Çayın Faydaları Nelerdir?

Özellikle biz Türk halkının olmazsa olmazı çayın faydaları nelerdir? Sabah kahvaltısında sıcacık yumurtanın yanına bir demlik çay ne güzel gidiyor değil mi? Sanırım ülkemizde çayı sevmeyen veya tüketmeyen yoktur. Sevseniz de sevmeseniz de muhakkak ikram olarak, misafirliğe gittiğinizde içmişsinizdir.

Çünkü, 2017’de dünya çapında en çok çay içen ülke kişi başı 3,5 kilogram çay tüketimiyle Türkiye’dir. Sudan sonra en çok içtiğimiz içecek çaydır diyebiliriz. Dünyada en çok çay tüketen ülke olmuşken, çayla ilgili bir yazı yazmak, araştırmakta artık görevimiz oldu. Çayın faydaları saymakla bitmiyor.

Her gün bu kadar çay tüketiyorsak acaba bizi nasıl etkilediğini, neler içerdiğini biliyor muyuz? Çayın faydalarını anlatırken birçok hastalığı önlediğini duyunca çok şaşıracaksınız. Çay içmek iyi bir şey mi? Çayın faydaları nelerdir? Sağlığımızı nasıl etkiler? Bence bunun hakkında da bir şeyler öğrenmenin vakti geldi. Sizin için çay hakkında bütün bilimsel gerçekleri inceledik. İlk önce çayın nasıl üretildiği hakkında biraz bilgi öğrenelim.

Makale haritamızı kullanarak istediğiniz konuya gidip okuyabilirsiniz.

 #  Çay Nedir? Çayın Tarihi ve Üretimi
 #  Siyah Çayın Besin Değerleri-İçeriği

 1  Kansere Yakalanma Riskini Azaltır
 2  Kalp Sağlığı, Düşük Kalp Krizi Riski
 3  İshali Geçirir
 4  Şeker Hastalığını Önler
 5  Antibiyotik Kadar Etkilidir
 6  Sindirim Sistemini Güçlendirir
 7  Yaşlanma Karşıtıdır
 8  Stresi Azaltır

Çay Nedir? Çayın Tarihi ve Üretimi

Siyah çay ilk olarak 1590 yılında Çin’de üretilmiştir. Siyah çay üretilmeden önce Çinli’ler sadece yeşil ve oolong çay içerlerdi. Ama bir gün çayların üretimindeki aksaklık sebebiyle çaylar güneşin altında kaldı ve renkleri karardı. Bu rengi kararmış çayların üretimi yapıldığında ise kırmızı, aromatik bir çay elde edildi. Bununla birlikte ‘’siyah çay’’ üretimi doğmuş oldu. İngiliz ve Hollandalı tüccarlar bu çayların ticaretini yapmaya başladı.

Popüler olmaya başladıktan sonra Çin’den sonra diğer ülkelerde üretildi. Siyah çay, Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından elde edilir. Bu yapraklar oksidasyon dediğimiz birkaç işlemden geçtikten sonra evimizde kullandığımız siyah çayın görünümüne kavuşur. Oksidasyon denilen işlem yeşil çay yapraklarının oksijenden zengin, nemli havaya maruz bırakılmasıdır. Yani, Çinli’lerin yanlışlıkla çayı güneşin altında bırakması oksidasyon işleminin bir örneğidir.

Bu oksidasyon işleminin miktarını fabrika, makineler belirleyebilir. En yüksek oksidasyon işlemi siyah çaya yapılmaktadır. Daha düşük oksidasyona maruz kalan yapraklar yeşil çaya dönüşür. Doğu tarafında çay sıcak olarak tüketilirken, batı ülkeleri ise genellikle soğuk, buzlu, limonlu veya şekerle, balla tatlandırılmış şekilde tüketilir. Son zamanlarda da dikkat ederseniz sıcak çayın dışında buzlu çay gibi birçok çeşitle marketlerde ve cafelerde karşımıza çıkıyor.

Çay hakkındaki tarihi ve üretimini öğrendiğimize göre neler içeriyor bunu inceleyelim. Daha sonra çayın faydalarını inceleme vakti!

Çayın Faydaları

Kansere Yakalanma Riskini Azaltır

Her sabah kahvaltılarda elimizden düşürmediğimiz bu sıcacık içecek kanserden koruyor. Kanserden korunmak için en önemlisi antioksidandan zengin beslenmektir. Ancak sağlık bir bütündür ve çay içtiğimiz sırada, sigara içiyor ve hiçbir egzersiz yapmıyorsak yine bütünü tamamlayamıyoruz.

Bu yüzden profesörler ve konunun uzmanları çay içmenin kanseri önlediği hakkında bilgi verirken her zaman sağlıklı beslenmenin, egzersizin de önemini vurgular. Çay içerisinde kateşin, epikateşin ve myrisetin gibi bileşikler bulundurur. Bu bileşikler hücrelerin zarar görmesini engeller ve hücreyi korur. Böylece kanserden korur veya kanserli hücrelerin büyümesini durdurabilir.

