Soğanın Faydaları Nelerdir?

Doğal antibiyotik olarak bilinen soğanın faydaları nelerdir? Soğan yemenin kültürümüzde ne kadar yer ettiğini kullandığımız yemeklerden, soframızdaki çoban salatamızdan biliyoruz. Ancak doğru mu yapıyoruz? Soğan yemek gerçekten faydalı mı? Soğanın faydaları neler? Bunların hepsinden yazımızda bahsedeceğiz.

Havuç gibi toprak altında yetişen bir bitki olan soğan, topraktan aldığı vitamin, mineral ve sayısız fito kimyasal ile hastalıkları iyileştirebiliyor, cilde iyi geliyor. Farklı şekillerde ve yeşil, mor veya beyaz gibi farklı renklerle karşımıza çıkıyor. Soğanın faydaları ne renkte, ne şekilde olursa olsun bize etki edebiliyor.

Bu makaleden neler öğreneceksiniz:

 #  Soğan Nedir?
 #  Soğanın Tarihi Geçmişi
 #  Soğanın Besin Değerleri

 1  Kanserle Savaşır
 2  Kemikleri Güçlendirir
 3  Diyabetin Önlenmesine ve Kontrolüne Yardımcı Olur
 4  Kalp Sağlığını Güçlendirir
 5  Sindirim Sistemini Destekler
 6  Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

Soğan Nedir?

Soğan, toprak altında yetişebilen bir kök bitkisidir. Botanik ismi Allium cepa olan soğan, Allium cinsine aittir. Liliaceae bitki ailesinin bir üyesidir. Bu ailede sarımsak ve pırasa gibi diğer aromatik allium sebzeler de bulunur. Soğan tüm dünya çapında ekilip, yetiştirilen bir sebzedir. Genellikle pişirilerek servis edilebilir.

Ancak çiğ, turşu, reçel olarak da birçok şekilde kullanılır. Güçlü bir tat, keskin bir koku ve aroması vardır. Ilıman iklimde yetişen bir sebze olmasına karşın ılık, tropikal iklimler gibi çok geniş yelpazeye sahip bir yetiştirilme iklimi vardır. Soğanın etrafında bulunan sert kabuğu aslında hava koşullarına karşı bitkinin kendisini koruması için oluşturduğu bir koruma kalkanıdır.

Allium sebzelerinin, kendilerine özgü kokuları vardır. Sarımsak ve soğanın kokusunu bilmeyen var mıdır? İşte bu kokunun asıl sebebi sülfür bileşikleridir. Ancak bu bileşikler sadece koku yaymaz, sağlığa olan faydalarıyla da bilinir. Örneğin kanser tedavisi için sülfür bileşiklerinin içerisinde bulunan yağlar çok önemlidir. Peki, soğan keserken neden gözyaşlarına boğuluyoruz? Çünkü soğanları kestiğimiz zaman soğan hücresinin yüzeyine bir delik açıyoruz, deliyoruz.

Bunun sonucunda aslında alkenil sistein sülfoksit denilen bir maddenin depolandığı kısma delik açmış oluyoruz. Kestiğimiz bu kısım kokunun yayılmasına ve gözlerin yanmasına neden oluyor. Ama bunun için soğana kızmayın! O gözyaşlarına neden olan maddenin hastalıkları önlemedeki rolü çok çok büyük! Antibiyotik olarak kullandığımız ilaçların yerine geçebilecek etkiye sahiptir.

Soğanın kendine özgün değişik özelliklerinin yanı sıra birazda tarihi geçmişini inceleyelim.

Soğanın Tarihi Geçmişi

Soğan çeşitlerinin eski kökeni, Asya’nın batı ve doğu bölgelerine yayılmıştır. Dünya üzerinde bulunan sayısız soğan türü vardır. Araştırmalar gösteriyorki, soğanların M.Ö. 5000 yıllarında Çin’de kullanılmaya başlanmış. Soğan uzun süre dayanabilen ve bozulmayan bir ürün olduğu için o zamanlar tercih edildiği düşünülmüştür.

Aynı zamanda eski Mısır mezarlarında soğanlar kullanılmıştır. Charaka Samhita’nın tıbbi belgelerine göre soğanın şifalı bir bitki olduğu yazılmıştı. MS birinci yüzyılda Yunan bir doktorun belgelerinde de soğanın tıbbi olarak kullanıldığı görülmektedir.

Soğanın Besin Değerleri

Yeşil soğan çiğ haliyle yenilebildiğinden ve daha yumuşak bir tada sahip olduğundan daha çok tercih edilebiliyor. Ancak beyaz ve kırmızı soğanla karşılaştırıldığında, genellikle daha düşük yararlı bileşik yüzdesine sahiptir. Sarı soğan kuarsetin ve aynı zamanda sülfürik bileşikleri içerir, ancak kırmızı soğan diğer koruyucu antioksidanlardan (kırmızı renginden anlaşılacağı gibi) daha yüksektir.

Bazı araştırmalar, soğanlar toprak altında ne kadar uzun süre kalırlarsa o kadar çok besin değerinin arttığını göstermektedir. Soğanın kokusu ve tadı ne kadar güçlü olursa, o kadar çok besin öğesi içerir (aynı zamanda daha çok gözleri yaşartır).

Bir fincan çiğ kıyılmış soğan aşağıdaki besin öğelerini içerir:

  • 64 kalori
  • 0 gram yağ
  • 2 gram protein
  • 2 gram lif
  • 7 gram şeker
  • 8 miligram C vitamini
  • 2 miligram B6 vitamini
  • 2 miligram manganez
  • 22 miligram folat
  • 234 miligram potasyum
  • 46 miligram fosfor
  • 07 vitamin B1

Soğanın ne olduğu, nereden geldiği ve neler içerdiği hakkında bu kadar bilgi öğrendiğimize göre artık soğanın faydalarından bahsetmeye başlayabiliriz!

Soğanın Faydaları Nelerdir?

Soğanın Faydaları: Kanserle Savaşır

Guelph Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre kırmızı soğan göğüs ve kolon kanser hücrelerini yok etmek için en etkili yöntemdir (1). Bunun sebebi soğanın içerisinde yüksek seviyede kuarsetin ve antosiyanin – iki bileşikleri bulunur. Bu iki bileşen sayesinde kanser hücreleri kendi kendilerini öldürme çalışır.

Kanser hücrelerinin iletişim kurmalarını ve büyümelerini engeller. En çok soğan tüketim oranına sahip bireylerin kansere yakalanma oranlarının en düşük olduğu tespit edilmiştir. Kansere savaş açmak ve korunmak adına her gün bir çiğ soğanı salatalarınıza doğrayabilir veya etlerin, çorbaların üzerine süs olarak soğan dilimleri ekleyebilirsiniz.

Soğanın Faydaları: Kemikleri Güçlendirir

Soğanın kemik sağlığınızı etkileyebileceğini hiç düşündünüz mü? Evet, soğan tüketmek kemik sağlığı için faydalıdır. Çünkü soğan içerisinde kemik salığı için faydalı olabilecek birçok mineral içerir. Kemik mineral yoğunluğunun artmasıyla daha güçlü kemikler sağlanır. Kırılma riski azalır, osteoporoza yakalanma riski düşer.

Güney Carolina Üniversitesi’nde Aile Hekimliği Anabilim Dalı tarafından yapılan bir araştırmada, soğan tüketim sıklığı arttıkça kadınlarda kemik yoğunluğunun arttığını tespit etmiştir. Özellikle kadınlar osteoporoz ve kemik kırılmalarına karşı oldukça riskli olduğundan bu çok önemli bir çalışmadır.

Her gün bir kez soğan tüketen kadınların genel kemik yoğunluğunun ayda bir kez soğan tüketen bireylerden %5 daha fazla olduğu bulunmuştur. Araştırmacılar, çok fazla soğan tüketen kadınların, hiç soğan tüketmeyen kadınlarla kıyaslayınca %20’den daha fazla kalça kırığı riskini azaltabileceği sonucuna varmıştır.

Soğan beslenmesinin kemik yapıcı faydalarından sorumlu olası bir mekanizma, soğandaki kemik parçalanmasını ve osteoporozu önlemeye yardımcı olan GPCS maddeleri (gamma-L-glutamil-trans-S-1-propenil-L-sistein sülfoksitler) olduğu bulunmuştur.

Soğanın Faydaları: Diyabetin Önlenmesine ve Kontrolüne Yardımcı Olur

Kore’de yapılan büyük bir çalışmada, soğan ekstraktının diyabeti engellemede ve kontrolünü sağlamada yardımcı olabileceği bulunmuştur. Soğan tüketimi, kandaki kan şekerinin artışını dengeler. Kilo vermeye yardımcı olur. Ayrıca insülin direncine sahip bireyler için oldukça faydalıdır.

Soğanla ilgili yapılan araştırmalarda soğanın krom içerdiğini ve kromun kan şekerinin kontrolünde faydalı olabileceği ortaya konulmuştur.

Soğanın Faydaları: Kalp Sağlığını Güçlendirir

Soğanın en önemli antioksidanları arasında, daha önceki yazılarda da bahsettiğimiz gibi kuarsetin ve antosiyoninler bulunmaktadır. Bu bileşenler bir flavovoid çeşididir. Söylediklerimizin dışında soğanın tam 25 farklı flavonoid içerdiği kanıtlanmıştır. Kırmızı soğandaki flavonoidler kalp sağlığına katkıda bulunmaktadır (2). Soğan, organosülfür bakımından zengindir ve bu kalp rahatsızlığını önlemeye yardımcıdır.

Arjantin’de yapılan bir araştırmaya göre, soğan tüketmek kardiyovasküler yani kalp hastalıkları riskini azaltmaktadır. Soğanda bulunan kuarsetin, kalp rahatsızlığına sahip bireyler için tedavide yardımcı olacaktır. Soğan çorbası Fransız mutfağının en bilinen yemeklerinden birisidir. Fransız mutfağında yer eden soğan çok yüksek enerjili beslenme tarzına rağmen Fransızlar’ın neden daha az kalp hastalığına yakalandığının bir göstergesidir.

Yüksek enerjili tüketime rağmen çok soğan tükettikleri için kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskleri oldukça düşüktür. Ayrıca kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olur, kanda pıhtılaşmayı ve yüksek tansiyonu önler.

Soğanın Faydaları: Sindirim Sistemini Destekler

Soğanın sindirime olan faydası içerisinde bulunan inulin adlı bir lif sayesindedir. İnulin bağırsaklarımızda bulunan faydalı bakteriler için bir besin kaynağıdır. Her soğan yediğimizde bağırsaklardaki faydalı bakterileri de beslemiş oluruz.  Soğandaki bir diğer lif, oligofruktozdur. Hatta farklı diyare yani ishal tiplerini önlediği ve tedavi ettiği bulunmuştur (3).

Soğanın içeriğindeki fitokimyasal maddeler mide ülseri riskini azaltabilir. İçeriğindeki doğal prebiyotikler de kabızlığı hafifletmeye yardımcı olmaktadır. Soğan, bazı bireylerde migrene ve gaza neden olmaktadır. Böyle bir durum yaşarsanız mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Soğanın Faydaları: Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

Soğanda bulunan bileşenler, bağışıklık sistemi üzerinde çok etkilidir. Soğan, içerdiği selenyum mineraliyle bağışıklık fonksiyonunu uyarır. Aynı zamanda selenyum eksikliği olan bireylerde bağışıklık hücreleri yetersizdir. Yetersiz olan bu hücreler aynı zamanda önemli birçok proteinin üretilmesi ve kalsiyumun taşınmasınında azalmasına neden olurlar. Soğan içeriğiyle grip tedavisinde ve soğuk algınlığında bitkisel ilaç olarak kabul edilmektedir.

Peki biraz hikaye olan bilgilerden bahsedelim.  Ayaklarınızın altında soğan ile yatmak, çoraplarınıza soğan koymak gibi popüler bilgiler dönüp duruyo. Bunlar yararları var mı? Bazı kaynaklar, enfeksiyonu ortadan kaldırdığını ve vücudunuzu nemlendirdiğini söylüyor. Bunu yapmak bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir. Ayaklarınız vücudun tüm organlarının sinir uçlarının bitiş noktasıdır. Ayakların altına soğan yerleştirmek, faydalı özelliklerini ayak derisinden iç dokuya aktarabilir.

Bununla birlikte, bu konuda herhangi bir araştırma yoktur ve bilgilerin ne kadar doğru olduğu da kesin değildir. Soğan soğuk algınlığı tedavisinde oldukça etkilidir. Soğan çayı, soğan çorbası ve soğanlı bal karışımı yaparak tüketebilirsiniz.

Umarım soğan hakkında merak ettiklerinizi yanıtlamışızdır! Yazımızı beğendiyseniz ve soru sormak istiyorsanız yorum bırakmayı unutmayın.

Yulaf Samanı Çayı Faydaları Nelerdir?

Yulaf samanı çayını sıklıkla uzmanlardan televizyon ve sosyal medya aracılığıyla duyuyoruz. Bu çayı daha yakından inceleyerek ne olduğunu nelere iyi geldiğini, hangi hastalıklara faydalı olduğunu öğrenelim. Yulaf samanı nedir, Tarihi nedir? Yulaf samanı çayının faydaları nelerdir? Bunlar hakkında yazımızda birçok bilgi bulacaksınız.

Yulaf samanı yeşil yulaftan elde ediliyor. Hindistan’da uygulanan geleneksel tedavi yöntemi olan Ayurveda’da bile kullanılmaktadır. Bitkilerin ve otların gücü en az ilaçlar kadar etki gösteriyor. Yulafın bir parçası olan yulaf samanının faydaları ise inanılmaz.

Bu bilgiler sadece geleneksel olarak kullanımdan biliniyor. Bilim dünyasının yulaf samanı hakkında araştırmaları henüz bulunamadı. Bu yüzden çalışma mekanizması hakkında pek bir bilgi yok. Ancak, geleneksel yöntemlerde olan faydalarını sizin için inceledik.

Yulaf samanı çayının faydaları sinir sistemi, kalp sağlığı, cinsel sağlık ve sakinleştirici etkidedir. Bunlar hakkında yulaf samanı çayı faydaları yazımızda ayrıntıları bulabileceksiniz. Sağlığa olan faydalarından önce biraz yulaf samanını tanıyalım.

Bu yazımızda sizleri ne bekliyor şöyle bir bakalım:

 #  Yulaf Samanı Nedir?
 #  Yulafın Tarihi
 #  Yulaf Samanının Besin Değerleri

 1  Sinir Sistemini Güçlendirir
 2  Sinirleri Yatıştırır, Rahatlatır
 3  Cinsel Sağlığı Güçlendirir
 4  Uykusuzluğu (İnsomnia) Düzeltir
 5  Osteoporoz Riskini Azaltır
 6  İdrar Söktürücüdür
 7  Ödemin Atılmasına Yardımcı Olur
 8  Egzamayı, Siğili İyileştirir
 9  Tırnakları Güçlendirir

 #  Yulaf Samanı Çayı Nasıl Kullanılmalıdır?
 #  Yulaf Samanı Çayı Tarifi
 #  Yulaf Samanı Çayı Yan Etkileri

Yulaf Samanı Nedir?

Botanik ismi Avena sativa’dır. Avena besleyici anlama gelirken, sativa yetiştirilen anlamına gelmektedir. Bu anlamların doğruluğunu yazının ilerisinde sizde anlayacaksınız. Yulaf samanı adından da anlaşılacağı gibi yulaftan elde edilir. Yulaf genellikle Kuzey Avrupa’da yetiştirilir. Bu bitkinin gövdesi, tohumu gibi birçok bölgesi kullanılır. Kuru topraklarda, güneşe gerek duymadan büyüyebilir. Bu yüzden kuraklığa iyi dayanabilir.

Yulafın meyvesi, samanı ve tohumu Ağustos ayında toplanır. Büyüyen tohumları toplanıp kurutulduktan sonra yıllarca bozulmadan saklanabilir. Una benzeyen bir yapısı vardır. Yulaf samanı denilen aslında yulafın gövdesinin kurutulmuş halidir. Yulaf, 3.000 yıl önce Dicle ve Fırat nehirleri arasında yetiştirildiğine inanılmıştır. Daha sonra Avrupa’nın nemli ve soğuk iklimine yayılmış ve popüler bir tahıl ürünü haline gelmiştir.

Yulafın Tarihi

Yulaf yıllardır insanlara ve hayvanlara besleyici bir kaynak olmuştur. Besleyici olmasının yanı sıra hastalıkların tedavisinde de kullanılmıştır. Son yıllarda ülkemizde de popülerliği süren yulaf aslında Avrupa’da uzun yıllardır tüketilmektedir. Kahvaltıda yulaf lapası tüketmeyi ilk olarak İskoçyalı’lar başlatmıştır.

Yulafın kendine ait birçok faydası vardır. Bu faydaları yulaf samanında veya yulafın sütünde de bulmak mümkündür. Avrupa’da mental, akıl sağlığının artması  ve güçsüzlüğe, zayıflığa iyi gelmesi, sinir sistemi sağlığı amacıyla yıllardır yeşil yulaf otu ve yulaf samanı kullanılmıştır.

Yulaf Samanının Besin Değerleri

Yulaf samanı, protein, B1 vitamini, B2 vitamini, D vitamini, E vitamin, karoten, nişasta, yağ gibi bileşikler içermektedir.

Aynı zamanda kalsiyum, magnezyum, potasyum ve demir gibi mineralleri de içerir. Et ürünleri ve süt gibi besinlerden alabildiğimiz birçok besin değerini bu minik bitkiden yaptığımız çay ile alabiliyoruz.

Yulaf Samanı Çayının Faydaları

Sinir Sistemini Güçlendirir

Her ne kadar çalışma mekanizması bilinmese de beyindeki alfa-2 dalgalarını arttırarak sinir sistemini güçlendirdiği düşünülmektedir (1). En popüler faydası sinir sistemine olan etkisidir. Yulaf samanı çayı hiperaktivite gibi sinir sistemi rahatsızlıklarında tedavi amacıyla kullanılmıştır. 1 kupa yulaf samanı çayı sinir sistemini güçlendirebilir, beyin fonksiyonlarını arttırır.

Sinirleri Yatıştırır, Rahatlatır

Yulaf sıradan bir bitki gibi görünmesine rağmen yatıştırıcı, sakinleştirici olarak bile kullanılabilir. Yulaf samanını tüketen bireyler kısa sürede rahatlama ve sakinleşme etkisini görecektir (2). Fiziksel gerginliği ve gergin bir sinir sistemini rahatlatmak için en güzel yöntemlerden biri yulaf samanı çayı tüketmek olacaktır.

