacak ve kötü dediğimiz LDL kolesterolünüzün düşmesini sağlayacaktır.

Nasıl mı? Günde bir avuç dolusu çiğ bademi düzenli tüketmeniz bir süre sonra tahlillerinizde LDL kolesterolünüzün düşmesini sağlayacaktır.

 Bademin Faydaları:  Cildi Yaşlanmaya Karşı Korur

İnanılmaz bir antioksidan kaynağı! Çiğ badem, kahverengi kabuğunda çeşitli antioksidanlar içerir. Bunlar, ciltteki hücreleri tamir eder ve yaşlanmasını önler. Sigara içen bireylerin ciltleri daha solgun görünmektedir. Yapılan bir çalışmada sigara içenlere günde 84 gram badem verilmiştir.

4 haftanın sonunda hücrelerde oluşan yaşlanmaya neden olan maddelerin ortalama %30 oranında azaldığı fark ediliyor (2)! Hücreleriniz yaşlanmasın, cildiniz her zaman taptaze ve genç görünsün istiyorsanız her gün bir avuç çiğ badem tüketmenizde fayda var!

Ancak, unutmamanız gereken bir nokta ise bademin kahverengi kabuğunu ayırmamalısınız. Neredeyse bütün hazinesi orada bulunuyor.

 Bademin Faydaları:  İştahınızı Kontrol Eder

Birden buzdolabını açıp saldırdığınız, önünüzde ne varsa umursamadan yediğiniz olmuyor mu? Evet, sizde maalesef iştahınızı kontrol edemeyenlerden birisiniz. Bu durum sizin suçunuz değil üzülmeyin. Neden böyle olduğunu açıklıyoruz. Ani yeme ataklarının olduğu anda bir önceki öğünün doyurucu olmayan, kan şekerini ani yükseltip düşürebilecek besinlerden oluştuğunu fark edeceksiniz.

Halbuki yediklerinizin yanına çiğ badem gibi sağlıklı kuruyemişler eklemek doyma hissinizi arttıracaktır. Badem zengin yağ içeriği ve enerjisiyle uzun süre doygunluk hissi verir. Aynı zamanda kan şekerinde oynamalara neden olmaz. Düzenli çiğ badem tüketenlerin daha az yeme atağı geçirdiği ve kilo kontrolünü daha iyi sağladığı görülmüştür.

Uzun süre aç kalacağınızı bildiğiniz saatlerde ilk tercihini çiğ badem gibi sağlıklı kuruyemişler olmalı. Daha sonra açlığınızı kontrol edememe ve saldırma durumu yaşamazsınız.

 Bademin Faydaları:  Cilt Kanserini Önler

İçerdiği E vitamini cildimizin en sevdiği vitaminlerden birisidir. Cildi besler, canlandırır ve yaşlanmasını engeller. Çiğ bademde bulunan kateşin, epikateşin, antioksidanlar (kuarsetin gibi) cilt kanserine karşı koruyucudur.

Ayrıca güneş ışınlarından aldığımız UV ışınları, yediğimiz kötü besinlerin verdiği zararlara karşı cildi korur. Hücrelerin gördüğü hasarı tamir eder.

Bademin içerisindeki sağlıklı yağlar kan dolaşımını düzelterek cilde daha fazla kanın ulaşmasını ve cildin canlı görünmesini sağlar. Güzel, sağlıklı ve kansere karşı savaşan güçlü bir cilt için badem en büyük dostunuz!

Şeker Hastalığını ve İnsülin Direncini Önler

Günümüzün en yaygın hastalığı diyabet yani şeker hastalığıdır. Özellikle yanlış beslenmenin sonucunda oluşan şeker hastalığında zararın neresinden dönsek kâr! İlk yapılması gereken kan şekerinin dengesini sağlamaktır. Bu durumda tercih edilecek favori besininiz badem olmalıdır.

İçeriğindeki magnezyum vücutta kan şekerini düzenlemekte dahil olmak üzere 300’den fazla işlevde kullanılır (3) . Aynı zamanda badem, zeytinyağında bulunan sağlıklı yağlardan içerir. Bu yağ türü, kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Bunlarla birlikte hücre hasarını önleyerek ve antioksidan içeriğiyle inflamasyonu azaltır. Her bir etki, insülin direnci ve şeker hastalığının oluşmasını engelleyici etkidedir.

Eğer ki, bu hastalıklara sahipseniz badem tüketerek hastalığın günlük hayatınızı etkilemesini engelleyebilirsiniz! Neden yedikleriniz kötü hissetmenize, başınızın ağrımasına veya bayılmanıza neden olsun? Doğru seçimler yapmak hayatınızı kolaylaştıracak. Kahvaltınıza bir avuç badem ekleyerek güne düzenli kan şekeriyle başlayabilirsiniz.

Kemik Sağlığını Güçlendirir

Bu küçücük, hafif kuruyemiş kemiklerinizi sağlamlaştıracak etkiye sahiptir. İçerdiği vitamin ve mineraller dişlerinizi ve kemiklerinizi güçlendirecektir. Magnezyum, kalsiyum ve fosfor kemik sağlığı için önemlidir. Kemik sağlığı için en önemli olan bu üç minerali de beraber bulundurur.