Hollanda’da çay tüketen 58.000 erkek üzerinde yapılan çalışmada siyah çay içmenin prostat kanserine yakalanma riskini düşürdüğü görülmüştür. Sadece prostat kanserinde değil yumurtalık kanserinde de hücrelerin büyümesini durdurduğu kanıtlanmıştır. Ancak çay türleri arasından yeşil çayın kanserde daha etkili olduğunu söyleyebiliriz. Kanserden korunmak için siyah çay içmeye devam edelim, bunun yanında hayatımızdaki diğer zararları da iyileştirmeye çalışalım.

 Çayın Faydaları:  Kalp Sağlığı, Düşük Kalp Krizi Riski

Kalp rahatsızlığı olanlar için siyah çay, kahve gibi kafein içeren içecekler zarar verebilir. Ancak kalp hastalığına sahip olmayanların siyah çayı düzenli tüketmesi kalp krizi, iskemik kalp hastalığı gibi rahatsızlıklardan korur. Siyah çay içerisinde flavan-3-ol, flavonol, teaflavin bileşikleri içerir. İçerdiği bu bileşikler sayesinde bilim adamları kan yağlarını, kötü kolesterolü düşürdüğünü göstermiştir.

Trigliserit dediğimiz kan yağı ve kolesterol damar sağlığı için inanılmaz önemlidir. Damar sağlığınızın, kan akışınızın sağlıklı olması demek kalbinizin rahatça kan pompalamasını sağlar. Sağlıklı damarlar ve sağlam bir kalp sizi bütün kalp problemlerinden korur. Çay ile yapılan çalışmaların sonucu ‘’doğru bir beslenme şekline’’ sahip bireylerin siyah çayı da içmesiyle kalplerini korudukları ve çok az problem yaşadıkları görülmüştür (1) .

 Çayın Faydaları:  İshali Geçirir

İshal problemi aşırı lifli besinler tüketmek veya bağırsaktaki kötü bakterilerin artmasıyla oluşur. Eğer sürekli ishal oluyorsanız bağırsaklarınızla ilgili hastalık göstergesi olabilir. Bu yüzden muhakkak doktorunuza danışmalısınız. Vücutta, bağırsakta iyi ve kötü bakteriler bulunur.

Kötü bakterilerin artması sindirimi engelleyecek, ishal olmanıza neden olacaktır. Bakterilerin sebep olmadığı ishallerde siyah çay ucuz ve kolay bir tedavi yöntemidir. Siyah çay tanen içerir. Tanenler bağırsakta bağlayıcı etkiye sahiptir ve iltihaplanmayı azaltır. Bakteri nedeniyle olmayan ishal problemlerinden çay içerek kurtulabilirsiniz.

Şeker Hastalığını Önler

Çay içmenin faydaları araştırmakla bitmiyor. Çay tüketimi fazla olan insanlar şeker hastalığına daha az yakalanıyor. Ancak bunu okuyor ve çok çay içmenize rağmen şeker hastalığına sahipseniz beslenmenize ve yaşam tarzınıza dikkat ediyor musunuz? Sadece çay içerek maalesef her hastalıktan kurtulamıyoruz. 40.000 kişiyle yapılan araştırma siyah çay tüketenlerin tip 2 diyabete (şeker hastalığına) daha az yakalandığı görülmüştür.

Başka bir çalışma yemekten sonra artan kan şekerini engellemek için çay içmenin etkili olduğunu göstermiştir. Yemeğin ardından içilen sıcacık çay kan şekerinizdeki fırlamayı engelleyecektir. Şeker hastalığına yakalanma riskiniz varsa ve engellemek istiyorsanız siyah çayı sofranızdan eksik etmeyin ve doğru beslenmeye özen gösterin.

 Çayın Faydaları:  Antibiyotik Kadar Etkilidir

Kötü bakterileri öldürmek için tek bildiğimiz yol antiobiyotik kullanmak olmamalı! Siyah çay içerdiği tanen, fenolik bileşikleriyle kötü bakterilere savaş açıp onları öldürebiliyor. Özellikle bazı bakteriler için siyah çayın çok iyi bir antibiyotik yeteneğine sahip olduğu öğrenildi.

Siyah çayın içerisine bal atarak veya bal ile birlikte tüketerek H.plori bakterisini öldürdüğü keşfedildi (2) . Ülser gibi rahatsızlıklar için H.plori bakterisinin öldürülmesi semptomları azaltmak için çok önemlidir. Mide rahatsızlıklarından kurtulmak için çay ve balı birlikte tüketmeyi deneyebilirsiniz! Ancak, kullandığınız ilaçlar ve bal alerjiniz varsa muhakkak doktorunuza danışmalısınız.