Daha sakin, yumuşak bir duygusal ruh haline kavuşmak istiyorsanız yulaf samanı çayınıza biraz bal katın ve sıcacık çayınızı yudumlayın.  Eskiden depresyonda olan kadınların tedavisinde yulaf samanı çayı kullanılmıştır. Ancak dikkat etmeniz gerekir çok fazla tüketilmesi önerilmez. Kullanmadan önce aşağıdaki yan etkileri kısmını okumalısınız.

Yulaf Samanı Çayının Faydaları: Cinsel Sağlığı Güçlendirir

Yulaf samanıyla yapılan az birkaç çalışmadan biride cinsel sağlığa, libidoya olan etkisidir. Yulaf samanı çayı tüketimi erkek ve kadınlarda cinsel sağlığı arttırır. Avrupa’da bitkisel tedavi uygulayan Almanya gibi ülkelerde bu etki oldukça bilinir. Meşhur cinsel sağlığı arttıran ilaçların yerine kullanılır. Hatta İsviçre’de yulaf samanı, cinsel sağlığı arttıran ilaçlar yerine satılmaktadır.

Uykusuzluğu (İnsomnia) Düzeltir

Geceleri bir türlü uyuyamıyor ve uzun süredir bu problemi yaşıyorsanız dikkate almalısınız. Uykusuzluk, aslında insomnia adında literatürde yer almış bir hastalıktır.Yulaf samanının yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisi vardır.

Bu etki uykusuzluk probleminizi yenmenize yardımcı olabilir. Papatya çayı her zaman gerginliği azaltmada ve sakinleştirmede önerildiği gibi bilinmeyen bir diğer çay ise yulaf samanı çaydır. Yulaf samanı çayından bir kupa içerek bu etkiyi deneyebilirsiniz. Ancak öncelikle aşağıda yer alan yan etkileri okumalısınız.

Osteoporoz Riskini Azaltır

Osteoporoz hastalığı kemiklerin güçsüz, kırılgan hale gelmesidir. Kırılgan kemiklerin oluşmaması için aklımıza ilk olarak kalsiyum gelir. Ancak önemli olan bir diğer nokta da hormonlardır.

Kadınlarda östrojenin menopozla birlikte azalmasıyla kemik kırılganlığı artar. Bu yüzden kadınlarda osteoporoz erkeklerden çok daha fazla görülür. Yulaf samanı çayı östrojenin artmasını sağlar. Ayrıca yulaf samanı çayı kalsiyum, magnezyum ve fosforda içermektedir.

Yulaf Samanı Çayının Faydaları: İdrar Söktürücüdür

Bitkilerin birçoğunda diüretik denilen idrara çıkarma özelliği vardır. Ancak yulaf samanı bu bitkiler arasında baş sırada yer alır. İdrarın akışını arttırarak böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonları, retansiyon gibi rahatsızlıklarda yardımcı olmaktadır.

Ancak uzmanlar bu bitkinin kullanılmasıyla oluşan etkinin böbrekleri zorladığını söylemektedir. Kullanımı eğer güvenli bir şekilde sağlanırsa faydalı olmaktadır. Kullanırken muhakkak bol su tüketmelisiniz. Diüretik ilaçlar kullanmak yerine yulaf samanı çayını tercih edecekseniz öncelikle doktorunuzla konuşmalısınız.

Ödem Atılmasına Yardımcı Olur

Yulaf samanı çayının idrar söktürücü olması vücutta ödemin atılmasına yardımcı olur. Özellikle bayanların regl dönemlerinde en büyük derdi olan şişkinlik ve ödem çaylar yardımıyla atılabilir. Bunun için yulaf samanı çayı inanılmaz etkilidir. 1 yemek kaşığı yulaf samanını demleyerek günde 2 kupa içebilirsiniz. Özel bir durumunuz varsa ve ilaç kullanıyorsanız tüketmeden önce muhakkak doktorunuza danışmalısınız.

Egzemayı, Siğili İyileştirir

Demlenmiş yulaf samanı çayı direk olarak cilde uygulanabilir. Denemeden önce ilk olarak bileğinize küçük bir miktarda sürüp kızarıklık gibi alerjik reaksiyonlar gösterip göstermediğini kontrol etmelisiniz.  Egzemanın oluştuğu veya siğilinizin olduğu bölgeye bir miktar yulaf samanı çayı uygulayabilirsiniz. Günde bir kere yapmanız yeterlidir.

Yulaf Samanı Çayının Faydaları: Tırnakları Güçlendirir

Yulaf samanı silika denilen bir bileşen içerir. Bu bileşen ayak ve el tırnakların güçlü ve sağlam olmasına yardımcı olur. Ayrıca az bir miktar yulaf samanı çayı birçok besinde bulunan kalsiyum, magnezyum, fosfor gibi tırnak, saç ve kemik sağlığına iyi gelebilecek mineralleri içerir. Böylelikle tırnakların kolayca kırılmasını engeller.

Bitkisel tedavi yöntemlerini kullanan doktorların saç ve tırnak kürlerinde muhakkak bu bitki bulunur. Yulaf samanı çayı tüketebilir veya tırnaklarınızı yulaf samanı çayı içerisinde bekleterek güçlenmesini sağlayabilirsiniz.

Yulaf Samanı Çayı Nasıl Kullanılmalıdır?

Yulaf samanı, çay poşeti şeklinde hazırlanıp demlenebilir. Bunun dışında yaklaşık 1 bardak dolusu yulaf samanını bir kavanozda demleyerek saklanır ve içileceği zaman kavanozdan bir kahve fincanı kadar alınır. Ancak bu oldukça geleneksel olarak kullanılan bir yöntemdir. Böyle yapılmasının tek sebebi daha fazla yulaf samanı kullanarak daha fazla besleyici etkiyi sağlamaktır.

Yulaf Samanı Çayı Tarifi

Malzemeler:

  • Kavanoz
  • 1 bardak yulaf samanı
  • Kaynamış su

Yapılışı:

  • Yulaf samanını kavanozun içerisine dökün.
  • Kavanozun içerisine kaynamış suyu ekleyin.
  • Kavonozun kapağını sıkıca kapatın.
  • 4-6 saat boyunca bekleyin.
  • Suyun yüzeyine çıkan yulaf samanları yavaşça dibe çökecek ve rengini verecektir.
  • Beklettikten sonra yulaf samanlarını süzgeçle süzün.

Çay şeklinde bir türk kahvesi fincanında tüketebilirsiniz(3). Buz kalıplarına döküp soğuk içecek olarak limonatanıza katabilirsiniz. Ancak çocukların ve hamilelerin tüketmemesine dikkat etmelisiniz.

Yulaf Samanı Çayı Yan Etkileri

Bitkilerin etkilerinin ilaçlar kadar etkili olduğu unutulmamalıdır. Glutene alerjiniz varsa, çölyak hastasıysanız kesinlikle yulaf samanı çayından uzak durmalısınız. Düşük bir ihtimalde olsa çapraz kontaminasyon denilen etkiyle tarlada veya işleme sırasında buğdayla etkileşime geçmiş olabilir.

Günde maksimum 2 kupa kadar veya kavanozda yapıyorsanız 2 kahve fincanı kadar tüketilmelidir. Ayrıca, yan etkileri kesin olarak bilinmemektedir. Sağlıklı bireylerde kullanmadan önce doktora danışmalıdır.

Yulaf samanı çayı hakkında araştırdığımız bütün bilgileri sizinle paylaştık. Umarım beğenmişsinizdir ve faydalı olmuştur. Merak ettikleriniz ve sorularınız için yorum bırakabilirsiniz!

Keten Tohumunun Faydaları

Herkesin merak ettiği keten tohumunun faydaları nelerdir? Son zamanlarda keten tohumu, chia tohumu gibi birçok tohum popüler hale geldi. Özellikle bu minik, kahverengi tohumların adını sıklıkla duyuyoruz. Bide bu yazıda keten tohumun faydalarını ele aldık. Uzmanların süper gıdalar arasında en çok önerdiği besinlerden biri keten tohumu oldu. Acaba öneriler doğru mu? Kendisi küçük ama popülerliği büyük olan bu besinin faydaları neler?

Niye tüketmeliyiz? Sindirim sisteminizden, cilt güzelliğine, kolesterol seviyenize kadar birçok etkisi bulunuyor. Lifin önemini, omega-3 yararlarını artık hepimiz öğrendik. Keten tohumunda bu ikisinden çok daha fazlası olduğunu söyleyebiliriz. Son yapılan çalışmalar, keten tohumunun faydaları, hastalıklarda tedavisi hakkında birçok şeyden bahsedeceğiz. Ancak, keten tohumunun faydalarından bahsetmeden önce neler içerdiğini inceleyelim.

Bu makalede bulacağınız başlıklar şöyledir

 #  Keten Tohumu Besin Değeri

 1  Yüksek Lif İçeriğiyle Bağırsakları Çalıştırır
 2  Omega-3 İçeriğiyle Kolesterolü Düşürür
 3  Kanserden Korur
 4  Menopoz Semptomlarını Azaltır
 5  Sağlıklı Saç ve Cilt Sağlar
 6  Tansiyonu Düşürür
 7  Et Tüketmeyenler İçin Protein Kaynağıdır
 8  Kan Şekerini Dengeler
 9  Kilo Vermeye Yardımcı Olur

 #  Keten Tohumunu Nasıl Kullanabilirsiniz?
 #  Öğütülmüş Hali Mi Tüketilmeli?

Keten Tohumu Besin Değeri

3 yemek kaşığı keten tohumu aşağıdaki besin öğelerini içerir.

  • Omega-3 (ALA) 6,338mg
  • Kalori 111 kkal
  • Protein 3,9 g
  • Karbonhidrat 6 g
  • Lif 6 g
  • Yağ 9 g
  • Vitamin B1 (Günlük ihtiyacın % 31’ini karşılar.)
  • Manganez (Günlük ihtiyacın %35’ini karşılar.)
  • Magnezyum (Günlük ihtiyacın % 30’unu karşılar.)
  • Fosfor (Günlük ihtiyacın % 19’unu karşılar.)
  • Selenyum (Günlük ihtiyacın % 10’unu karşılar.)
  • Ayrıca keten tohumu yeteli miktarda B6 vitamini, demir, potasyum, çinko ve bakır içermektedir.

Keten Tohumunun Faydaları

Yüksek Lif İçeriğiyle Bağırsakları Çalıştırır

Maalesef birçok kişi kabızlık gibi bağırsak problemi çekiyor. En büyük sebebi yeterli lif ve su tüketmememizdir. Kocaman bir salata yemeye bazen vaktiniz olmayabilir. Böyle durumlarda bu minik tohumlar yardımcınız olacaktır. Keten tohumlarının en olağanüstü faydalarından biri, yüksek oranda müsilaj zamı içerir. Müsilaj nedir? Bitkisel besinlerde bulunur ve bir lif çeşididir. Bağırsakta çözünen bu lif jelimsi bir yapıya dönüşür ve besinlerin bağırsaktan geçişini kolaylaştırır. Bunun dışında başka lifleride bulunduran keten tohumu, bağırsak problemlerinde yardımcıdır.

Her gün sebze, meyve tüketimiyle lif almamız gerekiyor. Ancak, fırsat bulamadığımız veya canımızın istemediği durumlarda keten tohumu tüketebiliriz. Müsilaj ve diğer lifleri sayesinde sindirim sisteminizi çalıştıracaktır.

 Keten Tohumunun Faydaları:  Omega-3 İçeriğiyle Kolesterolü Düşürür

Balık sevmeyen veya vejeteryan, vegan olan bireyler günlük omega-3 alımını sağlayamıyor. Bunun için doğada çözümler bitmiyor! Balık ve et yiyemiyorsanız keten tohumunda omega-3 bulunduğunu biliyor muydunuz? Balıktakinden farklı olarak bitkisel omega-3 kaynağıdır. Çalışmalar, keten tohumundaki omega-3ün kolesterolün artışını, atardamarların iltihaplanmasını ve tümör büyümesini engellediğini gösterdi. Keten tohumunun içerisindeki omega-3ü çok tüketenlerin daha az kalp krizi geçirdikleri, daha az kalp rahatsızlıklarına yakalandığı görüldü (1) .

Keten tohumu, omega-3 çeşitlerinden ALA’nın (alfa-linoleik asit) zengin bir kaynağıdır. Bitkisel olan bu kaynağın sağlığa olan faydaları kanıtlanmıştır. Özellikle kalp sağlığı, kolesterol ve düşük kalp krizi riskiyle ilişkilendirilmiştir.

Kanserden Korur

Hepimiz bu hastalıktan korkar olduk ve yakalanmamak için neler yapabileceğimizi araştırıyoruz. Genel olarak düzgün beslenmek için harekete geçmemiz lazım. Keten tohumunu sabah yumurtanızın üzerine serpebilir veya yoğurdunuzla birlikte yiyebilirsiniz. Kanserde etkili olur mu? Kesinlikle evet, çalışmalar tekrar tekrar gösteriyorki keten tohumu meme, kolon, prostat kanserine karşı savaşmada inanılmaz başarılıdır. Keten tohumunda bulunan üç ayrı lignan bileşeni, vücuttaki hormonların dengesini sağlar. Böylece meme kanserinin oluşumu engellenir, yakalanma riski azalır.

 Keten Tohumunun Faydaları:  Menopoz Semptomlarını Azaltır

Menopoz döneminde görülen rahatsızlıkların birçoğu östrojen hormonunun vücutta azalmasıyla ilgilidir. Keten tohumunda bulunan lignanlar hormon dengesizliğini düzeltebilir. Çünkü keten tohumu lignanları östrojen özellik içerir. Ancak bu özellik sadece menopoz semptomlarını azaltmakla kalmaz osteoporoz riskini de azaltır.

Keten tohumu lignanlarının içerdiği östojen özelliği ile regl döngüsünün düzenlenmesi sağlanır, menopoz döneminde görülen semptomlar azalır ve osteoporoz riski azaltılır.

Sağlıklı Saç ve Cilt Sağlar

Bayanlar ve erkeklerin dış görünüşünde en önem verdiği saçları, cildi ve tırnaklarıdır. Canlı, parlak ve sağlıklı saç yapısına, tırnaklara ve pürüzsüz cilde kavuşmak istiyorsanız keten tohumunu denemenizde fayda var. İçeriğindeki omega-3 yağı, B vitaminleri ciltteki pul pul dökülmeyi azaltır. Saç derisindeki kuruluğa iyi gelir. Özellikle egzama, akne gibi problemlerinize oldukça faydalıdır. 1 yemek kaşığı keten tohumunu gün içinde tüketebilirsiniz.

Keten tohumu yağı bu konuda diğer bir seçenektir. Sağlıklı yağların içerisinde başı çeken keten tohumu yağı, mükemmel bir seçenek oluşturur. 1-2 tatlı kaşığı keten tohumunu yiyeceklerinize ekleyip, yiyebilirsiniz. Ayrıca kokusuz, baz yağlarla (tatlı badem yağı, zeytinyağı) karıştırılarak cilt üzerinde de kullanılabilir.

 Keten Tohumunun Faydaları:  Tansiyonu Düşürür

Yüksek tansiyon problemi kalp rahatsızlıkları için çok önemli bir risk faktörüdür. Düşürmede etikili olduğu kanıtlanan keten tohumu, doğal bir tansiyon düşürücü besindir (2). Kanada’da yapılan bir çalışmada 30 gram keten tohumu tüketen bireylerin sistolik ve diastolik kan basınçlarında düşüş olduğu görülmüştür. Yani küçük ve büyük tansiyonları düşmüştür. Bu çalışmanın dışında daha birçok araştırmada bunu doğrulamıştır.

Et Tüketmeyenler İçin Protein Kaynağıdır

Bu minik tohumların içeriğinde protein bile bulunuyor. Protein alabilmek için sadece et ve et ürünleri tüketmenize gerek yok. Bitkisel protein kaynaklarından keten tohumu çok önemli amino asitleri (proteinin yapı taşı) bile içeriyor. Glutamin, arjinin gibi vücut için gerekli olan aminoasitleri keten tohumunun içerisinde bulabiliyoruz. Keten tohumundaki proteinlerle yapılan laboratuar çalışmaları bağışıklık sistemini güçlendirdiği, tümör oluşumunu engellediği ve anti-fungal (mantara karşı) etki olduğunu gösterdi. Vejeteryan ve vegan olan bireyler için inanılmaz bir kaynak!

 Keten Tohumunun Faydaları:  Kan Şekerini Dengeler

Tip 2 diyabet dediğimiz şeker hastalığı dünya genelinde en çok görülen hastalıklardan biri haline geldi. Sebebi, insülin ve kan şekerindeki dengesizlikler olan bu hastalıktan kurtulmak için size bir ipucumuz var. Günlük beslenmesine 10-20 gram keten tohumu ekleyen bireylerin kan şekeri seviyelerinin %8-20 oranında düştüğü görüldü (3) . İçeriğindeki lifi sayesinde oluşan bu etki şeker hastaları için ufak bir değişiklikle çok güzel bir fayda sağlıyor.

Kilo Vermeye Yardımcı Olur

Sürekli bir şeyler atıştırıyor ve günde 6 öğün yemek senin için ideal ise sana bir müjdemiz var. Atıştırarak, öğün sayını arttırarakta kilo vermen mümkün! Yeterki hangi besini yiyeceğini bil. 25 gram keten tohumu iştahı baskılayıcı ve uzun süre tok tutucu etki göstermiştir. İçeriğindeki lif doygunluk hissini arttırır ve bir sonraki öğünde yanlış besinlere saldırmanı önler. Böylelikle kilo vermene yardımcı olur. Sütün içerisine chia tohumuyla birlikte ekleyeceğin keten tohumu minimum 3 saat tokluk sağlayacaktır. Keten tohumuyla olan bu tarifi kesinlikle denemelisin!

Keten Tohumunu Nasıl Kullanabilirsiniz?

Bunun için aslında birçok seçenek bulunuyor. Evde yaptığınız tam tahıllı ekmek, kek gibi hamur işlerinin içerisine katabilir veya yoğurdun üzerine dökülebilir. Aynı zamanda salatanıza ekleyebilir, sabah kahvaltıda yumurtanızın üzerine serpebilirsiniz. Haftada 3 gün balık tüketmeyenler, protein alımı az olanlar ve kabızlık problemi çekenler günlük beslenmesine muhakkak 1 yemek kaşığı kadar eklemelidir.