Badem veya badem sütü içerek diş çürümelerini, kol kırılan diş ve kemik yapısını sağlamlaştırabilirsiniz. İleri yaşlarda görülen osteoporoz hastalığını engelleyebilirsiniz. Sağlam kemikler için her gün badem tüketmeyi unutmayın!

Kabızlığı Tedavi Eder

Kabızlık tedavisinde lif miktarını arttırmak çok önemlidir. Genellikle sebze ve meyvelerde bulunan lif özellikle çiğ badem de neredeyse sebze, meyveye yakın orandadır. Bağırsakların çalışmamasının bir başka sebebi ise bağırsakta oluşan zararlı bakterilerdir.

Çiğ bademin kabuğuyla birlikte tüketilmesi bağırsak bakterilerini düzenler, lif alımını arttır ve kabızlığı tedavi eder. Bir avuç badem yedikten sonra yanında bir bardak su içmeniz bağırsaklarınızda ki temizliği sağlayacaktır.

Kanserle Savaşır

Badem, E vitaminin bir çeşidi olan gama-tokoferol içerir. Vücutta hücrelere dayanıklılık sağlayan bu bileşen inanılmaz bir antioksidandır. Birçok çalışma kuruyemiş tüketiminin kanser riskini azalttığını ve kuruyemiş tüketenlerde kanserin daha az görüldüğünü göstermiştir. Özellikle kolon, prostat ve meme kanserinde riski azaltıcı etkiye sahiptir.

Beyin Fonksiyonlarını Arttırır

Kuruyemişler arasında beyin fonksiyonlarına en iyi gelen kuruyemişin görüntüsünün beyine benzerliğiyle ceviz olduğu düşünülür. Ancak badem de en az ceviz kadar beyin fonksiyonlarını arttırır. Badem, l-karnitin ve B2 vitamini içerir. Nörolojik işlevler ve beyin fonksiyonlarında çok önemli iki anahtar maddedir.

Alzheimer hastalığı için oldukça önemli olan bu iki bileşeni bademde bulabilirsiniz. İleri yaşlarda görülen bu hastalığı önlemek ve sınav döneminde olan çocuklar ve ergenler için en güzel öneri her gün bir avuç badem tüketimini sağlamaktır.

Badem Kilo Aldırır Mı?

Her besin enerji değerine sahiptir. Sebzeler hariç bütün besinlerle kilo almanız mümkündür. Ne miktarda yediğiniz burada çok önemlidir. Evet, badem yağ içeriğine sahiptir ancak günde bir avuç tüketmek sizi yağlandırmaz. Tam tersi zayıflamanıza, sağlıklı kilonuzda kalmanıza yardımcı olur.

Kavrulmuş mu çiğ badem mi tüketmeliyiz?

Bütün kuruyemişler çiğ haliyle fitokimyasal dediğimiz sağlığa yardımcı bileşenleri içerir. 140 derecenin üzerinde kavrulma işlemi görmüş kuruyemişler bu özelliklerini kaybeder. Her zaman çiğ kuruyemişleri tercih etmelisiniz. Ancak evde hafif kavurmak veya badem ezmesi yapmak istiyorsanız kendi fırınınızda 120-130 derecelerde kavurabilirsiniz.

Badem Sütü Nasıl Yapılır?

Bademin kendisini değil sütünü de kullanarak tüketebilirsiniz. İşte tarifi!

Malzemeler:

 >  1 su bardağı çiğ badem
 >  2 su bardağı su
 >  İsterseniz tatlandırmak için: bal

Yapılışı:

 >  Badem ve suyu bir kabın içerisine dökün. Kabın üzerini streç veya tülbentle örterek toz girmesini engelleyin. 1 veya 2 gece boyunca bekletin. Bademleriniz gittikçe şişecektir.
 >  Suyu dökün. Bademleri soğuk suyun altına tutun. Biraz elinizde ovalayınca kabuklarının ayrıldığını göreceksiniz. Bütün bademlerin kabuklarını soyun.
 >  Kabuğu soyulmuş bademlerin üzerini geçecek kadar su ekleyin ve blenderdan geçirin. Bademler tamamen parçalanıp sıvı hale gelecektir.
 >  Partiküllü olan bu suyu bir tülbentten geçirin. Tülbentin üzerinde kalan parçaları da tülbentle sıkarak iyice suyunu çıkartın.
 >  Pürüzsüz badem sütünüzün içerisine tatlandırmak isterseniz bal ekleyebilirsiniz.

Badem hakkında umarım birçok şey öğrenmişsinizdir! Yazımızı beğendiyseniz ve soru sormak istiyorsanız yorum bırakmayı unutmayın.

Karpuzun Faydaları Nelerdir?

Karpuzun şimdiye kadar hiç duymadığınız faydalarını öğrenmeye hazır mısınız? Karpuz, size de yaz güneşini, denizi ve ferahlamayı hatırlatmıyor mu? Sulu, çıtır ve lezzetli olan bu meyvenin yerini ne bir tatlı alabilir ne de başka bir meyve! Yazın yapılan zayıflama diyetlerinin baş tacı ve vazgeçilmez meyvesi karpuz, bizim için yararlı mı?