Sindirim Sistemini Güçlendirir

Bütün bakteriler kötü özelliğe sahip değildir. Hatta bazıları vücudumuz için olmazsa olmaz! İyi ve kötü bakteriler vücutta her zaman denge halinde olmalıdır. Kötü bakterilerin artması en bilindik olarak ishale sebep olur ancak daha birçok hastalığın altında dengesiz bakteri florası, zarar görmüş bağırsaklar yatmaktadır. Araştırmalar siyah çayın iyi bakteriler için yaşanacak ortam oluşturduğu ve onları korduğunu gösterir.

Yaşlanma Karşıtıdır

Kremlere harcanan yüksek fiyatlara aslında ihtiyacımız yok. Tek yapmamız gereken her gün güzel beslenmek, egzersiz yapmak ve sıcacık çayımızı içmek. Çayın bunda nasıl etkisi var? Aldığımız kremler nasıl hücreleri yeniliyor ve hasarını engelliyorsa çayda antioksidanları sayesinde hücreleri koruyor.

Her ne kadar yeşil çay kadar yüksek antioksidan değerine sahip olmasa da siyah çay yüksek derecede kaynatıldığında yeterli miktarı sağlıyor. 90 derecede demletilen siyah çay en iyi miktarda antioksidana sahip olduğu kanıtlanmıştır (3). Farklı bir bilgi ise poşetle kaynatılan çayların daha az antioksidan saldığıdır. Çayı toz haliyle, poşetsiz olarak 90 derecede kaynatın ve kırışıklıklara karşı savaşın!

Stresi Azaltır

Kafeinin her zaman daha stresli yaptığını ve konsantrasyonu bozduğunu öğrenmiştik. Ancak siyah çayda durumlar değişiyor. Düzenli siyah çay tüketenlerin stres hormonlarının daha düşük olduğu ve stresli bir zaman geçirdikten sonra çay içmelerinin bu stresi ortadan kaldırdığı görülmüştür. Stressiz bir hayata kavuşmak istiyorsanız siyah çay içebilirsiniz!

Siyah Çayın Besin Değerleri-İçeriği

100 gram siyah çayın besin içeriğidir.

Kalori 1
Teaflavin-3 3′-digallat (siyah çayda bulunan antioksidan) 0.06 – 4.96
Toplam Yağ 0
Doymuş Yağ 0
Tekli Doymamış Yağ 0
Çoklu Doymamış Yağ 0
Omega-3-Yağ Asidi 3 mg
Omega-6-Yağ Asidi 1 mg
Trans Yağ 0
Kolesterol 0
Vitamin A 0
Vitamin C 0
Sodyum 5 mg
Potasyum 37 mg
Flor 373 mcg
Lif 0
Karbonhidrat 0
Şeker 0
Protein 0
Kalsiyum 0

Dünyada en çok çay içen ülke olarak, çayın ne kadar faydalı olduğunu da öğrendik. Artık soframızdan hiç ama hiç eksik olmayacak. Sohbetlerin vazgeçilmezi sıcacık çay hakkındaki yazımızı umarım beğenmişsinizdir! Sormak istediğiniz soruları için yorum bırakabilirsiniz.

Yeşil Çayın Faydaları Nelerdir?

Yeşil çayın faydaları nelerdir? Son zamanların modası yeşil çayı içmeyen kalmamıştır. Özellikle kilo vermeye olan  yeşil çayın faydaları  uzun zamandır konuşuluyor. Siyah çaydan farkı nedir? Markette gördüğümüz beyaz, siyah, yeşil çayların arasında kafa karışıklığı mı yaşıyorsunuz?

Yeşil çayın faydalarıyla siyah çayın faydaları arasında fark var mı? Birbirinden özel bu çayları tüketmeli miyiz? Bütün bu soruların cevabını toparladık. Yeşil çay nedir ve yeşil çayın faydaları nelerdir? Hepsini sizinle paylaşacağız.

Yeşil Çay Nedir? Siyah Çaydan Farkı Nedir?

Yeşil Çayın Faydaları - Yeşil Çay Nedir? Siyah Çaydan Farkı Nedir?
Yeşil Çayın Faydaları – Yeşil Çay Nedir? Siyah Çaydan Farkı Nedir?

Yeşil çay geleneksel olarak yüz yıllardır Çin tıbbında baş ağrısından birçok hastalığa kadar tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Yeşil, siyah, beyaz ve oolong çay Camellia Sinensis bitkisinden elde edilir. Dünyada ‘’ sağlıklı ’’ içeceklerin başında gelen yeşil çayın faydaları uzun zamandır bilim dünyası tarafından araştırılıyor.

Bilim insanları, yeşil çay içmenin iyi olduğunu destekliyor. Peki nedir bu yeşil çay? Bildiğimiz siyah çaydan farkı nedir? Reklamlarda gördüğümüz gibi yemyeşil bitkilerin arasından çay yeşil ve en çiğ haliyle toplanır. Daha sonra geçirdiği süreçler beyaz, siyah veya yeşil çay olarak adlandırılmasını sağlar.