Öğütülmüş Hali Mi Tüketilmeli?

Öğütülmüş keten tohumu alıyorsanız eğer satın alırken kapalı bir kutuda olmasına dikkat etmelisiniz. Kutuyu buzdolabında muhafaza etmeli ve güneş ışığı almamasını, serin yerde kalmasını sağlamalısınız. Eğer tohum halinde satın aldıysanız tüketmeden önce öğütmek veya havanda dövmek içerisindeki tüm faydalardan yararlanmanızı sağlayacaktır.

Umarım bu yazıda keten tohumu hakkında merak ettiğiniz her şeyi öğrenmişsinizdir. Saçtan, cilde, kanserden, şeker hastalığına kadar birçok faydası bulunan bu tohum kesinlikle mutfağınızda yer almalıdır. Merak ettikleriniz ve sormak istedikleriniz için yorum bırakabilirsiniz!

Zerdeçalın Faydaları Nelerdir?

Zerdeçal, ülkemizde çok yaygın olarak kullanılmasa da Hindistan’ın ve Güney Doğu Asya’nın vazgeçilmez baharatlarından biridir. Hint yemekleri diyince gözünüzde baharatlı, turunculu renklerde yemekler canlanmıyor mu? Bu yemeklerin birçoğu zerdeçal içeriyor.

Zerdeçalın faydalarını sizinle bu yazımızda paylaşacağız. Bilim dünyasının en çok araştırdığı baharatların başında gelen zerdeçal birçok ilaç etkisiyle kıyaslandığında fark edilmiştir ki en az ilaçlar kadar güçlü etkiye sahiptir. Kanserden, diyabete birçok hastalık için çalışmalar yapılmış ve faydaları görülmüştür. En belirgin özelliği turuncu-sarı rengi olan zerdeçalın faydalarını, yapılan son bilimsel çalışmaları sizin için araştırdık.

Zerdeçal, tahmin ettiğinizden çok daha fazla etkiye sahiptir. Zerdeçalın faydaları yazısını okuduktan sonra sizde bu söylediğimizi onaylayacaksınız. Ancak, öncelikle zerdeçalın ne olduğunu, nereden geldiğini ve tarihini inceleyelim.

Zerdeçalın Faydaları, Tarihi ve Besin Değerleri

 #  Zerdeçal Nedir?
 #  Zerdeçalın Tarihi
 #  Zerdeçalın Besin Değerleri

 1  Artritin Tedavisine Yardımcı Olur
 2  Antidepresan Etkisi Gösterir
 3  Kanserde Tedavi Edicidir
 4  Şeker Hastalığının Kontrolünü Sağlar
 6  Cilt Problemlerini Tedavi Edici
 7  Anti-İnflamatuar Etkili
 8  Ağrı Kesicidir
 9  Steroid Tedavisi Kadar Etkilidir

 #  Zerdeçalın Yan Etkileri
 #  İlaçlarla Olan Etkileşimi

Zerdeçal Nedir?

Curcuma longa cinsi bitkiden elde edilir. Genellikle Hindistan’da ve Güney Doğu Asya’da yetiştirilir. Toz olarak kullanılan zerdeçal aslında curcuma longa bitkisinin kökünün kurutulmuş halidir. Zencefilgillerden gelen zerdeçalın toz hali sarı renge sahiptir ve Güney Asya mutfağında yemeklere renk katmak amacıyla kullanılır. İsmi ‘’altın baharat’’ olarak ünlü olmuştur.

Zerdeçal olarak isimlendirdiğimiz baharat aslında toprağın altında yetişen kök kısmıdır. Bitkinin yaprakları özgün aromaya sahiptir ve yemeklere lezzet, aroma vermesi için çok tercih edilir. Çin ve Hint tıbbında uzun yıllardır kullanılan zerdeçal artık bilim dünyasınında kabul gördüğü faydalı baharatlar arasındadır.

Zerdeçalın Tarihi

Bu bitki Asya’da binlerce yıldır kullanılmaktadır. Ayurveda ve geleneksel Çin tıbbı tedavisinde önemli bir yer edinmiştir. Zerdeçalın orijinaline göre çok farklı isimleri vardır. Bazı kaynaklar, ismin Latin kökenli terra meritadan gelebileceğini söylüyor. Terra Merita değerli toprak anlamına gelmektedir.

Örneğin, Antik Polinezyalıların Pasifik Okyanusu’ndan Hawaii’ye giden yolculuklarında zerdeçal taşıdığını iddia eden hikayeler vardır. Marco Polo ise MS 1280 yılında Çin’de olduğu sırada zerdeçal hakkındaki öğrendiklerini günlüğüne şöyle yazdı: “Safranın tüm özelliklerini içeren bir sebze var. Aynı renge ve kokuya sahip ancak aslında safran değil.’’ Çin’de zerdeçal yıllarca safranın yerine kullanılabilecek bir baharat olarak kullanılmıştır. Kurkumin, zerdeçalın içerisinde bulunan sağlığa faydası olan asıl maddedir.

Aynı zamanda zerdeçala eşsiz rengini kurkuminin verdiği söylenmektedir. Hindistan’da oldukça değerli olan bu baharat törenlerde, önemli günlerde, dini törenlerde bile yıllarca kullanılmıştır. Ortaçağ Avrupa’sında zerdeçal yaygın olarak Hint safranı olarak duyulmaya başlandı. Daha pahalı olan safran baharatının yerine alternatif olarak zerdeçal kullanıldı. Nizamabad, Hindistan’da bir şehir olup, dünyanın en önemli ticaret merkezi ve en büyük zerdeçal üreticisi haline geldi. Böylece, Nizamabad sık sık “Zerdeçal Kenti” olarak anıldı.

Zerdeçalın Faydaları Nelerdir?

 Zerdeçalın Faydaları:  Artritin Tedavisine Yardımcı Olur

Artrit eklemler üzerinde dışarıdan bile belli olan iltihap durumudur. Halk arasında genellikle iltihaplı romatizma olarak bilinir. Eklemler üzerindeki iltihaplanma aslında bir inflamasyonun göstergesidir. Zerdeçalın içerisinde bulunan kurkuminin en bilindik özelliği anti inflamatuar olmasıdır. Yani, ağrıları ve inflamasyonu azaltır. Romatoid artrit tedavisinde kullanılan ilaçların etkisi zerdeçalla karşılaştırılmıştır.

45 romatoid artritli hasta gruplara bölünmüş bir kısmı ilaç kullanırken bir kısmı ise kurkumin takviyesi almıştır. Sonucunda kurkumin takviyesinin kullanılan ilaçtan çok daha etkili olduğu görülmüştür (1). Yapılan bu çalışmada zerdeçal tedavisinin oldukça güvenli ve ilaçtan daha başarılı olduğu vurgulanmıştır. Bilim dünyası artrit ve zerdeçal tedavisiyle ilgili çalışmaların yapılmasını teşvik etmektedir.

Kurkumin, romatoid artrit için kullandığınız birçok ilaçtan çok daha etkili olabilir. Ancak evde yemeklerin içerisine koyduğunuz zerdeçalda etki görebilmeniz düşük bir ihtimaldir. Yapılan bu çalışmada 500 mg kurkumin takviyesi kullanılmıştır. Bunun yerine her gün kendinize zerdeçalla karışım yapabilirsiniz veya takviye olarak kurkumin alabilirsiniz. Takviyeyi kullanmak için doktorunuza danışmalısınız.

 Zerdeçalın Faydaları:  Antidepresan Etkisi Gösterir

Depresyon, üzüntü ve anksiyete durumlarında psikiyatrdan ilaç tedavisi alabiliyoruz. Ama doğadaki şifaların gücünü de unutmamak lazım. Bir bitki belkide stresinize, üzüntünüze ilaç kadar iyi gelebilir. Nasıl mı? Zerdeçalın içerisindeki kurkumin bileşeni depresyon tedavisinde çok araştırılmıştır. Hayvan ve insanlarda yapılan deneyler kurkuminin depresyonda çok başarılı sonuçlar verebileceğini göstermiştir.

60 depresyon hastasına zerdeçal ve ilaç tedavisi denenmiştir. Zerdeçalın ilaç kadar etkili olduğu görülmüştür (2). Bilim dünyası zerdeçalın depresyona olan etkisini hala araştırıyor. Ancak şimdiye kadar yapılan çalışmaların olumlu sonuçlar verdiği kesindir. Kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Zerdeçalın yan etkilerine ve ilaçla etkileşimlerine dikkat ederek kullanabilirsiniz.

Kanserde Tedavi Edicidir

Kanser, bilim adamlarının tedavi yöntemleri için en çok araştırdığı hastalıklardan biridir. Zerdeçalın içerisindeki kurkuminin kansere olan etkisini araştıran bilim dünyası şöyle bir açıklama yapmıştır: ”Zerdeçalın antikanser etkisi yoktur ( kansere yakalanmamak için hücreleri koruyucu etki).

Kanser hücrelerini öldürmekte, büyüyen kanser hücrelerinin büyümesini durdurmakta daha etkilidir.” 2017 yılında yapılan son çalışmalarda pankreatik kanserde agresif formdaki, kimyasala karşı güçlü kalan kanser hücrelerinin direncini kırmada başarılı olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, zerdeçalın içerisindeki kurkumin içeriği kanserin metastazını (kanserin başka bölgelere yayılması), kanser hücrelerinin büyümesini ve gelişimini engeller.

Şeker Hastalığının Kontrolünü Sağlar

Şeker hastalığının (tip 2 diyabetin) ve insülin direncinin kontrolünün sağlanmasında birçok ilaç kullanılmaktadır. Ancak evde yemeklerinize zerdeçal ekleyerek bu ilaçların etkisini arttırabilir veya ilaç kullanma aşamasına gelmediyseniz, hastalığın ilerlemesini durdurabilirsiniz.

Zerdeçal, insüline olan tepkinizi arttıracaktır. Diyabetli olan kişilerde nöropati (sinirsel) ve retinopati (göz) rahatsızlıkları görülür. Sonucunda körlüğe kadar giden bu rahatsızlıkları engellemek için zerdeçalın başarılı olduğu bulunmuştur. Şeker hastalığı riskiniz varsa veya bu hastalığa sahipseniz evinizde yemeklerinizden zerdeçalı eksik etmeyin.

Cilt Problemlerini Tedavi Edici

Zerdeçalın antioksidan kapasitesi çok yüksektir. Antioksidanlar hücreyi zararlara karşı koruyan ve hasar görmesini engelleyen özellikte bileşenlerdir. Ciltteki gözeneklerin küçülmesini, sivilcelerin azalmasını sağlar (3).  Cildiniz daha canlı ve daha az sivilceli hale kavuşur.

Zerdeçalı direk olarak yüzünüze maske şeklinde de uygulayabilirsiniz. Ancak alerjik reaksiyon gösterebilir bu yüzden önce bileğinizde çok küçük bir miktarı koyarak kızarma tepkisi gösterip, göstermediğini kontrol etmelisiniz. Yapmanız gereken: Cildinizi güzelce yıkayın ve kurulayın.

Ardından bir yemek kaşığı yoğurdun içerisine yarım yemek kaşığı zerdeçal tozu ve yarım yemek kaşığı bal ekleyip, karıştırın. Bu karışımı yüzünüze güzelce maske halinde uygulayın. 15-20 dakika sonra durulayabilirsiniz. Sivilcelerin azalmasına, daha canlı bir cilt görünümüne yardımcı olacaktır.

Antienflamatuvar Etkili

Zerdeçalın en büyük ve en bilinen faydası antienflamatuvar etkisidir. İnflamatuar denilen olay aslında birçok hastalığa neden olmaktadır. Antienflamatuvar denilen özellik aslında iltihapların azaltılmasıdır. İltihaplar sonucu hastalıklarda kronik ağrılar oluşur. Ağrıların azaltılabilmesi için zerdeçal inanılmaz bir besindir. Yazımızın başından sonuna okuduğunuz birçok hastalıkta iltihaplanma görülmektedir. Her birinde zerdeçal yardımcı olmaktadır.

Ağrı Kesicidir

Yazıda diyabetin tedavisinde yardımcı olduğundan bahsetmiştik. Diyabette görülen ağrılı nöropati ve retinopati durumlarını azaltan zerdeçal ağrı kesici etkisi göstermektedir. Yalnızca diyabetteki ağrılarla kalmıyor. Ciddi yanıklarda görülen ağrının şiddetini zerdeçal azaltabiliyor.

Amerika’daki araştırmalar yanık tedavisinde kullanılan ilaçlar yerine zerdeçalın kullanılabileceğini önermiştir (4). Kilerinizde bulunan toz zerdeçal evinizdeki doğal ağrı kesici ilacı olabilir.

Steroid Tedavisi Kadar Etkilidir

Kortikosteroid birçok hastalığın tedavisinde kullanılır. Kronik ağrılar, sedef hastalığı, romatoid artrit gibi hastalıklara sahip bireyler kortikosteroid tedavisi görmektedir. Son 10 yıldaki verilerde kronik inflamasyon hastalıkları için sadece steroid tedavisi olmadığını gösterir.

Zerdeçalın bu hastalıklarda tedavi amacıyla kullanılabileceğini, steroidin yan etkileri ve zararları varken zerdeçal tedavisinin çok daha zararsız olduğunu söylemektedir. Bunu gösteren çalışmalar çok yetersizdir ancak alternatif tedavi yöntemi uygulayan yurtdışındaki doktorlar birçok hastalıkta zerdeçal önermektedir. Eğer bu hastalıkların hiçbirine sahip değilseniz bile yakalanmayı önlemek için zerdeçalı yemeklerinize katarak önleyici etki sağlayabilirsiniz.

Zerdeçalın Yan Etkileri

Yukarıda anlattığımız her şey zerdeçalın faydaları hakkındadır. Ancak, unutmamak gerekir ki besinlerin her biri tıpkı içtiğimiz ilaçlar gibi kimyasallardır. Kullanımı faydalı olabileceği gibi aşırı dozu yan etki gösterebilir. Ayrıca, hastalıklarınızın tedavisinde kullanmak istiyorsanız mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız.

Cilt üzerinde kullanılan zerdeçal yanma, kızarıklık, kaşıntı gibi yan etkiler gösterir. Cildinize sürecekseniz ilk önce bileğinize sürerek alerjik reaksiyon gösterip göstermediğini test edebilirsiniz.

Yüksek dozda kullanılan zerdeçal ishal, mide bulantısı, kanama, karaciğer fonksiyonlarında bozukluk, tansiyonun aşırı düşmesi, adet döneminde kanamanın artması gibi etkiler gösterir. Hamile bayanlarda yan etkileri vardır bu yüzden dikkatli kullanılmalıdır.

İlaçlarla Olan Etkileşimi

Eğer kan sulandırıcı, anti enflamatuvar ilaçlardan birini kullanıyorsanız zerdeçal kullanımına dikkat etmelisiniz. Kanama artışı olabilir veya ciddi sorunlar yaşayabilirsiniz. Yemeklerinizde tuz ve karabiber gibi bir baharat şeklinde kullanmanız yeterli olacaktır.

Zerdeçalla ilgili besin değerlerini, tarihini, sağlığa olan faydalarını sizinle paylaştık. Yazımızı beğendiyseniz ve sizin için yararlı olduysa, sormak istediğiniz sorular varsa lütfen yorum bırakmayı unutmayın!

Zerdeçalın Besin Değerleri

6 gram zerdeçalın besin değerleri aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

Toplam Kalori 24
Toplam Yağ  1 gram
Kolesterol  0 mg
Sodyum  3 mg
Toplam Karbonhidrat  4 g
Lif  1 g
Şeker  0g
Protein  1g

 

Vitamin A 0.0 IU
Vitamin C 1.7
Vitamin D  ~
Vitamin E (Alfa Tokoferol) 0.2 mg
Vitamin K 0.9 mcg
Tiamin  0.0 mg
Riboflavin 0.0 mg
Niasin 0.3 mg
Vitamin B6 0.1 mg
Folat 2.6 mcg
Vitamin B12 0.0 mcg
Vitamin B5 ~
Vitamin B4 3.3 mg
Vitamin B10 0.7 mg
Calcium 12.4 mg
Demir 2.8 mg
Magnezyum 13.0 mg
Fosfor 18.1 mg
Potasyum 170 mg
Sodyum 2.6 mg
Çinko 0.3 mg
Bakır 0.0 mg
Manganez 0.5 mg
Selenyum 0.3 mcg

Bademin Faydaları Nelerdir?

Bademin güzelliği, badem gözlü olmak sözünden biliniyor. Şekliyle güzel gözlü olmaya benzetilen bademin faydalarını sizler için inceledik. Ancak, bademin faydalarından önce bilmediğiniz birkaç özelliğinden bahsetmek istiyoruz. Bademin aslında zehirli olduğunu biliyor muydunuz? Acı badem cinsi gikozid amigdalin içeriğiyle asında bir zehirdir. Ezildiğinde veya çiğnendiğinde bu bileşen ölümcül bir zehir olan hidrojen siyanide dönüşür.

Yani bademin birden fazla çeşidi bulunuyor. Bu yüzden badem yağlarında ‘’tatlı’’ badem yağı şeklinde etiketlendirme görüyoruz. Yediğimiz tatlı bademler ise tabi ki zehirli değil! Tam tersi yazıda birçok faydasını göreceksiniz. Şekliyle, tadıyla ve içeriğiyle badem harika bir besin!

O kadar çok çeşitlendirilebiliriz ki suyundan badem sütü, toz haline getirildiğinde badem unu ve birçok yiyeceğe tat, doku katarak kullanım açısından zengin seçenekler sunuyor. Bu yazıda birçok şeyden bahsedeceğiz. İlk olarak bademin içeriğinde neler olduğunu incelemeye başlayabiliriz.