Karpuzun lezzetini ve tadını onayladık. Kanserden, böbrek taşına birçok hastalığa iyi geldiği kanıtlanan bu meyve şifa kaynağı haline geliyor. Şimdi sağlığa ne gibi faydaları var, karpuzun faydaları nelerdir, besin değerlerinde ne bulunur? bunları inceleyelim. Karpuzun faydalarını toplam 10 madde de sizin için açıkladık.

Karpuzun Besin Değerleri

100 g karpuzun besin değeri
Kaynak: USDA Besin Öğeleri Verileri
Değer Günlük İhtiyacı Karşılama Yüzdesi
Enerji 30 Kcal 1.5%
Karbonhidrat 7.6 g 6%
Protein 0.6 g 1%
Toplam Yağ 0.15 g 0.5%
Kolesterol 0 mg 0%
Lif 0.4 g 1%
VİTAMİNLER
Folat (B9 Vitamini) 3 µg 1%
Niacin (B3 Vitamini) 0.178 mg 1%
Pantotenik asit (B5 Vitamini) 0.221 mg 4.5%
Pridoksin ( B6 Vitamini) 0.045 mg 3.5%
Tiamin (B1 Vitamini) 0.033 mg 3%
Vitamin A 569 IU 19%
Vitamin C 8.1 mg 13.5%
Vitamin E 0.05 mg 0.5%
ELEKTOLİTLER
Sodyum 1 mg 0%
Potasyum 112 mg 2.5%
MİNERALLER
Kalsiyum 7 mg 0.7%
Bakır 42 µg 4.5%
Demir 0.24 mg 3%
Magnezyum 10 mg 2.5%
Manganez 0.038 mg 1.5%
Çinko 0.10 mg 1%
FİTOKİMYASAL
Karoten-alfa 303 µg
Crypto-ksantin-beta 78 µg
Lutein-zeaksantin 8 µg
Likopen 4532 µg
Citrulline 250 mg

Karpuzun Faydaları Maddeler Halinde

 1  Bağışıklık Sistemini Güçlendirir
 2  Sıvı Kaybını Engeller
 3  Kanseri Engeller
 4  Kas Ağrılarını Azaltır
 5  Saç ve Cildi Güzelleştirir
 6  Zayıflamaya Yardımcı Olur
 7  Şeker Hastalığına İyi Gelir
 8  Böbrek Taşı Oluşumunu Engeller
 9  Kalp Sağlığını Güçlendirir
 10  Makuler Dejenerasyonu (Sarı Nokta Hastalığı) Engeller
 11  Sporcular İçin Arjinin Kaynağı

 Karpuzun Faydaları:  Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

Karpuz güçlü bağışıklık sistemi sağlayarak hastalıklardan korur. Kışın hastalıklardan korunmak için her zaman mandalina, portakal, limon yemeye çalışırız. Yazın ise klimalardan hemen hastalığa yakalanmıyor muyuz? Böyle zamanlarda karpuz inanılmaz bir C vitamini kaynağı!

Yaz mevsiminde 1 dilim karpuzu her gün tüketmek sizi kışa hazırlar ve gripten korur. Diğer bir etkisi ise sağlam bağırsak sağlığı sağlamaktır. Güçlü bağırsak sağlığı, güçlü bir vücut demektir. Karpuz, bağırsak sisteminizi de destekleyerek size daha kuvvetli, hastalıklara karşı güçlü hücreler sağlar.

 Karpuzun Faydaları:  Sıvı Kaybını Engeller

Sulu sulu, çıtır kapuzun ne kadar su içerdiğini söylememize gerek var mı? Yaz sıcağında bizi en serinleten meyvelerden biri soğuk bir dilim karpuz! Havanın sıcak olduğu zamanlarda su içmek çok önemlidir.

Susuz kalmak, tansiyonunuzun yükselmesine hatta bayılmanıza bile neden olabilir. Karpuzun %92’si sudur! Yüksek su içeriğiyle susuz kalmanızı engeller. Su içmeyi sevmeyen veya unutanlar için güzel bir seçenektir.

 Karpuzun Faydaları:  Kanseri Engeller

Karpuz içerisinde likopen adlı bir bileşen içerir. Pembe-kırmızı rengini veren bu bileşiktir. Likopen içeren yiyeceklerden çok tüketen bireyler daha az kansere yakalanmaktadır (1). Özellikle meme ve prostat kanserini engellemekte güçlü bulunmuştur. Likopen hücrelerin zarlarını güçlendirir ve dışarıdan gelecek tehlike, toksinlere karşı hücre daha dayanıklı hale gelir. Karpuzun içeriğindeki yüksek A ve C vitamini ise hücreleri hasara karşı korur.

DNA’nın mutasyona uğramasını engeller böylece tümör oluşumunu engeller. Çalışmalar gösteriyor ki, kemoterapi gören hastaların C vitamininden yüksek yiyecekler tüketmesi tedavinin etkisini arttırmaktadır.