Yeşil çay, diğer çaylar arasında en yüksek antioksidan değerine sahiptir. Neden? Siyah çayın yapılması 5 aşamadan oluşurken yeşil çay 4 aşamada tamamlanır. 30 derecede inkübasyon işlemi yeşil çayda yapılmamaktadır. Siyah çay okside olurken, yeşil çayın yaprakları okside olmaz. Bu yüzden içeriğindeki bileşenler siyah çaya göre farklıdır. İnkübasyona yani ısıya uğramayan yeşil çay bu yüzden yüksek antioksidana sahip olur.

 Örneğin , yeşil çay yapraklarının kuru ağırlığının yaklaşık %30’u flavonoid antioksidanlardan (yararlı bileşikler) oluşmaktadır. Yeşil çayın önerilme sebebi içeriğindeki flavonoid, kateşin, antioksidanlardır.  Miktarı ve görüntüsü, hacmi çok az olmasına rağmen bu besin meyve ve sebzelerden bile daha fazla fayda sağlayabiliyor.

 Ancak unutmamamız gereken bir nokta:  Yeşil çay sağlıklıdır desek bile hiçbir besinden umudunuz olmamalı. Sağlıklı olmak ve hastalıktan korunmak, kilo vermek istiyorsanız genele bakmalısınız. Sadece yeşil çay içerek sağlıklı kalamazsınız. Elma sirkesi faydalıdır ama sürekli elma sirkesi içemeyiz veya sürekli sebze yiyerek zayıf kalmayı hedefleyemezsiniz. Sağlıklı olmak bambaşkadır. Düzenli ve sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak, sağlam bir psikolojide olmak… Bunların hepsini tamamlarsak sağlıklı kalabiliriz. Şekerli meyve suları, gazlı içecekler yerine yeşil çay içmek, kafein içeriği daha yüksek olan kahve yerine yeşil çay kullanmak mantıklı olabilir. Yeşil çay ise size bu konuda destek olur. Doğru beslenmeye geçmek istiyorsanız içecek konusunda yeşil çaydan faydalanabilirsiniz. Aynı zamanda bazı hastalıklar için oldukça faydalı olan yeşil çayı tedavinize ekleyebilirsiniz.

Yeşil Çayın Faydaları Nelerdir?

Yeşil Çayın Faydaları Nelerdir?
Yeşil Çayın Faydaları Nelerdir?

Popüler olan bu çayın  faydaları  için bilim dünyası ne söylüyor? Hangi hastalıklardan koruyor? Yeşil çayın faydaları nelerdir? Şimdi bunları incelememizin zamanı geldi.

İçeriğindeki bileşenlerin değeri kullanılan markaya göre değişiklik gösterebiliyor.

 1  Kilo Vermeye Yardımcı Olur
 2  Tansiyonu Düşürür
 3  Alzheimer ve Parkinson Hastalığından Korur
 4  Kanseri Önler
 5  Kalp Sağlığını Arttırır
 6  Kolesterolü Düşürür
 7  Diyabet, İnsülin Direnci Tedavisi
 8  Kemik Sağlığını  Arttırır
 9  İştahı Azaltır
 10  Göz Sağlığına Faydalıdır

 Yeşil Çayın Faydaları:  Kilo Vermeye Yardımcı Olur

Yeşil Çayın Faydaları - Kilo Vermeye Yardımcı Olur
Yeşil Çayın Faydaları – Kilo Vermeye Yardımcı Olur

Birçoğumuz marketten veya aktardan bu sebeple yeşil çay almıyor muyuz? Bakalım, doğru mu yapıyoruz? İçeriğindeki antioksidanlar sayesinde hücrelerin aktivitesini arttırdığı ve böylece vücudun daha çok kalori yaktığı söylenmektedir. Yeşil çayın içerisindeki ECGG (epikateşin kateşin gallat) ve kafein içeriği ise metabolizmayı hızlandırdığını söyleyebiliriz.(2) Ancak kilo vermedeki asıl mesele yağ yakmaktır.

Yağların parçalanmasını sağlayan hormonları yeşil çay içerek arttırabilirsiniz. ECGG, norepinefrin hormonunu azaltan enzimi parçalar. Bu enzimin etkisi engellenince norepinefrin hormonu miktarı artar. Norepinefrin hormonu ne işe yarar? Sinir sisteminde yağların parçalanması emrini verir. Daha fazla norepinefrin, daha fazla yağ parçalanma emri demektir. Böylelikle yağ yakımınız hızlanır.

Yeşil çayı düzenli içen bireylerde karın yağlanmasında azalma görülmüştür.Dışarıda satılan kapsül şeklindeki yağ yakıcı tabletleri hiçbir zaman doktorunuza ve beslenme uzmanınıza sormadan almayın. Ancak, içeriklerini incelerseniz her birinde yeşil çay ekstraktı kullanıldığını fark edeceksiniz.

 Yeşil Çayın Faydaları:  Tansiyonu Düşürür

Yeşil Çayın Faydaları - Tansiyonu Düşürür
Yeşil Çayın Faydaları – Tansiyonu Düşürür

Yeşil çayda kafein bulunmaktadır. Tansiyonu yüksek bireyler için kafein iyi değildir. Ancak, kafeinin yüzdesi yeşil çayda çok düşüktür. Kahvenin kafeiniyle kıyasladığınızda oldukça az miktarda kalmaktadır. İçerisindeki maddeler anjiyotensin-1 enzimini inhibe ederek tansiyona yardımcı olur.