Bademin Faydaları ve Besin Değeri

 #  Bademin Besin Değeri

 1  Kolesterolü Düşürür
 2  Cildi Yaşlanmaya Karşı Korur
 3  İştahınızı Kontrol Eder
 4  Cilt Kanserini Önler
 5  Şeker Hastalığını ve İnsülin Direncini Önler
 6  Kemik Sağlığını Güçlendirir
 7  Kabızlığı Tedavi Eder
 8  Kanserle Savaşır
 9  Beyin Fonksiyonlarını Arttırır

 #  Badem Kilo Aldırır Mı?
 #  Kavrulmuş mu çiğ badem mi tüketmeliyiz?
 #  Badem Sütü Nasıl Yapılır?

Bademin Besin Değeri

35 g bademin içeriğinde bulunan besin öğeleri (1):

 >  207 kalori
 >  5 gram protein
 >  5 gram lif
 >  7 gram karbonhidrat
 >  5 gram şeker
 >  16 miligram E Vitamini
 >  0.4 miligram B2 Vitamini
 >  0.8 miligram Manganez
 >  97 miligram Magnezyum
 >  172 miligram Fosfor
 >  96 miligram Kalsiyum
 >  33 miligram Demir

Birçok faydayı sağlayan işte bu bileşiklerin neler yaptığına bakalım. Bademin faydaları nelerdir?

 Bademin Faydaları:  Kolesterolü Düşürür

Doktorunuzdan kan tahlilinizi aldığınızda kolesterolünüzün yüksek olduğunu mu öğrendiniz? Şimdi sizlere kolesterol hakkında anlatmamız gereken birkaç şey var. Bu değeri sadece ‘’kolesterol’’ olarak değerlendiremiyoruz. LDL ve HDL kolesterol olmak üzere ikiye ayrılıyor.

LDL’nin yüksek olması kötü bir durumken, HDL’nin yüksek olması iyi bir gösterge oluyor. Bu durum, kalp rahatsızlıklarını ve kalp krizi risklerini arttırıyor ve kalp sağlığınızı kötü etkiliyor. Badem ise size yardımcı olacak ve kötü dediğimiz LDL kolesterolünüzün düşmesini sağlayacaktır.

Nasıl mı? Günde bir avuç dolusu çiğ bademi düzenli tüketmeniz bir süre sonra tahlillerinizde LDL kolesterolünüzün düşmesini sağlayacaktır.

 Bademin Faydaları:  Cildi Yaşlanmaya Karşı Korur

İnanılmaz bir antioksidan kaynağı! Çiğ badem, kahverengi kabuğunda çeşitli antioksidanlar içerir. Bunlar, ciltteki hücreleri tamir eder ve yaşlanmasını önler. Sigara içen bireylerin ciltleri daha solgun görünmektedir. Yapılan bir çalışmada sigara içenlere günde 84 gram badem verilmiştir.

4 haftanın sonunda hücrelerde oluşan yaşlanmaya neden olan maddelerin ortalama %30 oranında azaldığı fark ediliyor (2)! Hücreleriniz yaşlanmasın, cildiniz her zaman taptaze ve genç görünsün istiyorsanız her gün bir avuç çiğ badem tüketmenizde fayda var!

Ancak, unutmamanız gereken bir nokta ise bademin kahverengi kabuğunu ayırmamalısınız. Neredeyse bütün hazinesi orada bulunuyor.

 Bademin Faydaları:  İştahınızı Kontrol Eder

Birden buzdolabını açıp saldırdığınız, önünüzde ne varsa umursamadan yediğiniz olmuyor mu? Evet, sizde maalesef iştahınızı kontrol edemeyenlerden birisiniz. Bu durum sizin suçunuz değil üzülmeyin. Neden böyle olduğunu açıklıyoruz. Ani yeme ataklarının olduğu anda bir önceki öğünün doyurucu olmayan, kan şekerini ani yükseltip düşürebilecek besinlerden oluştuğunu fark edeceksiniz.

Halbuki yediklerinizin yanına çiğ badem gibi sağlıklı kuruyemişler eklemek doyma hissinizi arttıracaktır. Badem zengin yağ içeriği ve enerjisiyle uzun süre doygunluk hissi verir. Aynı zamanda kan şekerinde oynamalara neden olmaz. Düzenli çiğ badem tüketenlerin daha az yeme atağı geçirdiği ve kilo kontrolünü daha iyi sağladığı görülmüştür.

Uzun süre aç kalacağınızı bildiğiniz saatlerde ilk tercihini çiğ badem gibi sağlıklı kuruyemişler olmalı. Daha sonra açlığınızı kontrol edememe ve saldırma durumu yaşamazsınız.

 Bademin Faydaları:  Cilt Kanserini Önler

İçerdiği E vitamini cildimizin en sevdiği vitaminlerden birisidir. Cildi besler, canlandırır ve yaşlanmasını engeller. Çiğ bademde bulunan kateşin, epikateşin, antioksidanlar (kuarsetin gibi) cilt kanserine karşı koruyucudur.

Ayrıca güneş ışınlarından aldığımız UV ışınları, yediğimiz kötü besinlerin verdiği zararlara karşı cildi korur. Hücrelerin gördüğü hasarı tamir eder.

Bademin içerisindeki sağlıklı yağlar kan dolaşımını düzelterek cilde daha fazla kanın ulaşmasını ve cildin canlı görünmesini sağlar. Güzel, sağlıklı ve kansere karşı savaşan güçlü bir cilt için badem en büyük dostunuz!

Şeker Hastalığını ve İnsülin Direncini Önler

Günümüzün en yaygın hastalığı diyabet yani şeker hastalığıdır. Özellikle yanlış beslenmenin sonucunda oluşan şeker hastalığında zararın neresinden dönsek kâr! İlk yapılması gereken kan şekerinin dengesini sağlamaktır. Bu durumda tercih edilecek favori besininiz badem olmalıdır.

İçeriğindeki magnezyum vücutta kan şekerini düzenlemekte dahil olmak üzere 300’den fazla işlevde kullanılır (3) . Aynı zamanda badem, zeytinyağında bulunan sağlıklı yağlardan içerir. Bu yağ türü, kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Bunlarla birlikte hücre hasarını önleyerek ve antioksidan içeriğiyle inflamasyonu azaltır. Her bir etki, insülin direnci ve şeker hastalığının oluşmasını engelleyici etkidedir.

Eğer ki, bu hastalıklara sahipseniz badem tüketerek hastalığın günlük hayatınızı etkilemesini engelleyebilirsiniz! Neden yedikleriniz kötü hissetmenize, başınızın ağrımasına veya bayılmanıza neden olsun? Doğru seçimler yapmak hayatınızı kolaylaştıracak. Kahvaltınıza bir avuç badem ekleyerek güne düzenli kan şekeriyle başlayabilirsiniz.

Kemik Sağlığını Güçlendirir

Bu küçücük, hafif kuruyemiş kemiklerinizi sağlamlaştıracak etkiye sahiptir. İçerdiği vitamin ve mineraller dişlerinizi ve kemiklerinizi güçlendirecektir. Magnezyum, kalsiyum ve fosfor kemik sağlığı için önemlidir. Kemik sağlığı için en önemli olan bu üç minerali de beraber bulundurur.

Badem veya badem sütü içerek diş çürümelerini, kol kırılan diş ve kemik yapısını sağlamlaştırabilirsiniz. İleri yaşlarda görülen osteoporoz hastalığını engelleyebilirsiniz. Sağlam kemikler için her gün badem tüketmeyi unutmayın!

Kabızlığı Tedavi Eder

Kabızlık tedavisinde lif miktarını arttırmak çok önemlidir. Genellikle sebze ve meyvelerde bulunan lif özellikle çiğ badem de neredeyse sebze, meyveye yakın orandadır. Bağırsakların çalışmamasının bir başka sebebi ise bağırsakta oluşan zararlı bakterilerdir.

Çiğ bademin kabuğuyla birlikte tüketilmesi bağırsak bakterilerini düzenler, lif alımını arttır ve kabızlığı tedavi eder. Bir avuç badem yedikten sonra yanında bir bardak su içmeniz bağırsaklarınızda ki temizliği sağlayacaktır.

Kanserle Savaşır

Badem, E vitaminin bir çeşidi olan gama-tokoferol içerir. Vücutta hücrelere dayanıklılık sağlayan bu bileşen inanılmaz bir antioksidandır. Birçok çalışma kuruyemiş tüketiminin kanser riskini azalttığını ve kuruyemiş tüketenlerde kanserin daha az görüldüğünü göstermiştir. Özellikle kolon, prostat ve meme kanserinde riski azaltıcı etkiye sahiptir.

Beyin Fonksiyonlarını Arttırır

Kuruyemişler arasında beyin fonksiyonlarına en iyi gelen kuruyemişin görüntüsünün beyine benzerliğiyle ceviz olduğu düşünülür. Ancak badem de en az ceviz kadar beyin fonksiyonlarını arttırır. Badem, l-karnitin ve B2 vitamini içerir. Nörolojik işlevler ve beyin fonksiyonlarında çok önemli iki anahtar maddedir.

Alzheimer hastalığı için oldukça önemli olan bu iki bileşeni bademde bulabilirsiniz. İleri yaşlarda görülen bu hastalığı önlemek ve sınav döneminde olan çocuklar ve ergenler için en güzel öneri her gün bir avuç badem tüketimini sağlamaktır.

Badem Kilo Aldırır Mı?

Her besin enerji değerine sahiptir. Sebzeler hariç bütün besinlerle kilo almanız mümkündür. Ne miktarda yediğiniz burada çok önemlidir. Evet, badem yağ içeriğine sahiptir ancak günde bir avuç tüketmek sizi yağlandırmaz. Tam tersi zayıflamanıza, sağlıklı kilonuzda kalmanıza yardımcı olur.

Kavrulmuş mu çiğ badem mi tüketmeliyiz?

Bütün kuruyemişler çiğ haliyle fitokimyasal dediğimiz sağlığa yardımcı bileşenleri içerir. 140 derecenin üzerinde kavrulma işlemi görmüş kuruyemişler bu özelliklerini kaybeder. Her zaman çiğ kuruyemişleri tercih etmelisiniz. Ancak evde hafif kavurmak veya badem ezmesi yapmak istiyorsanız kendi fırınınızda 120-130 derecelerde kavurabilirsiniz.

Badem Sütü Nasıl Yapılır?

Bademin kendisini değil sütünü de kullanarak tüketebilirsiniz. İşte tarifi!

Malzemeler:

 >  1 su bardağı çiğ badem
 >  2 su bardağı su
 >  İsterseniz tatlandırmak için: bal

Yapılışı:

 >  Badem ve suyu bir kabın içerisine dökün. Kabın üzerini streç veya tülbentle örterek toz girmesini engelleyin. 1 veya 2 gece boyunca bekletin. Bademleriniz gittikçe şişecektir.
 >  Suyu dökün. Bademleri soğuk suyun altına tutun. Biraz elinizde ovalayınca kabuklarının ayrıldığını göreceksiniz. Bütün bademlerin kabuklarını soyun.
 >  Kabuğu soyulmuş bademlerin üzerini geçecek kadar su ekleyin ve blenderdan geçirin. Bademler tamamen parçalanıp sıvı hale gelecektir.
 >  Partiküllü olan bu suyu bir tülbentten geçirin. Tülbentin üzerinde kalan parçaları da tülbentle sıkarak iyice suyunu çıkartın.
 >  Pürüzsüz badem sütünüzün içerisine tatlandırmak isterseniz bal ekleyebilirsiniz.

Badem hakkında umarım birçok şey öğrenmişsinizdir! Yazımızı beğendiyseniz ve soru sormak istiyorsanız yorum bırakmayı unutmayın.

Sarımsağın Faydaları Nelerdir? Doğal Mucize

Sarımsağın faydaları nelerdir? Filmlerde vampirleri kovmak için kullanılan, saçkıran hastalığından yakınan, saçı, sakalı gür çıkmayan ve keskin kokusundan dolayı herkesin yemeye cesaret edemediği [vurgu color=”#27ae60″]sarımsağın faydalarını[/vurgu] sizler için araştırdık.

Yüzlerce faydasıyla şifalı bir bitki olan sarımsağın faydalarını sizler için yazdık. Sarımsağın toz hali, aromasıyla baharat olarak bile kullanılabiliyor. Sarımsak, yemeklerde ve soslarda aslında oldukça sık kullanılıyor. Sadece Türk mutfağında değil dünyadaki birçok kültürde sarımsak tozuna ve çiğ sarımsağa tariflerde rastlıyoruz.

Hatta hasta çorbalarında sarımsağın vazgeçilmez olmasının bir sebebi vardır değil mi? Keskin kokusu yüzünden kullanmak istemiyor olabilirsiniz. Ama mutfağınızda yer etmesi gereken bu bitki, insan vücuduna nasıl fayda sağlıyor? Neler yapıyor? Sarımsakla ilgili yapılan son çalışmalar nelerdir? Sarımsağın faydaları nelerdir? Hepsini yazımızda okuyabileceksiniz.

Sarımsağın Faydaları ve Sarımsak Nedir?

 #  Sarımsak Nedir?
 #  Sarımsağın Tarihi
 #  Sarımsağın Besin Değerleri
 #  Sarımsağı Nasıl Kullanmalısınız?

 1  Tansiyonu Düşürür
 2  Kalp ve Kolesterol Sağlığını Arttırır
 3  Soğuk Algınlığına, Gribe İyi Gelir
 4  Alzheimer Hastalığını Önler
 5  Kanserden Korur
 6  Kemik Sağlığını Arttırır
 7  Saç Dökülmesini Önler
 7  Sakalların Gürleşmesine Yardımcı Olur

Sarımsağı Nasıl Kullanmalısınız?

Sarımsak Nedir?

Mutfakta en önemli malzemelerden biri olan sarımsak, lezzet vermesinin dışında birçok sağlık faydasıyla kendini aşıyor. Sarımsak, soğan, arpacık ve pırasa zambak ailesinin bir üyesidir. Botanik olarak adı Allium sativum’dur (1).  Allium ailesine ait olan sarımsak, zambak bitkisinin yenilebilir soğansı kısmıdır. Sarımsağın içerisinde birçok diş bulunur ve bu dişler ince kağıda benzer beyaz-hafif pembe renkli bir zarla sarılmıştır.

Sarımsak Nedir?
Sarımsak Nedir?

Yenilebilmesi ve kullanılabilmesi için sarımsağın dişlerinin ayrılması ve zarının soyulması gerekir. Sarımsak, inanılmaz keskin bir aromaya ve kokuya sahiptir. Özellikle pişirildiğinde aromasını daha çok yayar ve yemeğe lezzet verir. Çoğunlukla düşük ısılarda yetiştirilir. Ilıman bölgelerde yetişen sarımsak çok sıcak ve çok soğuk bölgelerde yetişmez.

Ağustos-Kasım ayları arasında ekilir ve 4-5 ay içerisinde toplanır. Sarımsak etli kısmının içerisinde kükürt bulunduran bir enzim içerir. Kesilmesi veya ezilmesiyle birlikte bu sülfürlü bileşiğin keskin kokusu ve aroması ortaya çıkar.

Sarımsağın Tarihi

Sarımsak, hastalıkların tedavisinde ve sağlıklı olmak amacıyla yüz yıllardır kullanılıyor. Yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanan sarımsak, bilinen en eski bitkilerden biridir. Mısır piramitleri ve Yunan tapınaklarında izleri rastlanan sarımsağın Mısır, Hindistan, Babil ve Çin kültüründe yetiştirildiği söylenir.

Orta Asya kültürüne kökenli olan bir bitkidir. Eskiden sarımsağı işçilerin daha fazla ve daha iyi çalışabilmesi için kullanıldığı söyleniyor. Çünkü, sarımsağın performansı arttırdığına inanılıyordu. Birbiriyle alakası olmayan birçok kültürün sarımsağı kullandığı tarihi izlerle kanıtlanıyor.

Özellikle her bir kültür hastalık tedavilerinde birçok konuda sarımsağı kullanmıştır. Göçler sırasında sarımsağın yayıldığı ve başka kültürlere geçtiği, popüler hale geldiği düşünülüyor. Modern bilim dünyası, eskiden kullanılan bu tedavinin doğruluğunu bilimsel çalışmalarıyla kanıtlıyor.

Günümüzde, her yıl yaklaşık 10 milyon ton sarımsak üretiliyor. Dünyada üretimi en çok sağlayan Çin, toplam üretimin %66’sını sağlıyor.

Peki, sarımsak bizim için ne kadar faydalı? Sarımsağın faydaları nelerdir? Aslında yıllardır geleneksel tedavide kullanılan sarımsak şimdilerde bilimsel çalışmalarla faydalarını kanıtladı. Bu yüzden günden güne faydalarının konuşulması, popüler olması arttı.

Sarımsağın Besin Değerleri

Doktorların yıllardır kullandığı, bilim dünyasının şimdilerde inceleyebildiği sarımsağın besin değerlerini inceleyelim. Yaklaşık 100 gram sarımsağın besin değerleri (2) :

Enerji 149 Kcal
Karbonhidrat 33.06 g
Protein 6.36 g
Toplam Yağ 0.5 g
Kolesterol 0 mg
Lif 2.1 g
VİTAMİNLER
Folat (B9 Vitamin) 3 µg
Niasin (B3 Vitamin) 0.700 mg
Pantotenik asit (B6 Vitamini) 0.596 mg
Pridoksin (B5 Vitamini) 1.235 mg
Riboflavin (B2 Vitamini) 0.110 mg
Tiamin (B1 Vitamini) 0.200 mg
Vitamin A 9 IU
Vitamin C 31.2 mg
Vitamin E 0.08 mg
Vitamin K 1.7 µg
MİNERALLER
Sodyum 153 mg>
Potasyum 401 mg>
Kalsiyum 181 mg
Bakır 0.299 mg
Demir 1.70 mg
Magnezyum 25 mg
Manganez 1.672 mg
Fosfor 153 mg
Selenyum 14.2 µg
Çinko 1.160 mg

Hipokrat’ın söylediğine göre ‘’Besinler ilacınız, ilacınız besinler olsun.’’ Yıllardır hastalıklarda kullanılan bu besini şimdi inceleme zamanınız geldi. Sarımsağın Faydaları Nelerdir?

 Sarımsağın Faydaları:  Tansiyonu Düşürür

Çalışmalarla kanıtlanan yararlarından biri tansiyonu düşürmesidir. Hipertansiyonda kullanılan ilaçlar kadar etkili olabileceği söylenmiştir. İçerisindeki sülfür bileşiği olan S-alilsistein sayesinde bu etkiyi gösterir. Vücuda takviye olarak organosülfür bileşenlerinin (sarımsak gibi) verilmesi tansiyonu dengelemede etkilidir.