 Karpuzun Faydaları:  Kas Ağrılarını Azaltır

Egzersiz sonrası yürüyemeyecek kadar kas ağrısı çekiyor musunuz? Uzun süre hareketsiz kalan kaslarınızı harekete geçirdiğiniz zaman 1-2 saat sonra ağrı hissedebilirsiniz. Düzenli egzersiz yapan bireylerde de bu ağrılar görülmektedir. Karpuz, l-citrulline isimli bir aminoasit içerir(2) . Meyve olmasına rağmen proteinin yapı taşlarını içermektedir (proteinler genelde et ve süt ürünlerinde bulunur).

Atletlere antrenman sonrası verilen karpuz suyunun kas ağrılarını azalttığı ve kalp ritimlerini düzenlediği görülmüştür. İçerdiği C vitaminiyle, kıkırdak ve kemik dokuyu korur. Tendon ve bağ yıpranmalarının iyileşmesi için yardımcı olur. Kas krampları ve ağrılarında en önemli mineral magnezyum ve potasyumdur.

Karpuz l-citrulline, C vitamini, potasyum ve magnezyum içeriğiyle kas ağrı ve krampları için harika bir besindir. Spor sonrasında veya öncesinde içilen kimyasalla dolu, şeker içerikli enerji içecekleri yerine doğal, zararsız olan karpuz suyunu içmeyi deneyebilirsiniz.

 Karpuzun Faydaları:  Saç ve Cildi Güzelleştirir

Cilt sağlığı için en önemli bileşenlerden biri kolajendir. Cildin sıkı, esnek ve sağlıklı görünmesini sağlar. Karpuz içeriğindeki C vitamini ile kolajen sentezini sağlar. Aynı zamanda saç derisinin ve saçlarınızın daha sağlıklı olmasına yardımcı olur. Almanya’da yapılan bir çalışmada ciltte oluşan güneş yanıklarının iyileşmesinde likopen ve beta-karoten oldukça iyi gelmiştir. Her iki bileşende karpuzda bulunmaktadır.  Sedef hastalığına da iyi gelmektedir.

Karpuzun içeriğindeki A vitamini ciltteki hasar görmüş hücrelerin onarılmasında ve iyileşmesinde yardımcıdır. A vitamini eksik olan bireylerde cilt derisi donuk ve mat bir görüntü oluşturur. Canlı, parlak, güçlü saçlar ve cilt istiyorsanız yazın en güzel meyvelerinden karpuzu her gün bir dilim tüketmelisiniz!

 Karpuzun Faydaları:  Zayıflamaya Yardımcı Olur

Zayıflamak derken tabi ki karpuz peynir diyetinden bahsetmiyoruz! Bunlarla hala başarılı olabileceğinizi düşünmüyorsunuz değil mi? Karpuz, sadece yardımcınız olabilir. Tüm gün karpuz yemek maalesef mantıklı olmuyor. 1 üçgen dilim karpuz 60 kaloridir. Böylece sizin için bisküviler, kurabiyeler yerine lezzetli sağlıklı bir atıştırmalık!

Ayrıca egzersiz yapıyorsanız ve daha fazla performans göstermek istiyorsanız karpuz tüketerek egzersiz süresini arttırabilirsiniz. Nasıl mı? Karpuzun içeriğindeki potasyum damarlarınızdaki gerginliği azaltır.

Kanınızın daha rahat akmasını sağlar. Böylece egzersiz sırasında kaslarınız ve kalbiniz daha iyi performans gösterebilir. Karpuzdaki lif bağırsaklarınızı çalıştırır ve kilo vermenize yardımcı olur. Kabızlık çeken bireyler daha çok kilo problemi çekerler. Düzenli tuvalete çıkmak zayıflamada altın kurallardan biridir. Karpuz tüketerek zayıflamanıza yardımcı olabilirsiniz.

 Karpuzun Faydaları:  Şeker Hastalığına İyi Gelir

Şeker hastalarına meyve iyi gelir mi? Evet, karpuz iyi gelebiliyor. Şeker hastaları için önemli olan meyvelerin içerisindeki şeker oranıdır. Karpuzun glisemik yükü oldukça düşüktür. Yapılan bir çalışmada karpuzun anti-diyabetik yani şeker hastalığını engelleyici etkisi olduğu bulundu.

Bir başka araştırmada kahverengi yağ dokusunu azalttığı (göbek bölgesinde bulunan yağlar gibi), beyaz yağ dokusunu ise arttırdığı (yüzümüzde bulunan yağ dokuları gibi) görülmüştür.

Kötü yağ dokusunun azalması şeker hastalığına yakalanmayı engeller. Ancak bunun tersini gösteren bazı çalışmalarda bulunmaktadır. Şeker hastalığınız varsa muhakkak doktorunuza, beslenme uzmanınıza da danışmalısınız. Öneriler her zaman kişiden kişiye değişebilir.