2014 yılında yüksek tansiyonu olan bireylere yeşil çay içirilmiştir ve tansiyonlarının düşmesinde etkili olmuştur. Yeşil çay, aynı zamanda kolesterolü düşürmede ve kilo vermede yardımcı olduğundan yüksek tansiyonun düşürülmesinde etkili olmaktadır.

 Yeşil Çayın Faydaları:  Alzheimer ve Parkinson Hastalığından Korur

Yaşlılık döneminde çok yaygın olarak görülen Alzheimer hastalığı beyin ve sinir sistemiyle ilişkili bir rahatsızlıktır. Beyinde bulunan dopamin üreten hücreler yaşlılık döneminde yok olur ve Alzheimer’a yol açar. Bunun önlenmesi için yeşil çayın size faydası dokunabilir. Birçok çalışma, yeşil çaydaki kateşin bileşenlerinin, nöronlar üzerinde koruyucu etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Böylece Alzheimer riskini düşürür.

Sadece bu hastalık için değil diğer bir nörolojik rahatsızlık olan Parkinson’dan da korur. Newcastle Üniversitesi’ndeki bilim adamları, siyah ve yeşil çayın Alzheimer hastalığına olan etkilerini incelemiştir. Her iki çay da hafızayla güçlü bir şekilde bağlantılı olan asetilkolinin parçalanmasını engellemiştir.

Çaylar aynı zamanda bazı enzimleri inhibe etmiştir. Bu enzimler, Alzheimer hastalarının beyninde bulunur ve bunlar beyinde hücrelere hasar verir, oksidatif stres yaratır. Hücrelerinizi zararlı etkilerden korur. Hafızayı korumak, Alzheimer ve Parkinson hastalığına yakalanmamak için düzenli olarak belirli miktarlarda yeşil çay tüketebilirsiniz.

 Yeşil Çayın Faydaları:  Kanseri Önler

Bu hastalık korkulu rüyamız haline geldi. Hastalığın oluşması hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesiyle gerçekleşir. Antioksidandan zengin beslenmek bu oluşumu azaltabilir, engelleyebilir. Yeşil çay, antioksidan açısından mükemmel bir kaynaktır. Bu yüzden kanseri önleme konusunda oldukça mantıklı bir seçenektir. Kadınlarda en sık görülen kanser çeşidi meme kanseridir. Yeşil çay içen kadınlarda meme kanseri gelişme riski %22 oranında daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Yeşil çay tüketen erkeklerde ise prostat kanseri görülme riski %48 daha az olduğu görülmüştür. Yeşil çayda bulunan polifenoller, tümör hücresi büyümesini destekleyen iki proteinin  (VEGF – HGF) büyümesini engeller. Ayrıca, güneşe gereksiz ve kronik olarak maruz kalınması sonucu oluşan cilt rahatsızlıklarını iyileştirdiği bilinmektedir. Cilt tümörleri gibi ciddi hasarlara karşı yardımcı olur.Bu ve bunun gibi birçok kanser çalışmasında yeşil çayın riskleri azalttığı görülmektedir. Antioksidandan zengin beslenmenin baş tacı yeşil çay olabilir!

 Yeşil Çayın Faydaları:  Kalp Sağlığını Arttırır

Yeşil Çayın Faydaları - Kalp Sağlığını Arttırır
Yeşil Çayın Faydaları – Kalp Sağlığını Arttırır

Yüksek kolesterole ve tansiyona sahip olmak kalp sağılığını düşüren etkilerdir. Ancak bu mucizevi sağlık içeceği, içerisindeki 10 bileşikle bu rahatsızlıkları azaltabilir.(1) Çin Tıbbı dergisindeki bir araştırmaya göre yeşil çay, kalp sağlığı üzerinde faydalıdır. Enfeksiyonu engeller ve kanda pıhtılaşmayı engeller. Böylelikle kalp sağlığını korumaya yardımcıdır. Kalbin kan pompalamasını düzene sokabilir ve pompalamayı arttırabilir. Damar sağlığı ve kalp sağlığı için yeşil çay vazgeçilmeziniz olmalı!

 Yeşil Çayın Faydaları:  Kolesterolü Düşürür

Kolesterol seviyesinin yüksek olması özellikle yüksek LDL, düşük HDL seviyesi kalp rahatsızlıklarının, kalp krizinin görülmesini arttırır. Yeşil çayın içerisindeki tanenler kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. Diğer bir değerli bileşen kateşin ise bağırsaklarda kolesterolün emilimini azaltır böylece LDL (kötü) kolesterol seviyesini düşürür.