Yüksek tansiyona sahip kişilere 600-1500 mg dozda sarımsak özütü verildiğinde 6 ayın sonunda tansiyonu düşürmede ciddi etkisinin olduğu fark edilmiştir. Bu doza ulaşabilmek için 4 diş sarımsak gereklidir.

Ayrıca başka bir çalışmada sarımsağın bileşiklerinin kan damarlarının açılmasını, genişlemesini sağladığı ve böylece kan basıncını düşürdüğünü gösterir. Allisin etkisini görebilmek için her gün 1-2 diş sarımsağın düzenli olarak tüketilmesi önerilir.

Dikkat: Sürekli kullandığınız bir ilaç varsa doktorunuza ve beslenme uzmanınıza danışmalısınız.

 Sarımsağın Faydaları:  Kalp ve Kolesterol Sağlığını Arttırır

Kalp sağlığı denince akla damarlar ve kolesterol gelmektedir. Kan tahlillerinizde kolesterol testi yaptırdığınız zaman ayrı ayrı sonuçlar çıkmaktadır. HDL denilen iyi kolesterolü, LDL kötü kolesterolü temsil eder. Sağlam bir kalp sağlığı için LDL’nin düşük, HDL’nin yüksek olması beklenir.

Sarımsağın LDL yani kötü olan kolesterolümüzü düşürdüğüyle ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Kalp rahatsızlıkları, Amerika Birleşik Devletleri’nde ölüm sebeplerinin başında geliyor. Bunu engelleyebilmek için sarımsak kullanılması faydalı olabilecek. Yüksek kolesterole sahip bireylerde LDL’yi (kötü kolesterol) %10-15 oranında azaltmaktadır. Ancak HDL yani iyi kolesterol üzerinde bir etkisi görülmemiştir.

Kan damarları içerisinde yağların birikmesine trigliserid düzeyi denilir. Ciddi rahatsızlıkların, damar tıkanıklığının başında gelir. Bu yağlanmayı azaltma etkisi de sarımsakta görülmüştür. Özellikle atar damarlardaki plak oluşumunu engelleyerek bizi ciddi problemlerden korumaktadır. Bunları inceledikten sonra, sarımsağın kalp sağlığını arttırmadığını söylemek mümkün müdür? Kolesterol, tıkanıklık sorunları yaşıyor veya kalbinizi korumak istiyorsanız doğanın ilacı sarımsağı düzenli tüketmeye çalışın.

 Sarımsağın Faydaları:  Soğuk Algınlığına, Gribe İyi Gelir

Grip olunca yapılan çorbaların üzerine dökülen sarımsaklı sosu bilmeyen var mıdır? Bilimsel çalışmalar bir yana büyüklerimizin tedavi yöntemleri zaten bunları kanıtlıyor. Ancak sadece grip gibi mikrobiyal enfeksiyonları düşünmeyelim. Sarımsak içeriğindeki alisin bileşiğiyle antimikrobiyal özelliktedir. Kasım ve Şubat ayları arasında insanlara sarımsak verilmiş ve sarımsak yemeyenlerle hastalığa yakalanmaları kıyaslanmıştır. Tabi ki, sarımsak tüketen bireyler diğerlerine göre hastalıklara yakalansalar bile çok çabuk iyileşmişlerdir.

 Sarımsağın Faydaları:  Alzheimer Hastalığını Önler

Alzheimer hastalığı genellikle yaşlılık döneminde görülen ve günlük aktivitelerde azalmaya sebep olan, beyinde gerçekleşen bir rahatsızlıktır. Bu hastalık beyindeki β-amiloid peptit plakları nedeniyle oluşabilir. Bu plaklar sinir hücrelerinin zarar görmesine neden olur. Sarımsak yüksek miktarda antioksidana sahiptir. Yaşlanma karşıtı olan antioksidanlar hücreyi hasarlara karşı korur. Yapılan bir çalışmada sarımsakta bulunan S-allil-L-sistein’in (SAC) adlı bir bileşiğin Alzheimer hastalığında tedavi için kullanılabileceğini buldular (3) . Yüksek antioksidan ve özel bilekşikleri sayesinde Alzheimer hastalığından koruruyu olarak günlük tüketimi sağlanabilir.

 Sarımsağın Faydaları:  Kanserden Korur

Özellikle sarımsak ve soğanda bulunan allium bileşikleri ve sülfür içeren bileşiklerin kanserin oluşma riskini azaltabileceğini gösteren birçok çalışma vardır. Ulusal Kanser Enstitüsü’ne göre “Birçok nüfus araştırması, sarımsak alımının artması ile mide, kolon, özofagus, pankreas ve göğüs kanseri dahil olmak üzere bazı kanser riskinin azalması arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor”. Peki bu riski nasıl azaltabiliyor? İçeriğindeki antibakteriyel özellikler ve kanserin oluşmasına neden olan maddeleri engelleme, aktivasyonunu azaltma ve DNA onarımını arttırmasıyla kanseri önlediği açıklanmıştır. Yapılan bir çalışmada 345 meme kanseri hastası incelenmiş ve sarımsak, soğan, lif tüketimine bakıldığında bu besinleri daha çok tüketen bireylerde riskin çok daha az olduğu görülmüştür. Sarımsağın içerisindeki organosülfür bileşiklerinin kanser hücrelerine verildiğinde hücredeki döngünün durduğu görülmüştür.

 Sarımsağın Faydaları:  Kemik Sağlığını Arttırır

Sarımsakla ilgili yapılan çalışmaların hiçbirinde kemik kaybına sebep olduğu görülmemiştir. Üstelik, menopoz dönemindeki kadınlarda östrojen azalmasından dolayı görülen kemik kaybını engellediği görülmüştür. Menopoz dönemindeki kadınlara sarımsak özütü verilmiş ve östrojen eksikliğyle görülen belirtilerin azaldığı fark edilmiştir (4). Sarımsak kadınlarda, ileride görülebilecek kemik problemlerini önler. Aynı zamanda osteartrit hastalığında olumlu etkisi görülmüştür. Kemik sağlığı için sadece süt içmek değil, sarımsak bile faydalı olabiliyor!

 Sarımsağın Faydaları:  Saç Dökülmesini Önler

Evet, saç dökülmesine iyi gelebiliyor! Ülkemizde, bilim adamları tarafından yapılan çalışmada sarımsak kellik tedavisinde kullanılmıştır. Saç kıran hastalığı kafa derisi ve vücudun diğer bölgeleri üzerinde olur ve saç dökülmesinde neden olur. Saç kıran hastalığına sahip bireylere günde iki kez sarımsak jeli tedavisi uygulanmış ve terapötik olarak başarılı olduğu görülmüştür. Çalışma her ne kadar yetersiz olsa da sarımsağın saç dökülmesi tedavisinde etkili olabileceğini göstermiştir.

 Sarımsağın Faydaları:  Sakalların Gürleşmesine Yardımcı Olur

Erkeklerde bölgesel olarak çıkmayan veya seyrek olan sakal problemi çok yaşanmaktadır. Bu gibi durumlarda sarımsak yardımcınız olabilir. Hassas bir cildiniz varsa sarımsağı sakalınıza kullanmak cildinize zarar verebilir öncelikle doktorunuza danışmalısınız. İlk olarak cildinizi temizleyin ve gözeneklerinizin temiz, açık olmasını sağlayın. Sonrasında 1 yemek kaşığı zeytinyağını havana dökün ve 1 diş sarımsağı havanda yağla birlikte ezin. Bu karışımı rahatsız olduğunuz, seyrek çıkan bölgeye elinizle uygulayın. Cildinizde yanma hissi verebilir. 10 dakika tutmanız yeterlidir, çok uzun süre bekletmeyin. Haftada 1-2 defa bu işlemi yapmak sakallarınızın daha canlı ve gür olmasını sağlayabilir.

Sarımsağı Nasıl Kullanmalısınız?

Sarımsağın antimikrobiyal  ve sağlık özelliklerinden en iyi faydalanabilmek için çiğ tüketmelisiniz. Ancak çiğ tüketmek elbette zor geliyor olabilir. Minik bir diş sarımsağı suyla beraber yutmayı deneyebilirsiniz. Yaptığınız sosların içerisine ezerek veya rendeleyerek çiğ halde kullanabilirsiniz. Pişirdiğiniz zaman antimikrobiyal özelliği kaybolur. Ancak antioksidan değerinde bir değişiklik olmaz. Sarımsağı kesmek, ezmek ve doğramak içerisindeki allinaz enzimini aktive eder. Sarımsağı yutmak zordur. Bu yüzden en güzel yöntem sarımsağı doğramak veya ezmek sonra bir süre bekleterek allinaz enziminin aktive olmasını sağlamak ardından soslara, yemeklere, salatalara eklemektir. Allisin daha sonra birçok organosülfür bileşiğini ortaya çıkararak faydalı bileşenleri meydana çıkarır. Bilim adamları sarımsağı doğradıktan sonra 10 dk beklemeyi önerir. Diğer bir yöntem ise sarımsak yağı kullanmaktır. Geleneksel tedavi yönteminde uygulanan bu yöntemle birçok hastalıktan korunur.

Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi (5) :

 >  Günde 1 diş taze sarımsak veya

 >  0.4-1.2 gram sarımsak tozu veya

 >  2-5 miligram sarımsak yağı veya

 >  300-1000 mg sarımsak ekstraktı kullanmaktır.

Sarımsağın eski tarihi, geleneksel olarak kullanılması ve modern tıptaki yerinin ne kadar önemli olduğunu sizlerle paylaştık! Umarım yazımızı beğenmişsinizdir. Sormak istediğiniz sorular için yorum bırakabilirsiniz.

Maydanozun Faydaları Nelerdir?

Maydanozun faydaları nelerdir? Maydanozun sadece taze bir ot veya kurutulmuş haliyle lezzet arttıran bir baharat olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bizce kesinlikle hayır. [vurgu color=”#27ae60″]Maydanozun faydaları[/vurgu], gün içinde yediğiniz az miktardaki maydanoz bile sağlığınızı mükemmel hale getirebilir! Avucunuza sığabilecek kadar olan bu yeşillik, zengin besinler, önemli öğeler ve antioksidanlarla doludur.

Birçok hastalığa tedavi olabilecek bu içerikler, insan vücudu için inanılmaz fayda sağlar. Eski çağlardan bilinen, ninelerimizden duyduğumuz şifalı otlar arasında bulunan maydanoz enfeksiyonlara karşı korunmak için kullanılmıştır. Neyse ki, şimdilerde yapılan birçok bilimsel çalışmada bunun doğruluğunu kanıtlıyor. 2013 yılında yayınlanan Geleneksel Çin Tıbbı raporuna göre maydanoz ‘’Sindirim sistemi rahatsızlıkları, hipertansiyon, diyabet ve kalp rahatsızlıkları ve çeşitli deri hastalıklarında geleneksel olarak tedavi edici olarak kullanıldı’’ sözüyle ne kadar çok hastalığa tedavi olabileceğini bize söyledi.

Maydanoz birçok bölgede yetişebilen ve sürekli bulunabilen bir bitkidir. Maydanoz ve maydanoz yağının bu etkili özellikleri içeriğindeki A, K, C vitaminleri, fenolik bileşikler, antioksidanlar, flavonoidler, myristic ve apiol denilen yağlar gibi aktif bileşikler sayesinde oluşur. Bu bileşenler maydanozu birçok hastalıktan koruyucu ve tedavi edici, sağlık deposu bir bitki haline getirir. Maydanoz hakkında daha birçok resmi, bilimsel çalışmaya ihtiyaç vardır. Şimdi maydanozun faydaları nelerdir, cilde ve sağlığa faydaları nelerdir bunlardan bahsedeceğiz.

Maydanozun Sağlığa Faydaları

Maydanozun Sağlığa Faydaları
Maydanozun Sağlığa Faydaları

 1  Özel Yağlarıyla Kanseri Önler
 2  Antioksidan Kürü
 3  Bağırsak Problemlerini Tedavi Edici
 4  Kemikleri Güçlendirir
 5  Maydanoz Yağı: Antibakteriyel
 6  Nöral Tüp Defektini Önler
 7  Regl Ağrısını Azaltır
 8  Böbrek ve İdrar Yolu Rahatsızlıklarına Yardımcı
 9  Ağız Kokusunu Önler
 10  Göz Altı Morluklarını Azaltır
 11  Antibakteriyel Özelliğiyle Sivilceleri Azaltır
 12  Ciltte Parlaklık Sağlar
 13  Ev Yapımı Cilt Temizleyici

 Maydanozun Faydaları:  Özel Yağlarıyla Kanseri Önler

Faydaları bakımından zengin olan Maydanoz, kanseri önleme konusunda insan sağlığına nasıl bir etki gösteriyor? Maydanozun içerisinde yağ bulunduğunu hiç düşündünüz mü? Yazının başında bahsettiğimiz myristic, limonen, eugenol, alfa-thujene isimli bileşikler içerisinde bulunan uçucu yağları oluşturur. Hatta, maydanoz yağı olarak satın bile alabiliyorsunuz.

Bu bileşenler bağışıklık sistemini arttırması dışında kanser oluşturan hücrelerle mücadelede yardımcı olur. Özellikler tümörün büyümesini, artmasını yavaşlatır. Oksidatif stres dediğimiz durum kısaca hücrelerin zarar görmesi, yıpranması anlamına gelir. Maydanozda bulunan özel yağlar oksidatif stresi engeller. Kanserojenlere karşı savaşır. DNA’yı zarardan korur, hücrelerin mutasyona uğramasını engeller. Zararlı hücrelerin ölümüne yardımcı olur. Bu bileşiklerin dışında maydanozda bulunan apigenin isimli bir bileşikle yapılan 2013 yılındaki araştırmaya göre, ‘’Meme kanseri hücrelerinin sentezini inhibe ederek, meme tümörlerinin görülme  sıklığını ve hücrelerin sayısını azaltan ve geciktiren’’ özellikte olduğu açıklandı. Myristic denilen yağ ise akciğerde tümör oluşumunu önler. Bu kadar bilimsel açıklamanın sonucu: Maydanozun düzenli tüketimi, özel yağları sayesinde sizi kanserden korur! Dikkat: Kan sulandırıcı kullanan bireylerinin beslenme uzmanına ve doktoruna danışarak maydanoz tüketmesi gerekir.

 Maydanozun Faydaları:  Antioksidan Kürü

Şu sıralar sıkça duyduğumuz bir terim olan antioksidan, günümüz koşullarında tükettiğimiz yiyeceklere ve soluduğumuz havaya, strese karşı aslında en çok ihtiyaç duyduğumuz kaynaktır. Likopen, beta karoten, alfa karoten, apigenin gibi birçok antioksidan kaynağı olan maydanoz günümüzde tedavisi araştırılan hastalıklara karşı savaş açmaktadır. Ne işe yarar? Antioksidanların yetersiz alınması bir sürü reaksiyona sebebiyet verir. Bunların sonucu hücre yaşlanır, hasar görebilir. Hücrenin yaşlanması bizde tabi ki hastalık olarak etki gösterir. Antioksidan tüketimi her yaştaki birey için önemlidir. 1999 yılında Gıda Güvenliği ve Toksiokoloji Kurumu tarafından yapılan bir çalışmada yetişkinlere yüksek miktarda maydanoz verilmiştir. Maydanoz yemeyen grupla karşılaştırdığında hücrelerinde oluşan yıpranmanın maydanoz tüketenlerde çok daha az olduğu görülmüştür. Hücrelerinizin yaşlanmasını ve hastalık oluşturmasını istemiyorsanız yemeklerinize maydanoz eklemeyi unutmayın! Dikkat: Kan sulandırıcı kullanan bireylerinin beslenme uzmanına ve doktoruna danışarak maydanoz tüketmesi gerekir.

 Maydanozun Faydaları:  Bağırsak Problemlerini Tedavi Edici

Şişkinlik, gaz, kabızlık, her yemekten sonra rahatsızlık duymak, bunlar ciddi sorun haline mi gelmeye başladı? Öncelikle bu durum bağırsak rahatsızlığının bir belirtisi olabilir. Doktorunuza kontrole gitmek ilk önlem olacaktır. Ancak, bu gibi durumlarda doğal çözümlerde maydanoz ve maydanoz yağı tedavi edici olarak kullanılır. Ayurveda, Hindistan’da uygulanan sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşama ulaşmak için çeşitli doğal yöntemlerin olduğu bir tedavidir.

Bu uygulamada sindirim problemleri için maydanoz yağı kullanılmaktadır. Sindirim sırasında besinlerin emilmesinde yardımcı olan safra üretimini ve mide sıvısını arttırmaya yardımcıdır. Maydanoz yağını küvete damlatabilir veya midenizin üzerine elinizle hafifçe masaj yaparak rahatlama için uygulayabilirsiniz. Kullanmadan önce cildinizde alerjik reaksiyon gösterip, göstermeyeceğini anlamak için bir damla bileğinize damlatarak kızarıklık oluşturup, oluşturmadığını takip edebilirsiniz.

 Maydanozun Faydaları:  Kemikleri Güçlendirir

K vitamini eksikliği nadir görülür. Bu yüzden çok fazla önemsenmez. Ancak, son yapılan çalışmalarla birlikte ne kadar önemli olduğu fark edilmiştir. K vitamini, sağlıklı kemik yapımında ve osteoporozun önlenmesinde ve tedavisinde yardımcı olduğu bulunmuştur. Maydanozda bulunan K vitaminini kemiklerin oluşumuna yardımcı olan osteokalsinin kalsiyumla birleşmesinde yardımcıdır. Kemik yoğunluğunu korumak, kemik kırıklarını engellemek ve ileri yaşlarda görülen osteoporozu engellemek için gerekli olan K vitaminini sağlar. Bu yüzden salatalara, yemeklere, kahvaltılara maydanoz eklemekte fayda var! Dikkat: Kan sulandırıcı kullanan hastalar aşırı tüketiminden kaçınmalıdır. K vitamini kanın pıhtılaşmasını arttırır. Bir beslenme uzmanı tarafından yardım alarak tüketmelidir.