 Karpuzun Faydaları:  Böbrek Taşı Oluşumunu Engeller

Böbreklerimiz idrarımızın oluşmasını sağlayan organdır. Yediğimiz ve içtiklerimizde vücudun atık olan gördüğü bileşenler böbrekte ayrıştırılır ve idrara dönüşür. Bazı mineralleri ve toksinleri atamayan böbrek taş haline getirir ve tıkanmaya neden olur.

Potasyumdan zengin meyve ve sebze tüketmek böbreklere yardımcı olur (3) . Taş oluşumunu engeller. Karpuz aynı zamanda idrar oluşumunu arttıran bir besindir. Bu özelliği kahve ve alkolde de görüyoruz ancak idrara çıkarmanın yanı sıra stres oluşturur ve kafein içerirler. Karpuz ise zengin vitamin, mineralleriyle böbreğe destek sağlar.

 Karpuzun Faydaları:  Kalp Sağlığını Güçlendirir

Karpuzun faydalarını saymakla bitiremiyoruz. Kalp sağlığına olan faydasına gelelim. Vücutta görülen potasyum ve magnezyum eksikliği kalp rahatsızlığına neden olan en büyük sorunlardan biridir. Çünkü hücrelerin ihtiyaç duyduğu bu iki mineralin eksikliği kan basıncını arttırır.

Yapılan çalışmalar potasyumdan zengin meyve ve sebzeleri tüketmenin yetişkinlerde kan basıncını düzenlediği ve kalp krizi, yüksek tansiyon gibi kalp rahatsızlıklarını engellediğini göstermiştir. Karpuz tüketimi kolesterolü dengeler, yüksek tansiyonu olanlarda sistolik kan basıncını düşürür.

 Karpuzun Faydaları:  Makuler Dejenerasyonu (Sarı Nokta Hastalığı) Engeller

Likopen göz rahatsızlıklarında gerçekleşen hücre hasarını engellemek için en iyi bileşenlerden biridir. Makuler dejenerasyon hastalığı denilen sarı nokta hastalığı için özellikle likopen iyileştirme ve engelleme açısından çok etkili bulunmuştur. Sarı nokta hastalığı gibi birçok göz hastalıklarında likopen desteği çok önemlidir.

Ayrıca antioksidanlar göz sağlığı için gereklidir. Yazıda anlatılan likopen ve antioksidan kaynağı ise kolay bulunabilir, herkesin tadını sevdiği karpuz! Göz sağlığınızı korumak veya göz hastalığınızı iyileştirmek istiyorsanız karpuz tüketmelisiniz.

 Karpuzun Faydaları:  Sporcular İçin Arjinin Kaynağı

Protein tozu kullanan veya sürekli et ürünlerini tüketmeye çalışan sporcular için farklı bir haberimiz var! Karpuzun içeriğindeki l-citrulline vücutta metabolize olarak arjinine dönüşür. Diğer iyi bir haber ise arjinin, damarların genişlemesine ve rahatlamasına yardımcı olur. Böylece egzersiz sırasındaki performansınızı arttırır.

10 madde de karpuzun faydalarını incelediniz. Umarım sizin için faydalı olmuştur. Yaz mevsiminde kısa dönemde yediğimiz bu güzel meyveyi tüketmeyi ihmal etmeyin. Önemli olan düzenli ve yeterli miktarda tüketmektir. Gün aşırı iki üçgen dilimi tüketmek yeterli olacaktır. Sorularınız için yorum bırakabilirsiniz.

Sarımsağın Faydaları Nelerdir? Doğal Mucize

Sarımsağın faydaları nelerdir? Filmlerde vampirleri kovmak için kullanılan, saçkıran hastalığından yakınan, saçı, sakalı gür çıkmayan ve keskin kokusundan dolayı herkesin yemeye cesaret edemediği [vurgu color=”#27ae60″]sarımsağın faydalarını[/vurgu] sizler için araştırdık.

Yüzlerce faydasıyla şifalı bir bitki olan sarımsağın faydalarını sizler için yazdık. Sarımsağın toz hali, aromasıyla baharat olarak bile kullanılabiliyor. Sarımsak, yemeklerde ve soslarda aslında oldukça sık kullanılıyor. Sadece Türk mutfağında değil dünyadaki birçok kültürde sarımsak tozuna ve çiğ sarımsağa tariflerde rastlıyoruz.

Hatta hasta çorbalarında sarımsağın vazgeçilmez olmasının bir sebebi vardır değil mi? Keskin kokusu yüzünden kullanmak istemiyor olabilirsiniz. Ama mutfağınızda yer etmesi gereken bu bitki, insan vücuduna nasıl fayda sağlıyor? Neler yapıyor? Sarımsakla ilgili yapılan son çalışmalar nelerdir? Sarımsağın faydaları nelerdir? Hepsini yazımızda okuyabileceksiniz.

Sarımsağın Faydaları ve Sarımsak Nedir?

 #  Sarımsak Nedir?
 #  Sarımsağın Tarihi
 #  Sarımsağın Besin Değerleri
 #  Sarımsağı Nasıl Kullanmalısınız?

 1  Tansiyonu Düşürür
 2  Kalp ve Kolesterol Sağlığını Arttırır
 3  Soğuk Algınlığına, Gribe İyi Gelir
 4  Alzheimer Hastalığını Önler
 5  Kanserden Korur
 6  Kemik Sağlığını Arttırır
 7  Saç Dökülmesini Önler
 7  Sakalların Gürleşmesine Yardımcı Olur

Sarımsağı Nasıl Kullanmalısınız?