Yapılan çalışmaların sonucu: düzenli olarak yeşil çay içenlerin kolesterol seviyesinde hafif bir düşme sağladığını söylemektedir.  Özellikle trigliserid (kan yağı), LDL (kötü kolesterol) incelendiğinde bunların azalmasını sağlar. Düzenli yeşil çay içenler %31 daha az kalp hastalıkları riski taşımaktadır.

 Yeşil Çayın Faydaları:  Diyabet, İnsülin Direnci Tedavisi

Yeşil Çayın Faydaları - Diyabet ve İnsülin Direnci Tedavisi
Yeşil Çayın Faydaları – Diyabet ve İnsülin Direnci Tedavisi

Tip 2 diyabet ve insülin direnci son yıllarca birçok insanın yakalandığı kronik bir rahatsızlıktır. Araştırmalar, yeşil çay içmenin bu hastalıklarda faydalı olabileceğini gösteriyor. Japonlarda yapılan bir araştırma yeşil çay içenlerin diyabete yakalanma riski %42 daha düşük bulunmuştur. Farklı birçok araştırma bu veriyi desteklemektedir. Diyabetten korunmak veya tedavi etmek istiyorsanız insüline olan yanıtınızı arttıracak tedavi yöntemleri kullanmalısınız. Bunun için yeşil çay yardımcı olacaktır.

 Yeşil Çayın Faydaları:  Kemik Sağlığını Arttırır

Yeşil çayın bu etkisi 2009 yılında fark edilmiştir. Kemik, canlı vücudunda ölü bir doku değildir. Canlı bir metabolizmaya sahiptir. Yeşil çayın içeriğindeki kateşin, kemiklerin büyümesini arttırır. Aynı zamanda kemiklerin güçlenmesini sağlar. Böylece yaşlılık döneminde görülebilecek osteoporoz hastalığını engeller. Özellikle kadınlarda görülen bu hastalık için yeşil çay tüketimi faydalı olacaktır.

 Yeşil Çayın Faydaları:  İştahı Azaltır

Kilo vermeye yardımcı olduğunu, yağ yakımını arttırdığını söylemiştik değil mi? İştahı azaltma konusunda birçok etkisi bir arada bulunmaktadır. Bu etkinin arkasında iki önemli hormon olan nörepinefrin ve dopamin bulunur. Bu hormonların etkisini arttıran yeşil çay, yemeğe olan isteğimizi azaltır.

 Yeşil Çayın Faydaları:  Göz Sağlığına Faydalıdır

Yeşil çay içeriğiyle hücreleri koruduğunu söylemiştik.  Gözde  bulunan hücreleri koruyan kateşinler, göz hastalıklarına yakalanmamızı engeller. Farelerde yapılan araştırmada yeşil çayın sindirim sisteminden kana geçtikten sonra göz hücrelerini 20 saate kadar hücre hasarından koruduğu bulunmuştur.

 Dikkat:  Yeşil çay içmek sağlıklıdır. Ancak her besinde olduğu gibi bu güzel içecekte de miktar çok önemlidir. İçeriği zengin bileşenlerle dolu olan bu içecek yüksek miktarlarda tüketildiğinde zarar verebilir. Uzmanlar günde 3 kupa içmenin yeterli olduğunu söylemektedir.

Ciddi rahatsızlıklarınız ve kullandığınız ilaçlar varsa öncelikle beslenme uzmanınızdan ve doktorunuzdan bilgi almalısınız.

Eğer yazımızı beğendiyseniz ve merak ettiğiniz sorular varsa bize yorum bırakmayı unutmayın.

Alkolün Zararları Nelerdir?

Alkolün zararları nelerdir? Alkol, ne kadar ve ne sıklıkla tükettiğinize göre farklı etkiler gösteriyor. Dünyanın en sağlıklı beslenme stili olan Akdeniz diyetinde kırmızı şarap tüketiminin haftada 1 kere önerildiğini biliyor muydunuz? Ancak çok sık ve fazla miktarda alkol tüketmek ciddi hastalıklara, hasara neden olabiliyor.

[vurgu color=”#27ae60″]Alkolün zararları[/vurgu], ağzınıza ilk aldığınız andan itibaren başlıyor. Etkisinin geçmesi ve vücuttan kaybolması ise çok uzun sürmektedir. Siz fiziki olarak alkolün zararlarına bağlı etkilerinin geçtiğini düşünseniz bile kimyasal olarak organlarınıza etkisi 1 günden fazla süreyle kalmaktadır.

Bu yazımızda alkolün vücuda nasıl etki ettiğini ve alkolün zararlarını anlatacağız. Evet, haftada bir gün bir kadeh kırmızı şarap tüketmek kötü bir etkiye neden olmayabilir. Hatta yaşam kalitenizi arttırıp, hastalıklardan koruyabilir! Ancak yüksek miktarda tüketimi organlara bile zarar verebiliyor…

Yiyeceklerde zararlı maddeleri tüketince (trans yağ, şeker vb.) etkisini anında göremiyoruz. Yıllar sonra kilo almaya başlayınca anlıyoruz. Ancak alkol zarar değil ‘’zehir’’ etkisi gösteriyor ve tükettikten kısa süre sonra fark edebiliyoruz (baş dönmesi, ağrı, konuşamama vb). Bu etkiler uzun dönemde nasıl hasarlar açıyor? Neden zararlı? Alkolün zararları nelerdir? Bunların hepsini yazımızda inceliyoruz.