 Maydanozun Faydaları:  Maydanoz yağı: Antibakteriyel

Maydanoz Yağı Antibakteriyel
Maydanoz Yağı Antibakteriyel

Maydanoz yağı enfeksiyonlara karşı çok güçlüdür. Bakterilerle savaşmak için kullanılır. Mantar gibi enfeksiyonların ortadan kaldırılmasını sağlar. Deri yüzeyinde bakteri nedeniyle oluşan lekeleri temizlediğine inanılmaktadır. Antimikrobiyal ve antibakteriyel olan bu yağ, bakterilerle savaştığı ve hijyenik olduğundan sabun, deterjan gibi temizleme ürünlerinde kullanılmaktadır. Cildiniz üzerinde oluşan enfeksiyona karşı kullanmak istiyorsanız öncelikle cilt doktoruna görünmelisiniz. Tedavi etmek yerine cildinize zarar verebilir. Kullanmadan önce alerjik olup olmadığını anlamak için 1 damlasını bileğinize damlatın ve kızarıklık belirtisini takip edin. Eğer göstermiyor ve doktorunuzdan onay alıyorsanız deneyebilirsiniz. Ciltte yanmalara neden olabilir bu yüzden zeytinyağı, hindistan cevizi yağı, badem yağı gibi sizde alerjik olmayan bir yağ ile karıştırın. Ardından enfeksiyon olan bölgeye uygulayın.

 Maydanozun Faydaları:  Nöral Tüp Defektini Önler

Hamilelik döneminde bebeğin sağlığı için en önemli takviyelerden biri folattır. Maydanoz içeriğindeki folat ile anne ve bebek sağlığı için önemlidir. Kıyılmış olarak yaklaşık 8 yemek kaşığı maydanozda 48 mg folat bulunmaktadır. Günlük ihtiyacın %12’sini karşılar. Maydanozun dışında hamilelik öncesi takviye tüketilmesi gerektiğini unutmamalısınız. Folat eksikliği sonucu oluşan nöral tüp defektini önler. Dikkat: Kan sulandırıcı kullanan bireylerinin beslenme uzmanına ve doktoruna danışarak maydanoz tüketmesi gerekir.

 Maydanozun Faydaları:  Regl Ağrısını Azaltır

Maydanoz östrojen sentezini arttırır. Hormonların dengesine yardımcı olur. Aşırı östrojen üretimi gösteriyorsanız sizin için faydalı olmayabilir. Ancak, regl döngüsünde problem yaşayan bayanlar için oldukça faydalı olabilir. Aynı zamanda içerisindeki apiol yağı da adet döngüsüne yardımcıdır. Regl döneminde görülen şişme, ağrı, mide bulantısı gibi durumları önceden kontrol etmeye yardımcı olur. Maydanozu saplarıyla birlikte bir bardak suyla blenderdan geçirerek içebilir veya direk kendisini düzenli olarak yiyebilirsiniz. Dikkat: Kan sulandırıcı kullanan bireylerinin beslenme uzmanına ve doktoruna danışarak maydanoz tüketmesi gerekir.

 Maydanozun Faydaları:  Böbrek ve İdrar Yolu Rahatsızlıklarına Yardımcı

Maydanozun antibakteriyel özelliğe sahip olduğunu söylemiştik. Börek, mesane, idrar yolları iltihaplanmasında kullanılır. Maydanozun kök ve yapraklarının karaciğer ve dalak hastalıklarında yardımcı olduğu söylenir. Aynı zamanda böbreklere olan faydasıyla, ödemin atılmasına yardımcıdır. Maydanoz, büyümüş salgı bezlerini azaltma, aşırı mukoid maddenin atılmasını sağlamada etkilidir. Böbrek taşları, mesane ve ödem problemlerinde mücadele için maydanozun kendisi ve suyunun tüketilmesi önerilir. İçeriğindeki myristic ve apiol gibi iyileştirici bileşiklerle böbreklerde idrar oluşumuna yardım eder ve idrar yolu enfeksiyonlarını iyileştirir. Maydanoz, aslında doğal bir detoksifikasyon ajanıdır. Dikkat: Kan sulandırıcı kullanan bireylerinin beslenme uzmanına ve doktoruna danışarak maydanoz tüketmesi gerekir.

 Maydanozun Faydaları:  Ağız Kokusunu Önler

Ağız kokusunu engellemek için nane şekeri veya naneli sakızlar kullanmanıza gerek yok! Doğal olarak kötü kokuyu azaltmanın harika bir yolu var. Maydanoz doğal bir nefes tazeleyicisidir çünkü ağızdaki kötü kokuya neden olan bakterileri öldürür. Ağız kokusu için size önerilebilecek doğal ilaçlardan en etkilisi olabilir. Ağız kokusu, ağzınızda veya bağırsaklarınızda bulunan kötü bakteriler sonucu oluşur. Beslenmenize, yediklerinize dikkat etmek de ağız kokusunun önlenmesinde çok önemlidir. Buna ek olarak maydanozu suyla karıştırıp blenderdan geçirerek düzenli olarak tüketebilirsiniz. Dikkat: Kan sulandırıcı kullanan bireylerinin beslenme uzmanına ve doktoruna danışarak maydanoz tüketmesi gerekir.

Maydanozun Cilde Faydaları

Maydanozun Cilde Faydaları
Maydanozun Cilde Faydaları

Maydanozun cilde faydaları nelerdir?

 Maydanozun Cilde Faydaları:  Göz Altı Morluklarını Azaltır

Maydanozun göz altınızdaki morlukları sileceğini hiç tahmin etmiş miydiniz? İçerdiği bol C vitamini, klorofil, K vitamini ile göz çevrenizdeki yorgunluğu hafifletir ve şişkinliğini azaltır. Yapmanız gereken: 1 avuç maydanozu blenderdan geçirerek suyunu çıkartın. Maydanoz suyunu biraz yoğurt ile karıştırın, göz altınıza uygulayın. Veya bu karışımı pamuğa batırın göz altınıza yerleştirin. 10 dakika boyunca bekletin daha sonra yıkayın. Göz altı morluklarınızı azaltmak için haftada 2 kez uygulayın.

 Maydanozun Cilde Faydaları:  Antibakteriyel Özelliğiyle Sivilceleri Azaltır

Maydanoz yağı içeriğindeki eugenol gibi antibateriyel ve antifungal (mantarlara karşı) özellikleriyle ciltte oluşan sivilce, enfeksiyon ve akne gibi problemlerin tedavisine yardımcı olur. Maydanoz yağını aktarlarda kolaylıkla bulabilirsiniz. Ancak, ciltte yanmaya neden olabilir. Öncelikle alerjik olup olmadığını anlamak için kolunuza 1 damla damlatıp, gözlemlemelisiniz. Aşırı kızarlıklığa neden oluyorsa kullanmamalısınız. Yanmasını azaltmak için alerjik olmadığınız başka bir yağ ile karıştırmalısınız (zeytinyağı, Hindistan cevizi yağı, badem yağı gibi). 1-2 damla maydanoz yağını başka yağlar ile seyrelyin ve cildinizde bulunan sivilceli, problemli bölgeye sürün. 30 dakika bekletin vve durulayın. Maydanoz, elma sirkesi ve çay ağacı yağı ile yapacağınız karışım ciltteki lekelerin azalmasına, sivilce oluşumunun önlenmesine yardımcı olabilir.

 Maydanozun Cilde Faydaları:  Ciltte Parlaklık Sağlar

Ciltte Parlaklık Sağlar
Ciltte Parlaklık Sağlar

Unutmayın, yediğiniz her şey cildinizi de etkileyebilir. Sebzelerden ne kadar yoğun beslenirseniz cildiniz o kadar canlı, sağlıklı durur. Maydanoz tüketmek ise yağ üreten (sebum üreten) cildi dengelemeye yardımcı olur. İçeriğindeki çinko deri iltihaplanmalarını kontrol eder ve cildin yenilenmesini sağlar.  Ayrıca kızarıklıkları da azaltır.

 Maydanozun Cilde Faydaları:  Ev Yapımı Cilt Temizleyici

Kurutulmuş baharat halindeki maydanozu cilt bakımı olarak kullanabilirsiniz. 200 ml (bir su bardağı) suya bir kaşık kurutulmuş maydanoz ekleyin. En az 20 dakika ocakta kaynatın. Kaynayan karışımı ocaktan alın ve soğumasını bekleyin. Bu karışımı günde bir veya iki kez yüzünüzü yıkamak, temizlemek için kullanabilirsiniz. En iyi faydayı elde etmek için günlük olarak hazırlayın.

Maydanoz nasıl seçilmelidir?

Taze maydanozları marketlerde yıl boyunca bulabilirsiniz. Koyu yeşil, sağlam gövdeli ve taze, keskin görünen maydanozu seçmelisiniz. Solgun veya sarı yaprakları olan, koyu lekeler içeren maydanozları almaktan kaçının.

Keçiboynuzunun Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Keçiboynuzunun faydaları ve zararları nelerdir, keçiboynuzu nasıl yetiştirilir bu soruların cevabını bulabileceğiniz en donanımlı makaleye hoşgeldiniz. Yazımızı sabırla okuduğunuzda keçiboynuzunun nelere iyi geldiğini öğreneceğinize emin olabilirsiniz. Keçiboynuzu faydaları bakımından oldukça faydalı bir besindir.

Keçiboynuzu Nedir? Tarihte Nasıl Kullanılmıştır?

Purdue Üniversitesi’ne göre keçiboynuzu dünyada çok fazla bölgede yetiştiriliyor. Ancak özellikle Akdeniz bölgesine özgü, özellikle İspanya’nın doğu ve güney bölgelerine aittir. Burada yetişen tohumlar daha sonraları Amerika, Hindistan, Afrika gibi bölgelere götürüldü ve yetiştirilmesi yayıldı. Keçiboynuzu, Ceratonia siliqua isimli ağaçta yetiştirilir ve görüntüsü yeşil bezelyeye benzer. Etli kısmını ve tohumu taşıyan meyvesi koyu kahverengi bezelye tanesini andırır. Keçiboynuzu çikolata ve kakaonun yerine pasta, kek gibi yiyeceklerde kullanılabilen sağlıklı bir tatlıdır.

Sağlığa olan faydalarını öğrenmek  4.000 yıl öncesine antik Yunan’ları ve Mısır’a kadar uzanıyor. 19. Yüzyılda İngiliz kimyagerler, keçiboynuzunu şarkıcılara satıyordu. Keçiboynuzunun meyvesini, tohumunu çiğneyen şarkıcılar ses tellerinin sağlığını koruyabiliyor, boğazlarının temizlenmesine ve rahatlamasına yardımcı oluyordu.

Keçiboynuzu Nasıl Yetiştirilir?

Keçiboynuzu nasıl yetiştirilir? Turunçgillerin yetişebildiği her bölgede yetiştirilebilir. Akdeniz tipi ve kuru iklimleri tercih eder. Normalde bitkilerde görülen hem dişi hem erkek olma özelliği keçiboynuzu ağacında farklıdır. Keçiboynuzu ağacı tek bir cinsiyete sahiptir. Bu nedenle keçiboynuzu üretmek için bir erkek ve bir dişi ağacın olması gerekir. Tek bir erkek ağaç 20 dişi ağaç ile tozlaşabilir. Altı ya da yedi yılın sonunda keçiboynuzu elde edebilirsiniz. Döllenmesi gerçekleşen dişi ağaç yüzlerce kilo küçük kahverengi ve besleyici tohuma sahip kabuklu keçiboynuzlarını üretir.

Keçiboynuzu Çeşitleri Nelerdir?

 >  Keçiboynuzu unu-tozu
 >  Keçiboynuzu cipsi
 >  Keçiboynuzu şurubu
 >  Keçiboynuzu Özütü

Ayrıca keçiboynuzunun içinde bulunan küçük tohumlar taze veya kurutulmuş şekilde yenilebilir. Beslenme planlarına keçiboynuzunu dahil eden bireylerde daha kolay kilo verme ve daha az mide problemleri görülmüştür.

Keçiboynuzu Nasıl Kullanılır?

Keçiboynuzu nasıl kullanılır
Keçiboynuzu nasıl kullanılır

Tatlıyı çok seviyorsunuz ancak şeker tüketmek istemiyor, sağlıklı beslenmek istiyorsanız şekerin ve birçok tatlandırıcının yerini keçiboynuzu alabilir. Keçiboynuzu unu, kendisi, şurubu veya özütü ile çikolata, kek, kurabiye, milkshake gibi en sevdiğiniz tatlıların tadını hâlâ çıkartabilirsiniz.

Keçiboynuzu Besin İçeriği

Keçiboynuzunun besin içeriğine göz atalım. Çikolataya benzer tadı harika bir alternatiftir. Lezzetinin yanında aşağıdaki besin öğelerini sağlar:

 >  Yüksek miktarda lif
 >  Antioksidanlar
 >  Az miktarda yağ ve şeker
 >  Glutensiz
 >  Kafeinsiz

Keçiboynuzunu yaptığını kek, pasta, kurabiye gibi ürünlerde kakaonun yerine kullanabilirsiniz. 1 yemek kaşığı kakao yerine 1 tatlı kaşığı keçiboynuzu kullanmanız yeterli olacaktır. Keçiboynuzunun tadı ve aroması kullanılan kakao paketlerinden çok daha yoğundur.

103 gram Keçiboynuzu Ununun Besin Öğeleri

Besin Öğeleri Miktar
Temel Besin Öğeleri
Protein 4.8 g
Su 3.7 g
Kalori
Toplam Kalori 229
Karbonhidrattan gelen kalori 204
Yağdan gelen kalori 6
Proteinden gelen kalori 19
Karbonhidrat
Toplam Karbonhidrat 91.6 g
Lif 41 g
Şeker (Doğal Şeker) 50.5 g
Yağ ve Yağ Asitleri
Toplam Yağ 0.7 g
Doymuş Yağ 0.1 g
Tekli Doymamış Yağ 0.2 g
Çoklu Doymamış Yağ 0.2 g
Omega-3 Yağ Asidi 4.1 mg
Omega-6 Yağ Asidi 218 mg
Vitaminler
Vitamin A 14.4 IU
Vitamin C 0.2 mg
Vitamin E 0.6 mg
Vitamin B1 0.1 mg
Vitamin B2 0.5 mg
Vitamin B3 2 mg
Vitamin B6 0.4 mg
Vitamin B9 29.9 mcg
Vitamin B4 12.3 mg
Mineraller
Kalsiyum 358 mg
Demir 3 mg
Magnezyum 55.6 mg
Fosfor 81.4 mg
Potasyum 852 mg
Sodyum 36.1 mg
Çinko 0.9 mg
Bakır 0.6 mg
Manganez 0.5 mg
Selenyum 5.5 mcg

Keçiboynuzu Sağlıklı Mıdır?

 >  Keçiboynuzunu kakaoya kıyasla mutfağınızda kullanacaksanız ufak bir karşılaştırma yapalım.

 >  Keçiboynuzu unu, kakaoya kıyasla 2 kat fazla kalsiyum içerir

 >  Kafein içeriği yoktur böylece migren gibi rahatsızlıkları tetiklemez

 >  Kakao daha fazla miktarda yağ ve sodyum içerir

 >  Kalsiyum emilimini engelleyen oksalit asit kakaoda bulunmaktadır ancak keçiboynuzu ununda bulunmaz

 >  Keçiboynuzu aynı zamanda lif, pektin ve protein açısından da daha yüksektir.

Yukarıdaki besin içeriği listesinde de görüldüğü gibi vitamin, mineral açısından zengin, antioksidan değeri yüksek, kafeinsiz, yüksek lif içeren oldukça sağlıklı ve besleyici bir gıdadır.

Keçiboynuzunun Faydaları

 1  Sindirim Probleminde Tedavi Edici
 2  Kilo Vermeye Yardımcı
 3  Kolesterolü Düşürür
 4  Kanseri Önler
 5  Diyabete, Şeker Hastalığına Yardımcı
 6  Vitamin ve Mineral Deposu
 7  Kafeinsiz

Keçiboynuzunun birçok faydası vardır. Çeşitli rahatsızlıklar için kullanılan keçiboynuzu günümüzde hala etkili bir şekilde tercih edilmektedir. Keçiboynuzunun faydaları sırasıyla şöyledir:

 Keçiboynuzunun Faydaları:  Sindirim Probleminde Tedavi Edici

Sindirim probleminde tedavi edici
Sindirim probleminde tedavi edici

Gün içinde tuvalete çıkma problemi yaşıyor veya sürekli şişkinlik gibi sıkıntılar çekiyorsanız keçiboynuzunu yediklerinize ekleyebilirsiniz. Kabızlığa yardımcı olurken keçiboynuzu unu ise ishal problemine yardımcı olur. Normalde bitkilerde bulunan taneler suda çözünebilir veya insan sindirim sisteminde sindirilebilir olmazlar. Ancak, keçiboynuzunun içinde bulunan taneler sindirim sistemindeki toksinlerle mücadele eder ve kötü bakterilerin oluşmasını engeller. İçeriğinde bulunan yüksek lif sayesinde bağırsak hareketlerini arttırır ve uyarır. İshal durumunda ise keçiboynuzunun ununu kullanabilirsiniz. Ayrıca keçiboynuzunun içerisinde bulunan farklı kimyasal yapıdaki şekerler dışkının şekillenmesine yardımcıdır.

 Keçiboynuzunun Faydaları:  Kilo Vermeye Yardımcı

Keçiboynuzunun içeriğinde bulunan lif sindirim sistemini düzenlemekle kalmıyor ghrelin denilen açlık hormonunun salgılanmasını baskılıyor. Yani isteseniz bile keçiboynuzundan aşırı miktarda tüketmenizi engeller ayrıca açlık hissetmeyeceğiniz için diğer besinlerde de porsiyonu kaçırmamanızı sağlar. Keçiboynuzundaki lif miktarı da bu duruma yardımcı olmaktadır. Tokluk hissini arttırır, bağırsaklarınızın çalışmasını düzenler. Ayrıca düşük kalorisi ile gün içinde tercih edebileceğiniz bir atıştırmalıktır. Çikolata, keçiboynuzundan kat ve kat daha fazla kalori sağlarken keçiboynuzunun sağladığı besin öğelerinin çoğunu karşılamıyor. Vitamin, mineral seviyesinin yüksek olması antioksidan etkisini arttırır. Hücreleriniz daha dayanıklı ve sağlam hale gelir. Hepsinin bir arada olması sonucu metabolizmanızın da hızlanması kaçınılmaz! Bu etkileri görmek için aşırı miktarlarda tüketmenize gerek yok sadece düzenli olarak keçiboynunuzunu mutfağınızda, çantanızda ve tatlılarınızda tercih etmeniz, kendisini tüketmeniz yeterlidir.