Sarımsak Nedir?

Mutfakta en önemli malzemelerden biri olan sarımsak, lezzet vermesinin dışında birçok sağlık faydasıyla kendini aşıyor. Sarımsak, soğan, arpacık ve pırasa zambak ailesinin bir üyesidir. Botanik olarak adı Allium sativum’dur (1).  Allium ailesine ait olan sarımsak, zambak bitkisinin yenilebilir soğansı kısmıdır. Sarımsağın içerisinde birçok diş bulunur ve bu dişler ince kağıda benzer beyaz-hafif pembe renkli bir zarla sarılmıştır.

Sarımsak Nedir?
Sarımsak Nedir?

Yenilebilmesi ve kullanılabilmesi için sarımsağın dişlerinin ayrılması ve zarının soyulması gerekir. Sarımsak, inanılmaz keskin bir aromaya ve kokuya sahiptir. Özellikle pişirildiğinde aromasını daha çok yayar ve yemeğe lezzet verir. Çoğunlukla düşük ısılarda yetiştirilir. Ilıman bölgelerde yetişen sarımsak çok sıcak ve çok soğuk bölgelerde yetişmez.

Ağustos-Kasım ayları arasında ekilir ve 4-5 ay içerisinde toplanır. Sarımsak etli kısmının içerisinde kükürt bulunduran bir enzim içerir. Kesilmesi veya ezilmesiyle birlikte bu sülfürlü bileşiğin keskin kokusu ve aroması ortaya çıkar.

Sarımsağın Tarihi

Sarımsak, hastalıkların tedavisinde ve sağlıklı olmak amacıyla yüz yıllardır kullanılıyor. Yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanan sarımsak, bilinen en eski bitkilerden biridir. Mısır piramitleri ve Yunan tapınaklarında izleri rastlanan sarımsağın Mısır, Hindistan, Babil ve Çin kültüründe yetiştirildiği söylenir.

Orta Asya kültürüne kökenli olan bir bitkidir. Eskiden sarımsağı işçilerin daha fazla ve daha iyi çalışabilmesi için kullanıldığı söyleniyor. Çünkü, sarımsağın performansı arttırdığına inanılıyordu. Birbiriyle alakası olmayan birçok kültürün sarımsağı kullandığı tarihi izlerle kanıtlanıyor.

Özellikle her bir kültür hastalık tedavilerinde birçok konuda sarımsağı kullanmıştır. Göçler sırasında sarımsağın yayıldığı ve başka kültürlere geçtiği, popüler hale geldiği düşünülüyor. Modern bilim dünyası, eskiden kullanılan bu tedavinin doğruluğunu bilimsel çalışmalarıyla kanıtlıyor.

Günümüzde, her yıl yaklaşık 10 milyon ton sarımsak üretiliyor. Dünyada üretimi en çok sağlayan Çin, toplam üretimin %66’sını sağlıyor.

Peki, sarımsak bizim için ne kadar faydalı? Sarımsağın faydaları nelerdir? Aslında yıllardır geleneksel tedavide kullanılan sarımsak şimdilerde bilimsel çalışmalarla faydalarını kanıtladı. Bu yüzden günden güne faydalarının konuşulması, popüler olması arttı.

Sarımsağın Besin Değerleri

Doktorların yıllardır kullandığı, bilim dünyasının şimdilerde inceleyebildiği sarımsağın besin değerlerini inceleyelim. Yaklaşık 100 gram sarımsağın besin değerleri (2) :

Enerji 149 Kcal
Karbonhidrat 33.06 g
Protein 6.36 g
Toplam Yağ 0.5 g
Kolesterol 0 mg
Lif 2.1 g
VİTAMİNLER
Folat (B9 Vitamin) 3 µg
Niasin (B3 Vitamin) 0.700 mg
Pantotenik asit (B6 Vitamini) 0.596 mg
Pridoksin (B5 Vitamini) 1.235 mg
Riboflavin (B2 Vitamini) 0.110 mg
Tiamin (B1 Vitamini) 0.200 mg
Vitamin A 9 IU
Vitamin C 31.2 mg
Vitamin E 0.08 mg
Vitamin K 1.7 µg
MİNERALLER
Sodyum 153 mg>
Potasyum 401 mg>
Kalsiyum 181 mg
Bakır 0.299 mg
Demir 1.70 mg
Magnezyum 25 mg
Manganez 1.672 mg
Fosfor 153 mg
Selenyum 14.2 µg
Çinko 1.160 mg

Hipokrat’ın söylediğine göre ‘’Besinler ilacınız, ilacınız besinler olsun.’’ Yıllardır hastalıklarda kullanılan bu besini şimdi inceleme zamanınız geldi. Sarımsağın Faydaları Nelerdir?