Alkolün Zararları Nelerdir?

Alkolün zararlarını kısaca bilmek isterseniz sizler için sıraladığımız 9 maddeyi okuyabilirsiniz. Her bir rahatsızlığın vücudumuzda nasıl bir zarara yol açtığını öğrenmek için sırasıyla okuyabilir, arzu ettiğiniz zararın üstüne tıklayıp beklemeden de okuyabilirsiniz.

 1  Pankreatit (Pankreas İltihabı)
 2  Siroz ve Karaciğer Yağlanması
 3  Diyabet (Şeker Hastalığı)
 4  Beyin ve Sinir Hasarı
 5  Uyku Problemleri
 6  Kolon (Bağırsak) Kanseri
 7  Kalp Rahatsızlıkları
 8  Düşük Bağışıklık Sistemi
 9  Kilo Alma (Obezite)

Alkolün Zararları: Pankreatit (Pankreas İltihabı)

Pankreatit Pankreatit İltihabı
Pankreatit Pankreatit İltihabı

Alkol tüketen bireyler kabızlık ve ishal problemi oldukça sık yaşamaktadır. İshal olduğunuz zaman bağırsaklarınızın düzgün çalıştığını, kabızken ise çalışmadığını mı düşünüyorsunuz? Maalesef ki yanlış, bu durum pankreatit başlangıcı bile olabilir.

Kabızlık ve ishal durumunda bağırsaklarda bir şeylerin ters gittiğinin, kötü bakterilerin artışı ve hasar olduğunun göstergesidir. Alkol tüketiminden sonra ishal veya kabız olmanızın sebebini açıklıyoruz. Vücut ağızdan alınan her besini sindirip, kendine enerji olarak kullanmaya çalışır. Görevi, her tüketilen besini parçalamak, bünyesine işlemektir.

Sindirim sürecinde bize en çok yardım eden organ pankreastır. Pankreastan üretilen sindirime yardımcı enzim, verilen hasardan dolayı azalmaktadır. Enzim eksikliği ise sindirimde sorunlara yol açar. Bu enzimin uzun sürede eksikliği pankreatit hastalığına neden olabilir.

Hayatınızı uzun süre etkileyebilen bu hastalık, hayat kalitesini düşüren ciddi semptomlar gösterir. Çok ciddi bulantılar, kusma ve yüksek ateş gibi belirtiler gösterir. Pankreatit hastalığını engellemenin en iyi yolu alkol tüketimini sınırlamak, azaltmaktır.

Alkolün Zararları: Siroz ve Karaciğer Yağlanması

Alkol nedenli oluşan en bilinen hastalıklardan biri sirozdur, değil mi? Karaciğerin vücutta öyle görevleri vardır ki alkolü temizleyebilmek için en büyük çabayı o gösterir. Sürekli bu uğraşı tek bir organa yüklemek en sonunda iflasına neden olacaktır. Nasıl mı? Vücutta bulunan toksinleri ve zararları maddeleri temizler, atılmasını sağlar.

Bu maddeler arasında vücut tarafından aşırı tüketilince ‘’zararlı’’ görünen alkolde bulunmaktadır. Eğer vücudunuzu bir fabrika olarak düşünseydiniz karaciğeriniz kesinlikle atıkları atma aracı ve imalathane görev görürdü! Ancak bu kadar güçlü bir organa sürekli zehirli, toksin göndermek ve her seferinde temizlemesini beklemek hasara yol açabiliyor.

Bu hasarların sonucu karaciğer yağlanması ve siroz oluyor. Kadın ve erkeklerde bu süreç fark edebiliyor. Kadınların vücudu alkolü daha uzun sürede temizler.  Bu yüzden kadınlar karaciğer rahatsızlığına erkeklerden daha çabuk yakalanır.

Alkolün Zararları: Diyabet (Şeker Hastalığı)

Diyabet Şeker Hastalığı
Diyabet Şeker Hastalığı

Alkol ve şeker hastalığının nasıl bir ilişkisi olabilir? Az önceki başlıkta bahsettiğimiz gibi alkol, pankreasa zarar vermektedir. Kan şekeri dediğimiz dengeyi sağlayan organ pankreastır. Onun zarar görmesi kan şekeri seviyesini ve insülini etkiler. Kan şekerinizin sürekli düşük seviyede kalması nasıl etki gösterir?

Birden yemeğe saldırmak, baş dönmesi, 2-3 saat yemek yemeyince görülen baş ağrısı gibi problemler yaşamanıza neden olur. Hipoglisemi geçirme riskine sahip olursunuz. Aynı şekilde kan şekerinin yüksek kalmasına da sebebiyet verir. Dengeyi sağlayabiliyor mu? Hayır, sürekli yüksek veya düşük kan şekerine maruz kalacaksınız.