 Keçiboynuzunun Faydaları:  Kolesterolü Düşürür

İçeriğinde bahsedilen lif kaynağının kötü kolesterolü (LDL)’yi düşürdüğü ve damarlar içerisindeki yağlanmayı azalttığı kanıtlanmıştır. Yüksek tansiyon, kalp krizi gibi çeşitli kalp hastalıklarından korur! Önemli olan aşırı miktarda tüketmek değildir. Dengeli ve yeterli miktarda diğer sağlıklı yağlar ile birlikte kullanmaktır. 2010’da yapılan bir çalışmaya göre günde 2 kez keçiboynuzu tüketen bireylerin 4 haftanın sonunda kolesterol seviyeleri düşmüştür.

 Keçiboynuzunun Faydaları:  Kanseri Önler

Keçiboynuzunun içerisinde bulunan polifenoller ve vitaminlerin antioksidan aktivitesi kanserden hücreleri korur. Keçiboynuzu ekstraktından elde edilen polifenollerin kullanıldığı bir çalışmada birçok kanser hücresinin inhibe edildiği kanıtlanmıştır.

5. Diyabete, Şeker Hastalığına Yardımcı

İçeriğindeki besin öğelerinin dengesi, kan şekerinin ani yükselmesini engeller. Kan şekerini düzenler ve insülin salınımı düzenler. Bunların sonucunda diyabet hastalarına yardımcı olur. Çikolata yerine keçiboynuzunu tercih etme sebebide bunlardan kaynaklanır. Çikolata kadar tatlı ve lezzetli olan bu yiyecek hem tatlı ihtiyacınızı karşılar hem de yedikten sonra ani şeker yükselmesi yaşamazsınız.

 Keçiboynuzunun Faydaları:  Vitamin ve Mineral Deposu

Vitamin ve mineral deposu
Vitamin ve mineral deposu

Keçiboynuzu özellikle kalsiyum ve demir açısından yüksektir. Aynı zamanda riboflavin, folat, niasin, vitamin E, potasyum, bakır, manganez ve selenyumun iyi bir kaynağıdır. Keçiboynuzu özütü veya şurubu konsantre formda olduğundan daha fazla miktarda kalsiyum ve mineral içeriyor.

 Keçiboynuzunun Faydaları:  Kafeinsiz

Kafeinsiz
Kafeinsiz

Çikolata veya kakaolu yiyecekler tükettiğinizde baş ağrısı, migren gibi sıkıntılar yaşıyorsanız keçiboynuzu güzel bir tatlı alternatifidir. Kafein içermez. Böylelikle kan basıncının yükselmesine neden olmaz.

Keçiboynuzunun Zararları Yan Etkileri Var Mıdır?

Keçiboynuzunun yan etkileri var mıdır? Keçiboynuzu ABD, FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından düşük riskli, güvenilir bir besin olarak onaylanmıştır. Bu yüzden ilaç, gıda ve kozmetik sanayisinde rahatlıkla kullanılır. Keçiboynuzu alerjisi az görülmesine rağmen İspanya’da yapılan bir çalışmada fıstık ve baklagillere alerjisi olan bireylerin keçiboynuzuna da alerjik reaksiyonlar gösterebileceği görülmüştür. Takviye olarak alınması ise güvenilir olarak kabul edilmemiştir. Yüksek miktarda keçiboynuzu tüketimi özellikle hamile bayanlar için güvenilir değildir. Aşırı kilo kaybına, çok düşük kan şekeri ve insülin seviyelerine neden olabilir.

Karanfilin Faydaları Nelerdir?

Bu yazıda karanfil nasıl seçilir, nasıl saklanır, cilde, saça ve sağlığa karanfilin faydaları nelerdir? Bunları inceleyeceğiz.

Öncelikle doğru karanfilleri nasıl seçeceğinizden ve nasıl saklayacağınızdan bahsedelim.

Bu makalede sizleri şu başlıklar bekliyor, hızlı bir şekilde okumak için üstüne tıklayabilirsiniz.

  1. Karanfiller Nasıl Seçilir?
  2. Karanfil Nasıl Saklanmalıdır?
  3. Karanfilin Besin Öğeleri
  4. Karanfilin Faydaları Nelerdir?
  5. Karanfilin Cilde Faydaları
  6. Karanfilin Saça Faydaları

Karanfiller Nasıl Seçilir?

Yıllardır baharat dükkanlarında ve aktarlarda karanfilleri görüyoruz. Genellikle bütün halinde satılan karanfiller toz halinde de bulunabilir. Ancak toz haline dönüşmüş olan karanfilin etkisi çabucak kaybolabilir. Bu yüzden gerekli oldu zaman evinizde kendiniz toz haline getirmelisiniz. Diğer yandan toz karanfilin içerisine bazen başka baharat tozları da karıştırılabiliyor. Taze ve kaliteli karanfili seçmek istiyorsanız baş parmak ve işaret parmağınızın arasına karanfilin çiçek yani baş kısmını koyup sıkıştırdığınızda burnunuza tatlı bir karanfil kokusu gelmelidir. Doğru karanfili seçmenin başka bir yolu karanfili suyun içerisine koymaktır. Yukarıda kalırsa kaliteli bir karanfildir ancak aşağılara düşerse bayatlamış ve kalitesiz olduğunu anlayabilirsiniz. Bunlar kaliteli bir karanfili seçmeniz için size yardımcı olacaktır.

Peki, doğru ve kaliteli bir karanfil buldunuz ve aldınız. Eve gittiğiniz zaman nasıl saklamalısınız?

Karanfil Nasıl Saklanmalıdır?

Karanfilleri saklamak için hava geçirmez bir cam veya plastik kap kullanmalısınız. Serin, karanlık ve kuru bir yerde muhafaza etmelisiniz. Eğer ki öğüttüğünüz veya toz olarak aldığınız bir karanfil ise buzdolabında saklamalısınız. Toz karanfili hızlı bir şekilde tüketmelisiniz.

Karanfilin Besin Öğeleri:

  • Yaklaşık bir çorba kaşığı kadar karanfil (6 g) 21 kaloridir. 11 kalorisi yağdan gelmektedir.
  • Yağ içeriği 1 gram olup, 2000 kalorilik enerjiye sahip bir beslenmede alınması gereken yağın %2’sini karşılamaktadır:
  • Kolesterol içeriği yoktur. Lif yani posa içeriği 2 gram olup günlük alınması gerekenin %9’unu sağlamaktadır.
  • A vitamini ve C vitamini iyi miktarlarda bulunur.
Besin öğeleri Besin Değeri Günlük ihtiyacı

karşılama yüzdesi

Enerji 47 Kcal 2%
Karbonhidrat 10.51 g 8%
Protein 3.27 g 6%
Yağ 0.15 g 0.5%
Kolesterol 0 mg 0%
Lif 5.4 g 14%
ViTAMiNler
Folat (B9 Vit) 68 µg 17%
Niasin (B3 Vit) 1.046 mg 6.5%
Pantotenik asit (B5 Vit) 0.338 mg 7%
Pridoksin(B6 Vit) 0.116 mg 9%
Riboflavin (B2 Vit) 0.066 mg 5%
Tiamin (B1 Vit) 0.072 mg 6%
Vitamin A 13 IU 0.5%
Vitamin C 11.7 mg 20%
Vitamin E 0.19 mg 1%
Vitamin K 14.8 µg 12%
elektrolitler
Sodyum 94 mg 6%
Potasyum 370 mg 8%
MINERALler
Kalsiyum 44 mg 4%
Bakır 0.231 mg 27%
Demir 1.28 mg 16%
Magnezyum 60 mg 15%
Manganez 0.256 mg 11%
Fosfor 90 mg 13%
Selenyum 7.2 µg 13%
Çinko 2.32 mg 21%

Karanfilin Faydaları Nelerdir?

Karanfilin Faydaları Nelerdir?

Karanfilin sadece baharat olarak aroma verme amacıyla kullanıldığını sanıyorsanız bu yazıda karanfilin faydalarını okuyunca inanamayacaksınız!

Karanfil Hakkında

Karanfil genellikle yemek pişirmede, aroma vermede ve diğer amaçlar için yemeklerde yaygın olarak kullanılan bir baharat türüdür. Farklı olarak sigaralara tat verme amacıyla da eklenmektedir. Karanfilin yağı, antiseptik özelliktedir ve tıbbi amaçlar için kullanılmaktadır. Karanfil bileşiminin %70-90’ı eugenol isimli bir bileşikten oluşmaktadır ve karanfilin güçlü, karakteristik aromasını ve kokusunu verir. Baharat olarak mutfakta kullanmanın yanı sıra alternatif tıpta hastalıkları, ağrıları tedavi etmek amacıyla birçok alanda kullanılmaktadır.

Karanfilin sağlığa olan faydalarını inceleyelim:

Diş Ağrısını Azaltır

Karanfil, diş ağrısını azaltır. Tek yapmanız gereken birkaç tane bütün karanfili ağzınıza atın ve tükürüğünüzle yumuşatana kadar ağzınızda gezdirin. Ağrıyan dişinizin üzerinde yumuşayan karanfili gezdirmeye çalışın. Bir başka yöntem ise birkaç bütün karanfili tülbentin arasına yerleştirin.

Çekiçle veya başka bir ağırlıkla karanfilleri parçalayın daha sonra tülbenti ağrıyan dişinizin üzerine koyun. Tutabildiğiniz kadar ağzınızda bekletin. Unutmayın, diş ağrınız için ilk yapmanız gereken bir diş hekimine göstermektir. Ancak ağrınızı geçiremediğiniz durumlarda karanfilden yardım almanız ağrınızı rahatlatacaktır.

Bulantı ve Kusmayı Geçirir

Bulantı ve kusma geçici süreli bir problem, yediklerinizden kaynaklı olabilir. Ancak mide ve bağırsak rahatsızlığınızın başlangıç belirtisi de olabilir. Öncelikle sürekli tekrarlanan bir durumsa doktorunuza başvurmalısınız. Sindirim sisteminde yaşanan problemlerin asıl sebebi genellikle bakterilerdir. İlaçlar her zaman çözüm ve rahatlama sağlamayabilir. Bulantı, sindirim problemleriniz için doğal yollarla tedavi olmak istiyorsanız karanfil ve bal karışımı mucizevidir. Çok eskiden beri karanfil tozu ve bal karışımı bulantı için kullanılmıştır. Karanfil, anti-inflamatuar özelliğinin yanı sıra doğal anestezik etkiye sahiptir. Bu etki kusma sırasında mideden yukarıya olan hareketin tersine dönmesini sağlar. Doğal balın anti bakteriyel özelliği bakterilerle savaşmaya yardımcı olur. Böylece mide de rahatlama sağlanır. Yapmanız gereken birkaç adet karanfili döverek toz haline getirdikten sonra bir tutam alıp 1-2 çay kaşığı doğal bal ile karıştırmanızdır. Bulantınız olduğu zamanlarda bunu yutabilirsiniz.

Ağız Kokusunu Azaltır

Restaurantlarda ikram edilen karanfili biliyorsunuzdur. Sebebi, ağızdaki kötü kokuyu giderir. Kötü nefes, ağız kokusundan yakınıyorsanız karanfil size yardımcı olacaktır. Taneleri ağzınızda çiğnemek zor geliyorsa yemeklerinize katarak kullanabilirsiniz. Dilerseniz içeceklere, meyve sularınıza, shakelere ekleyebilirsiniz.

Sinüziti İyileştirir

Karanfil yağı, anti-inflamatuar ve anti-mikrobiktir özelliklere sahiptir. Alerjisi olan bireyler için semptomları azaltmaya yardımcı olabilir. Eğer evinizde aromaterapi difüzörü varsa 3-4 damla karanfil yağını difüzöre ekletin. Maksimum 20 dk boyunca karanfil yağının kokusunu soluyun. Solunum yollarının açılmasına, solunumun artmasına ve tıkanıklığın açılmasına yardımcı olur. Solunum rahatsızlıklarının tedavisinde destek olabilir.

Eğer evinizde difüzör yoksa karanfil yağını göğsünüzün üzerine 1-2 damla damlatın ve göğsünüz, burnunuz, sinüsleriniz arasında parmaklarınızla masaj yapın.  Hassas bir cilde sahipseniz Hindistan cevizi yağı ile karıştırarak yoğunluğunu azaltabilirsiniz.

Bir başka yöntem ise bir büyük bardak ılık suyun içerisine 2-3 damla karanfil yağı ekleyin. Solunum sistemine yardımcı olmak, enfeksiyonları önlemek istiyorsanız gün içerisinde çay gibi bir kez içebilirsiniz.

Alerji ve sinüs gibi problemlerin günlük hayatınızı etkilemesini engellemek istiyorsanız alerjinizi arttıran, mukus salınımını arttıran ve inflamasyona neden olan yiyecekleri günlük hayatınızdan çıkartın. Bunların yerine tedavi olarak kullanabileceğiniz bitkisel kaynakları, baharatları düzenli olarak tüketmeye çalışın. Ancak kullandığınız ilaçlar bunlara etki edebilir, dikkat etmeniz gereklidir. Doktorunuza danışmayı unutmamalısınız.

Şişkinlik, Gaz Problemlerine Yardımcı

Vücutta gaz problemi bağırsak ve midede gaz miktarının aşırı olmasıyla hissedilir. Bunun bir sebebi gaz alımının fazla olması veya yenilen yiyeceklerde oluşan sindirim zorluklarıdır. Sindirilemeyen yiyecekler, bakteriler tarafından gaz üretimine neden olur. Öncelikle gaz probleminiz sıklıkla oluyorsa ve fark ettiğiniz bir yiyecek varsa 1 gün boyunca o yiyecek ve ondan yapılmış olan diğer gıdaları beslenmenizden çıkarmalısınız. Sonucunda rahatlama yaşarsanız o besine karşı sindirim sıkıntısı çekiyorsunuz demektir. Karanfil gaz problemleriyle savaşmak için çok etkilidir. Yaptığınız yemeklerin içerisine 1-2 adet karanfil atabilir veya 1-2 adet karanfili çay şeklinde demleyebilir, çayınızın içerisine atabilirsiniz.

Soğuk Algınlığını İyileştirir

Soğuk algınlığına yaz ya da kış mevsim fark etmeksizin yakalanma ihtimali çok yüksek oluyor. Çabuk atlatabilmenize yardımcı olabilecek karışım tarifinde tabi ki karanfil etkisini gösteriyor. Az önce de bahsettiğimiz anti mikrobiyal ve anti inflamatuar özellikleri soğuk algınlığı tedavisinde önemli destek sağlıyor. Günlük olarak karanfil tüketmek soğuk algınlığına yakalanmanızı engeller. Ancak, yakalandığınız durumlarda da iyileşmenizi kolaylaştıracaktır. Ilık bir bardak suyun içerisine 2 tatlı kaşığı bal ve 4 damla karanfil yağı ekleyin ve gün içinde tüketin.

Sadece sağlığa olan faydalarına değil, karanfilin cilde faydalarına da göz atmalısın!

Karanfilin Cilde Faydaları

Karanfilin cilde faydaları
Karanfilin cilde faydaları

Doğal olan karanfil yağı çok güçlüdür ve dikkatli uygulanmalıdır. Direkt cilde uygulamak yüzü yakabilir. Bu yüzden uygulamadan önce yüzde 1’e kadar düşük bir seviyeye seyreltilmelidir.  Karanfil yağı cildi tedavi etmek için kullanılmaktadır.

Sivilceleri Yok Eder

Aynaya her baktığınızda gitmeyen kırmızı sivilcelerinizden bıktınız mı? Doğal bir yolla tedavi etmek istiyorsanız karanfil yağını denemenizde fayda var. Siyah nokta, iltihaplı sivilceler, kızarıklıklar, sivilceler ve pul pul dökülme gibi problemler cilt rahatsızlıklarıdır. Akne problemi genellikle hormonel dengesizlik nedeniyle ergenlik döneminde oluşabilir. Aynı zamanda cildin aşırı yağ üretmesi sonucu da oluşmaktadır.

Karanfil bitkisinin çiçeklerinden elde edilen bu uçucu karanfil yağı, mükemmel arındırma özelliğine sahiptir. İçeriğinde bulunan eugenol maddesinin anti bakteriyel özelliği sayesinde ağrılı ve iltihaplı sivilceleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Karanfil yağı sivilceleri yok etmek için çok güçlüdür. Sivilceli bölgelere topikal olarak uygulanmalıdır. Cildinize uyguladıktan sonra karıncalanma hissi verebilir. Karanfil yağının anti mikrobiyal özelliği sayesinde bakterilerin öldürülmesini sağlar ve sivilcenin diğer bölgelere yayılmasını engeller.

2009 yılında Çin’de yapılan bir çalışmada akneye en çok sebep olan bakteri çeşidi üzerine karanfil yağı uygulanmıştır. Sonucunda belirgin bir şekilde bakteriler azalmış ve üreme, büyümeleri durmuştur.

Sivilcelerinizi azaltmak için karanfil yağını seyreltmelisiniz. Aksi takdirde cildiniz tahriş olabilir. Seyreltmek için Hindistan cevizi yağı veya zeytinyağı kullanabilirsiniz. 10 damla Hindistan cevizi yağına 1 damla karanfil yağı eklemeniz yeterlidir. Bir kulak pamuğu yardımıyla veya temiz parmak ucuyla sivilce üzerine uygulanabilir. Biraz kurumaya bırakıp sonrasında durulamanız yeterli olacaktır.

Yara İzleri ve Lekeleri Tedavi Eder

Ciltteki lekeleri gidermek oldukça zor ve uğraştırıcı bir durumdur. Evde yapacağınız karışım ile lekelerinizi veya yara izlerinizi azaltabilirsiniz. Ancak miktarlara dikkat etmelisiniz. Ciddi bir durumunuz varsa bir uzmana danışmalısınız. Karanfilin toz halini satın alın veya evde 3-4 adet karanfili öğütün ve bir tutam alıp, 1 tatlı kaşığı bal ile karıştırın. Yara izinizin, kızarıklığınızın veya lekenizin olduğu bölgeye sürün (tüm yüzünüze uygulamayın). Kuruduktan sonra durulayın. Lekeler azalmaya başlayana kadar bu işleme devam edin.

Antioksidan Kaynağıdır

Diğer uçucu yağların hiçbirinin karanfil yağı gibi antioksidan özelliklere sahip olduğu söylenemez. Antioksidanları eminim birçok kez duymuşsunuzdur. Sağlıklı cilt ve vücudu korumak için çok iyi olduğu gerçeğini biliyoruz ve birçok ürünün içerisinde karşımıza çıkıyor. Karanfil yağı, potasyum, sodyum, fosfor, demir ve vitamin A ve C gibi mineral bakımından zengindir. Bu yüzden karanfili tüketmek ve yağını cilt ürünleriyle birlikte belirli miktarlarda kullanmak cildinizi gençleştirecek, güzelleştirecektir.