 Sarımsağın Faydaları:  Tansiyonu Düşürür

Çalışmalarla kanıtlanan yararlarından biri tansiyonu düşürmesidir. Hipertansiyonda kullanılan ilaçlar kadar etkili olabileceği söylenmiştir. İçerisindeki sülfür bileşiği olan S-alilsistein sayesinde bu etkiyi gösterir. Vücuda takviye olarak organosülfür bileşenlerinin (sarımsak gibi) verilmesi tansiyonu dengelemede etkilidir.

Yüksek tansiyona sahip kişilere 600-1500 mg dozda sarımsak özütü verildiğinde 6 ayın sonunda tansiyonu düşürmede ciddi etkisinin olduğu fark edilmiştir. Bu doza ulaşabilmek için 4 diş sarımsak gereklidir.

Ayrıca başka bir çalışmada sarımsağın bileşiklerinin kan damarlarının açılmasını, genişlemesini sağladığı ve böylece kan basıncını düşürdüğünü gösterir. Allisin etkisini görebilmek için her gün 1-2 diş sarımsağın düzenli olarak tüketilmesi önerilir.

Dikkat: Sürekli kullandığınız bir ilaç varsa doktorunuza ve beslenme uzmanınıza danışmalısınız.

 Sarımsağın Faydaları:  Kalp ve Kolesterol Sağlığını Arttırır

Kalp sağlığı denince akla damarlar ve kolesterol gelmektedir. Kan tahlillerinizde kolesterol testi yaptırdığınız zaman ayrı ayrı sonuçlar çıkmaktadır. HDL denilen iyi kolesterolü, LDL kötü kolesterolü temsil eder. Sağlam bir kalp sağlığı için LDL’nin düşük, HDL’nin yüksek olması beklenir.

Sarımsağın LDL yani kötü olan kolesterolümüzü düşürdüğüyle ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Kalp rahatsızlıkları, Amerika Birleşik Devletleri’nde ölüm sebeplerinin başında geliyor. Bunu engelleyebilmek için sarımsak kullanılması faydalı olabilecek. Yüksek kolesterole sahip bireylerde LDL’yi (kötü kolesterol) %10-15 oranında azaltmaktadır. Ancak HDL yani iyi kolesterol üzerinde bir etkisi görülmemiştir.

Kan damarları içerisinde yağların birikmesine trigliserid düzeyi denilir. Ciddi rahatsızlıkların, damar tıkanıklığının başında gelir. Bu yağlanmayı azaltma etkisi de sarımsakta görülmüştür. Özellikle atar damarlardaki plak oluşumunu engelleyerek bizi ciddi problemlerden korumaktadır. Bunları inceledikten sonra, sarımsağın kalp sağlığını arttırmadığını söylemek mümkün müdür? Kolesterol, tıkanıklık sorunları yaşıyor veya kalbinizi korumak istiyorsanız doğanın ilacı sarımsağı düzenli tüketmeye çalışın.

 Sarımsağın Faydaları:  Soğuk Algınlığına, Gribe İyi Gelir

Grip olunca yapılan çorbaların üzerine dökülen sarımsaklı sosu bilmeyen var mıdır? Bilimsel çalışmalar bir yana büyüklerimizin tedavi yöntemleri zaten bunları kanıtlıyor. Ancak sadece grip gibi mikrobiyal enfeksiyonları düşünmeyelim. Sarımsak içeriğindeki alisin bileşiğiyle antimikrobiyal özelliktedir. Kasım ve Şubat ayları arasında insanlara sarımsak verilmiş ve sarımsak yemeyenlerle hastalığa yakalanmaları kıyaslanmıştır. Tabi ki, sarımsak tüketen bireyler diğerlerine göre hastalıklara yakalansalar bile çok çabuk iyileşmişlerdir.

 Sarımsağın Faydaları:  Alzheimer Hastalığını Önler

Alzheimer hastalığı genellikle yaşlılık döneminde görülen ve günlük aktivitelerde azalmaya sebep olan, beyinde gerçekleşen bir rahatsızlıktır. Bu hastalık beyindeki β-amiloid peptit plakları nedeniyle oluşabilir. Bu plaklar sinir hücrelerinin zarar görmesine neden olur. Sarımsak yüksek miktarda antioksidana sahiptir. Yaşlanma karşıtı olan antioksidanlar hücreyi hasarlara karşı korur. Yapılan bir çalışmada sarımsakta bulunan S-allil-L-sistein’in (SAC) adlı bir bileşiğin Alzheimer hastalığında tedavi için kullanılabileceğini buldular (3) . Yüksek antioksidan ve özel bilekşikleri sayesinde Alzheimer hastalığından koruruyu olarak günlük tüketimi sağlanabilir.

 Sarımsağın Faydaları:  Kanserden Korur

Özellikle sarımsak ve soğanda bulunan allium bileşikleri ve sülfür içeren bileşiklerin kanserin oluşma riskini azaltabileceğini gösteren birçok çalışma vardır. Ulusal Kanser Enstitüsü’ne göre “Birçok nüfus araştırması, sarımsak alımının artması ile mide, kolon, özofagus, pankreas ve göğüs kanseri dahil olmak üzere bazı kanser riskinin azalması arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor”. Peki bu riski nasıl azaltabiliyor? İçeriğindeki antibakteriyel özellikler ve kanserin oluşmasına neden olan maddeleri engelleme, aktivasyonunu azaltma ve DNA onarımını arttırmasıyla kanseri önlediği açıklanmıştır. Yapılan bir çalışmada 345 meme kanseri hastası incelenmiş ve sarımsak, soğan, lif tüketimine bakıldığında bu besinleri daha çok tüketen bireylerde riskin çok daha az olduğu görülmüştür. Sarımsağın içerisindeki organosülfür bileşiklerinin kanser hücrelerine verildiğinde hücredeki döngünün durduğu görülmüştür.

 Sarımsağın Faydaları:  Kemik Sağlığını Arttırır

Sarımsakla ilgili yapılan çalışmaların hiçbirinde kemik kaybına sebep olduğu görülmemiştir. Üstelik, menopoz dönemindeki kadınlarda östrojen azalmasından dolayı görülen kemik kaybını engellediği görülmüştür. Menopoz dönemindeki kadınlara sarımsak özütü verilmiş ve östrojen eksikliğyle görülen belirtilerin azaldığı fark edilmiştir (4). Sarımsak kadınlarda, ileride görülebilecek kemik problemlerini önler. Aynı zamanda osteartrit hastalığında olumlu etkisi görülmüştür. Kemik sağlığı için sadece süt içmek değil, sarımsak bile faydalı olabiliyor!

 Sarımsağın Faydaları:  Saç Dökülmesini Önler

Evet, saç dökülmesine iyi gelebiliyor! Ülkemizde, bilim adamları tarafından yapılan çalışmada sarımsak kellik tedavisinde kullanılmıştır. Saç kıran hastalığı kafa derisi ve vücudun diğer bölgeleri üzerinde olur ve saç dökülmesinde neden olur. Saç kıran hastalığına sahip bireylere günde iki kez sarımsak jeli tedavisi uygulanmış ve terapötik olarak başarılı olduğu görülmüştür. Çalışma her ne kadar yetersiz olsa da sarımsağın saç dökülmesi tedavisinde etkili olabileceğini göstermiştir.

 Sarımsağın Faydaları:  Sakalların Gürleşmesine Yardımcı Olur

Erkeklerde bölgesel olarak çıkmayan veya seyrek olan sakal problemi çok yaşanmaktadır. Bu gibi durumlarda sarımsak yardımcınız olabilir. Hassas bir cildiniz varsa sarımsağı sakalınıza kullanmak cildinize zarar verebilir öncelikle doktorunuza danışmalısınız. İlk olarak cildinizi temizleyin ve gözeneklerinizin temiz, açık olmasını sağlayın. Sonrasında 1 yemek kaşığı zeytinyağını havana dökün ve 1 diş sarımsağı havanda yağla birlikte ezin. Bu karışımı rahatsız olduğunuz, seyrek çıkan bölgeye elinizle uygulayın. Cildinizde yanma hissi verebilir. 10 dakika tutmanız yeterlidir, çok uzun süre bekletmeyin. Haftada 1-2 defa bu işlemi yapmak sakallarınızın daha canlı ve gür olmasını sağlayabilir.

Sarımsağı Nasıl Kullanmalısınız?

Sarımsağın antimikrobiyal  ve sağlık özelliklerinden en iyi faydalanabilmek için çiğ tüketmelisiniz. Ancak çiğ tüketmek elbette zor geliyor olabilir. Minik bir diş sarımsağı suyla beraber yutmayı deneyebilirsiniz. Yaptığınız sosların içerisine ezerek veya rendeleyerek çiğ halde kullanabilirsiniz. Pişirdiğiniz zaman antimikrobiyal özelliği kaybolur. Ancak antioksidan değerinde bir değişiklik olmaz. Sarımsağı kesmek, ezmek ve doğramak içerisindeki allinaz enzimini aktive eder. Sarımsağı yutmak zordur. Bu yüzden en güzel yöntem sarımsağı doğramak veya ezmek sonra bir süre bekleterek allinaz enziminin aktive olmasını sağlamak ardından soslara, yemeklere, salatalara eklemektir. Allisin daha sonra birçok organosülfür bileşiğini ortaya çıkararak faydalı bileşenleri meydana çıkarır. Bilim adamları sarımsağı doğradıktan sonra 10 dk beklemeyi önerir. Diğer bir yöntem ise sarımsak yağı kullanmaktır. Geleneksel tedavi yönteminde uygulanan bu yöntemle birçok hastalıktan korunur.

Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi (5) :

 >  Günde 1 diş taze sarımsak veya

 >  0.4-1.2 gram sarımsak tozu veya

 >  2-5 miligram sarımsak yağı veya

 >  300-1000 mg sarımsak ekstraktı kullanmaktır.

Sarımsağın eski tarihi, geleneksel olarak kullanılması ve modern tıptaki yerinin ne kadar önemli olduğunu sizlerle paylaştık! Umarım yazımızı beğenmişsinizdir. Sormak istediğiniz sorular için yorum bırakabilirsiniz.