Uykusuzluğa ve Strese Yardımcı

Aşırı stresli olduğunuz ve bir türlü kendinizi yatıştıramadığınız durumlarda karanfil yağı rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Uykuya dalamama gibi problemleriniz varsa de uykuyu uyarır ve uykunuzun gelmesini sağlar. Düzensiz uyku ve aşırı stres sağlıksız bir cildin temel sebebidir. Her iki durumda düzene koyulduğunda cildinize etkisini fark edeceksiniz. Karanfil yağını evinizde bulunuyorsa aromaterapi difüzörüne damlatın ve maksimum 20 dakika kadar solumanız uykuya dalmanızı kolaylaştıracaktır.

Karanfilin Saça Faydaları

Karanfilin Saça Faydaları
Karanfilin Saça Faydaları

Saç Dökülmesini Önler

Saç dökülmesini önlemek ve saçınızın daha dolgun görünmesini sağlamak istiyorsanız karanfil veya karanfil yağı kullanabilirsiniz.

Saç Rengini Yeniler

Karanfil çayı harika bir saç rengi yenileyici olarak kullanılabilir. Karanfil çayının soğumasını bekledikten sonra tüm saçınıza uygulayın ve şampuanlayıp, durulayın. Saçınız, şampuanlandıktan sonra sadece bir karanfil çayı ile hayat dolu  görünecektir. Karanfil kokusu da tazelenmiş saçlar için güzel bir koku sağlar.

Saç Kremi

Sert ve taranmayan saçlardan bıktıysanız karanfilli karışım saçlarınıza iyi gelecektir. Hem saçınızı yumuşatacak, parfüm gibi koku verecek hem de canlandıracaktır. Kremi hazırlamak için 3 çorba kaşığı zeytinyağı ve 1 çay kaşığı kadar karanfili karıştırın. Karışımı küçük bir tavada hafifçe ısıtın. Ocaktan aldığınız tavayı en az 3 saat boyunca soğumaya bırakın. Karışımı bir şişeye veya küçük bir kavanoza koyun. Duş almadan önce, bu karanfil ve zeytinyağı karışımını ellerinizin arasında ovuşturarak ısıtın. Karışımı kafa derisine hafifçe masaj yaparak uygulayın ve saçlarınızı tarayarak kan dolaşımını aktif hale getirin. 10 dk kadar beklettikten sonra banyoya girip şampuanlanıp, durulayabilirsiniz. Birkaç uygulamadan sonra saçlarınız canlı, yumuşacık ve mis kokulu olacak!

Karanfilleri satın almak oldukça uygun fiyatlıdır ve erişimi kolaydır. Yukarıda bahsedilenlerde görüldüğü gibi faydaları da çok fazladır. Sadece yemeğinizi, çayınızı güzelleştirmekle kalmaz cildinizi, saçınızı, vücudunuzu iyileştirir. Bunun yanında da birçok besin öğesini size sağlar. Solunum yollarına yardımcıdır. Bu kadar çok faydası varken günlük hayatınıza karanfili dahil etmemek için bir neden var mı sizce? Eminim kullanımlarınızdan sonra çok memnun kalacaksınız. Merak ettiklerinizi sorabilir, yazıyı beğendiyseniz yorum atabilirsiniz.

Cevizin Faydaları Nelerdir?

Ceviz, günlük hayatımızda tükettiğimiz en yaygın bitkilerden biridir. Çikolata, kek ve kurabiyelerde ceviz sıklıkla cevizi kullanırız. Hafifçe acı bir tada sahip olmasına rağmen faydalarından ötürü bolca tüketilir. İki çeşit ceviz vardır. Siyah ve kahverengi. Her iki çeşidi de vücudumuz için fayalıdır. Şimdi gelin cevizin faydaları nelermiş birlikte görelim.

Gerçekten ceviz cildimiz ve vücudumuz için mükemmel bir bitkidir. Birçok makyaj ve cilt bakımı markası, güzellik ürünlerine içerdiği zengin maddelerden ötürü cevizi kullanmaktadır. Ayrıca saç bakımı için de faydalı olduğundan birçok şampuan, cevizi özü ve ceviz yağı içerir; Ceviz, saçları sağlıklı tutar ve parlaklaştırır.

Cevizin Faydaları

1. Kalbe Faydalıdır

Ceviz içindeki yüksek omega-3 yağ asitleri seviyeleri nedeniyle, kardiyovasküler hastalıklar için çok faydalıdır. Günde sadece birkaç ceviz yemenin kan basıncını düşürmesine yardımcı olabileceği, bu nedenle yüksek tansiyonlu olanlara iyi geldiği görülmüştür. Omega-3 yağ asitlerinin vücuttaki kötü kolesterolü azalttığı ve iyi kolestrol üretimini teşvik ettiği biliniyor. Bu yine kalp için faydalıdır.

2. Bağışıklığı Güçlendirir

Ceviz bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hastalıkların başlamasını önlemek gibi özel bir özelliğe sahiptir. Yüksek miktarda antioksidan içerir. Zinde hissetmek için, günde bir miktar ceviz tüketin.

3. Beyin Sağlığına Faydalıdır

Cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri beyne de iyi gelmektedir. Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin besinlere sahip olması sinir sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasına ve hafızanın gelişmesine faydalıdır.

4. Meme Kanseri İçin Faydalıdır

American Association for Cancer Research, 2009 araştırma hacmine göre, her gün birkaç ceviz tüketilmesi ile meme kanseri olma riskinin düşürülebileceği bildirildi.

5. İltihaplı Hastalıklara Faydalıdır

Astım, artrit ve egzama gibi iltihaplı hastalıkları olan kişiler, cevizden yüksek miktarda tüketebilirler.

6. Kemikleri Güçlendirir

Ceviz, alfa-linolenik asit adı verilen önemli bir yağ asidi içermektedir. Bu alfa-linolenik asit ve bileşikleri daha kuvvetli ve daha sağlıklı kemikler ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca ceviz, iltihaplanmaları azaltır ve bu da kemikleri daha uzun süre boyunca güçlü tutmaya yardımcı olur.

7. Daha İyi Uyku ve Strese Faydalıdır

Ceviz melatonin içerir ve bu bileşiğin daha iyi uyku düzenine sahip olduğu söylenir. Ayrıca, omega-3 yağ asitleri kan basıncını düşük tutmakta ve stresin hafifletilmesine yardımcı olmaktadır.

8. Gebelik için

Her gün bir ceviz bulundurmak, bekleyenlere büyük ölçüde fayda sağlayabilir. Ceviz, sağlıklı B vitamini, folatlar, riboflavin, tiamin gibi kompleks gruplar içerir. Bunlar, hamile bir kadın ve fetus için gereklidir.

9. Kabızlığa ve Sindirim Sistemine Faydalıdır

Ceviz lif açısından oldukça zengindir ve sindirim sisteminizin düzgün çalışması için mükemmel bir yoldur. Bağırsakların düzgün çalışmasını sağlamak için günlük olarak lif tüketmek gerekir. Genellikle, et ve süt ürünleri gibi ortak protein kaynakları lif içermez. Günlük ceviz bulundurmak sindirim problemlerinizde size yardımcı olabilir ve bağırsaklarınızın düzgün çalışmasını sağlayabilir.

10. İç Organların Temizlenmesine Faydalıdır

Cevizler, dahili elektrikli süpürgelerinizdir, zararlı parazitlerin sindirim sisteminizden temizlenmesine yardımcı olur. Besin içeriği sebebiyle belirlenmiş süper bir gıda ve atıştırmalık olarak bilinir. Ceviz kalp sağlığı ve kilo vermeye de yararlıdır.

Ceviz her gün en az miktar alınması gereken bir atıştırmalıktır. Alerji veya öngörülemeyen sağlık koşullarından kaçınmak istiyorsanız, bu besleyici ve enerji deposu cevizi tüketebilirsiniz.

11. Mantara İyi Gelir

Cevizden başka mantarı daha hızlı iyileştirebilecek ve mantara iyi gelebilecek bir bitki yoktur. Sindirim sisteminizde büyüyecek ve cilt üzerinde oluşabilecek mantar enfeksiyonlarını tedavi edici özelliği vardır.

Bu enfeksiyonlar, toksinleri bırakmaktan kaşıntıya kadar çeşitli rahatsızlık verici belirtileri gösterir. Siyah ceviz, diğer tedavilere kıyasla mantar oluşumlarına karşı etkilidir.

Sağlıklı Ve Güzel Bir Cilt İçin: Ceviz

12. Cilt Yaşlanmasını Geciktirir

Ceviz c vitamini deposu olduğu için cilde oldukça faydalıdır. Strese ve ruh halini dinginleştirmeye yararlıdır. Stressiz bir yaşam tarzı cildin yaşlanmamasına da olanak sağlamaktadır. Stresli bir hayat erken yaşlanmayı da beraberinde getirmekte, böylece cilt sağlığımız için ceviz tüketmek hem stressiz bir yaşamı bize getiriyor dolayısıyla da stres yaşamayacağımız için cildimizi korumuş oluyoruz. B vitaminler, doğal bir antioksidan özelliği taşır E Vitamini ile birlikte ise strese bağlı oluşan serbest radikallerin savaşımına yardımcı olur. Bu da yaşlanmayı geciktirir.

13. Nemlendirilmiş Bir Cilt için Ceviz

Kuru ciltli olanlar düzenli olarak sıcak ceviz yağı uygulayabilir. Ceviz yağı, cildin nemli kalmasına yardımcı olur. Cildi sağlıklı bir görünüme kavuşturur ve hücrelerin büyümesini arttırarak cildi besler.

14. Göz Alt Kararmasına Faydalıdır

Ceviz yağının düzenli uygulanması durumunda koyu göz altı halkalarını hafiflettiği bilinmektedir. Ceviz içinden alınan yağın şişkinliği azalttığı ve gözleri rahatlattığı bilinmektedir.

15. Cildin Parlamasına Yardımcıdır

Cevizin faydalarını evde kolay bir yüz maskesi hazırlayarak elde edebilirsiniz. Tarifini hemen verelim:

Nasıl kullanılır

  • 4 ceviz, 2 çay kaşığı yulaf, 1 tatlı kaşığı bal, 1 çay kaşığı krema ve 4 damla zeytinyağı ekleyin.
  • Macun kıvamına getirmek için karıştırın.
  • Yüzünüze uygulayın ve kurumasını bekleyin.
  • Dairesel bir hareketle masaj yaparken ılık suyla yıkayın.

Bu yüz maskesi, yüz derisini nemli tutmak ve kırışıklıkların başlamasını geciktirmek için mükemmel bir yoldur.

Daha Sağlıklı Saçlar İçin Ceviz Yiyin

Kirle hava, hareketli yaşam biçimi ve kötü beslenme alışkanlıkları gibi faktörler yüzünden bugünlerde saçlarımız her zamankinden daha donuk ve hasarlı görüyor. Artık günlük saç bakımınız için ceviz yemek sağlıklı, parlayan saçları elde etmenize olanak sağlayacaktır. Yağ olarak tüketilen ya da uygulanan cevizlerin saçlarınızı sağlıklı ve parlak tuttuğu bilinmektedir.

16. Daha Uzun, Daha Güçlü Saçlar

Ceviz, potasyum, omega-3, omega-6 ve omega-9 gibi yağ asitleri içerir. Tüm bu malzemeler saç köklerini güçlendirir. Böylece, ceviz yağının saç üzerine düzenli uygulanması sizi daha uzun, daha kuvvetli, daha sağlıklı ve parlak saçlarla terk eder.

17. Kıl dönmesine iyi gelir

Araştırmalar, ceviz yağının düzenli kullanılması kıl dönmesi sorunlarını kontrol altında tutabileceğini gösteriyor.

18. Doğal Kepek Karşıtı

Ceviz yağı zengin nemlendirme özelliğine sahip olduğu için kepekli saçlar için yaygın olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla, doğal bir kepek önleyici madde olarak önerilmektedir.

19. Daha Sağlıklı Saç Derisi

Ceviz yağı düzenli olarak uygulanması, kafa derisini nemlendirir ve hidratlaştırır, böylelikle dermatit gibi tıbbi durumları muhafaza eder. Ceviz yağı antifungal özellikleri, zambak tarafından tetiklenen enfeksiyonların önlenmesinde faydalıdır. Bu da daha sağlıklı ve temiz bir kafa derisi sağlar. Sağlıklı bir saç derisi, sağlıklı saçlara yol açar.

20. Doğal Saç Rengi

Ceviz kabuğu, saçlarınızı boyayabileceğiniz renklendirici maddedir. Ceviz yağı çok çeşitli protein içerir. Bu, daha sağlıklı bir parlaklık verirken, saç renginin iyileştirilmesine de yardımcı olur.

Nasıl kullanılır

Faydaları elde etmek için en azından haftada üç kez yağ formunda uygulamak önerilir. Daha iyi sonuçlar almak için tek başına hindistan cevizi yağı veya zeytin yağı ile birlikte kullanılabilir. Bununla birlikte, varsa alerjik bulguları ortadan kaldırmak için yağı kullanmaya başlamadan önce bir doktora danışmanız önerilmektedir.

Zararları

1. Alerjik Reaksiyonlar

Amerikan Kanser Derneği’ne göre, özellikle fıstıklara, meyvelere alerjisi olan insanlar, cevizden kaçınmalıdır. Bunun nedeni, alerjik reaksiyonlarla ilişkili olmasıdır. Bu reaksiyonlar boğazda veya göğüste sıkışmalar, nefes almada zorlanma ve kızarıklıkların oluşmasına neden olabilir.

2. Diğer İlaçlara Reaksiyon Verebilir

Ceviz bir diyet takviyesi olarak önerildiğinden, alacağınız diğer ilaçlarla oluşabilecek etkileşimler için test edilmemiştir.

3. Cilt Kanseri

Birçok kişi küçük kesikleri ve egzamayı tedavi etmek için cildine topikal olarak ceviz uygular. Bununla birlikte, Purdue Üniversitesi ile ilişkili bir araştırmacıya göre, cevizde bulunan kimyasal bir bileşiğin juglone’un zehirli olduğunu bilmeliler. Bu toksik kimyasal günlük uygulandığında deride malign tümörler oluşmasına neden olabilir.

4. Hücresel DNA’da Değişiklikler

Toksikoloji ve Uygulamalı Farmakoloji Dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, cevizde bulunan juglone, kollajen proteinleri üreten hücreler olan fibroblastları olumsuz şekilde etkiler. Araştırmacılar, kimyasalın bir çeşit protein olan p53 düzeylerini dramatik bir şekilde düşürdüğünü ve hücrelerin DNA’sında onarılamaz bir hasara neden olduğunu ve bunun sonucunda hücrelerin ölümüne neden olduğunu keşfetti.

5. At Enflamatuvar Hastalığı

Ceviz özütü atlara toksiktir. Enflamatuar hastalık olan at lifi laminitis olarak bilinen bir hastalığa neden olur. Ateşin içinde beyaz kan hücrelerinin birikmesine ve ağrıya ve topallığa neden olur.

6. Demir Eksikliği

Ceviz fitat olarak bilinen bileşikleri içerir. Bunların vücudun demir emme özelliği ve güçlü bir etkisi vardır. Demir Bozuklukları Enstitüsüne göre fitatlar, gıdanın içindeki demir emilimini yüzde 50 ila yüzde 60 oranında azaltabilir. Bu sonuç olarak demir eksikliğine yol açar.

7. Karaciğer ve Böbrek Hasarları

Bugün, ceviz ek olarak temin edilebilir. Farklı markalar ve takviyeleri bulunduğundan, her desteğin gücü değişir. Aşırı derecede ceviz alındığında, karaciğerin ve böbreklerin olumsuz bir şekilde hasar görmesine neden olabilir. Bu hasar, cevizlerin etken maddesi olan juglone’dan kaynaklanır.

8. Vücut Sıvılarını Kurutur

WebMD web sitesine göre, ceviz mukus gibi vücut sıvılarını kurutabilir. Bu nedenle, ateşiniz olduğunda öksürüğü tedavi etmek için kullanılmamalıdır. Tabi doktorunuza danışmadan bu tür kararları vermemenizde fayda var.

9. Deri Döküntüleri

Toprak ile uygulandığında, siyah ceviz cildin kızarıklığına neden olabilir. Bunun nedeni, cildinizi tahriş eden ve etkilenen bölgede kırmızı renkli döküntülere neden olan, kabuğun gövdesinde bulunan kimyasal bileşiklerden kaynaklanmaktadır. Allina Health web sitesine göre, kızarıklıklar kaşıntılı ve ciltte yanmaya neden oluyor.

10. Doğum Defectleri

Siyah ceviz içindeki fitatlar, DNA ve hücre ölümünde hücresel düzeyde değişikliğe neden olduğundan, bu ekin doğum kusurlarına neden olabileceği gibi fetusun büyümesi üzerinde olumsuz bir etkisi olabilir. Ayrıca düşükler ile sonuçlanabilir. Bu nedenle, Sağlık Temelleri Vakfı’na göre, hamile kadınlar siyah ceviz kullanmamalıdır. Aynı, emziren kadınlar için de geçerlidir.

Doğru Ceviz Nasıl Seçilir

Cevizler üç farklı ebattadır – küçük, orta ve büyük. Kabukları iyice kontrol edin. Delik ve / veya çatlaklara sahip kabuklardan kaçının. Kabukları alıyorsanız, içindeki etin dolgun ve keskin olduğundan emin olun.

Ceviz Nasıl Depolair?

Cevizleri doğrudan güneş ışığından uzak, kuru ve serin bir yerde, hava geçirmez bir kapta saklayabilirsiniz. Cevizin kabuğunda olması şartıyla raf ömrü 3 aydır.

Kabuğu çıkardıktan sonra, maksimum altı ay boyunca buzdolabında saklayabilirsiniz. Cevizleri hava geçirmez bir ambalajda dondurabilir ve herhangi bir hasar görmeden bir yıl boyunca kullanabilirsiniz. Ceviz genellikle gıda kokularını oldukça kolay emer. Soğutma veya dondurma yaparken, soğan, lahana veya balık gibi gıdalardan uzakta muhafaza edilmelerini sağlayın.