Yüksek kalan kan şekeri elde titremelere, baygınlığa hatta ölüme bile neden olabilir.

Bunların hepsinin sonucunda vücudunuz karaciğer fonksiyonlarını tam olarak çalıştıramaz. Diyabet yani şeker hastalığı yakalanabilirsiniz. Şeker hastalığına sahip bireylerin veya hipoglisemi yaşayanların alkol etmemesi çok önemlidir.

Alkolün Zararları: Beyin ve Sinir Hasarı

Sarhoş denildiğinde gözünüzde nasıl biri canlanıyor? Dengede yürüyemeyen, konuşmakta güçlük çeken birisi değil mi? Bunun sebebi beyin ve sinir sisteminde hasar oluşturmasıdır. Beyin ve vücut arasındaki koordinasyon azalır.

Alkolden ilk etkilenen organımız beynimizdir. Buda oldukça tehlikelidir özellikle araba kullanmadan önce kesinlikle tüketmemelisiniz. Alkol, beynin frontal lobunda hasara neden olur.

Bunun sonucunda uzun süreli hafızayı(geçmişteki anıları) hatırlayamaz ve doğru, mantıklı cümleler kuramaz veya karar veremezsiniz.

Frontal lobta görülen bu etki daha duygusal, mantıksız ve yakın zamandaki anıları hatırlayan birisine dönüşmemize neden olur. Hatta, sık alkol tüketen bireyler beyinde hasar oluituran wernicke korsakoff hastalığına yakalanma riskine sahiptir.

Alkolün Zararları: Uyku Problemleri

Uyku Problemleri
Uyku Problemleri

Uzun ve yorucu bir gün geçirdiğinizi düşünün. Birkaç kadeh alkol tüketmek rahat uyutacak mıdır? Evet, herkes bu düşünceyle yorgun bir günün ardından bir şeyler içip rahat uyumaya çalışıyor.

Maalesef ki durum böyle olmuyor. Rahat uyuduğunuzu düşünebilirsiniz ancak çalışmalar gösteriyor ki: alkol tüketip uyuyakalan bireyler rahat uykuya dalar ancak ertesi gün hiç dinlenmemiş hisseder. Yani, uyku kalitenizi düşürüyor. Bu nasıl oluyor?

 >  Uyurken geçirdiğiniz derin uyku süresi düşüktür(sürekli gerçekleşen göz hareketleri).

 >  Uyuma esnasında tuvalete gidersiniz. Sebebi, çok sıvı tüketmeniz değildir. Alkolün diüretik yani idrara çıkarma, sıvı atma etkisi vardır.

 >  Diüretik etki, uyurken çok terlemenize neden olur.

 >  Horlamaya başlarsınız. Alkol, vücuttaki kasların gevşemesine neden olur. Boğaz, ağız ve burun kaslarınız gevşer ve horlamaya başlarsınız.

 >  Alkol tüketerek sadece rahatça uykuya dalarsınız. Derin uyuma süreniz ve uyku kaliteniz düşük olacaktır. Gün içinde sakin, dinlenmiş olmak istiyorsanız alkol, kahve gibi kafein içeren içecekleri azaltmanız daha faydalı olacaktır.

Alkolün Zararları: Kolon (Bağırsak) Kanseri

Türkiye’de ölüm nedenleri sıralamasında %20 oranla, 2. Sırada kanser yer almaktadır. Öyleyse, hayat tarzımızda, yediklerimiz ve içtiklerimizde değişiklik yapma zamanı gelmedi mi? İnanın en büyük yardımcı bu olacaktır. Alkol tüketimi aşırı miktarda olan bireyler 7’den fazla çeşit kansere yakalanma riskindedir.

Ancak bunların arasında kolon kanserine kesinlikle alkolün neden olduğu kanıtlanmıştır. Kolon kanseri, rektum veya kalın bağırsakta oluşan bir hastalıktır. Alkol vücutta toksik madde olan asetaldehite dönüşür. Dna’ya hasar verir, hücrelerin tamirini engeller.

Ayrıca, karaciğerdeki hücrelerin çok hızlı büyümesine neden olur. Bu büyüme, vücuttaki genlerin de hasar gördüğünün göstergesidir. Vücuttaki en küçük yapıtaşımız olan hücrelere verilen bu zarar kansere yol açmaktadır. Kanserden korunmak istiyorsanız sürekli ve yüksek miktarda alkol tüketiminden kaçınmalısınız.

Alkolün Zararları: Kalp Rahatsızlıkları

Kalbiniz, siz dinlenmeye geçseniz bile çalışmaya devam ediyor. Her saniye temiz, besleyici öğelerle dolu kanı damarlarınızda dolaştırıyor. Artıkları, zararlı maddeleri ise atmaya çalışıyor. Kalbiniz, damarlarınız zarar gördüğünde artık kan dolaşımınızın düzeni, pompalanması aksıyor.

Ölüm sebeplerinden biri ise kalp rahatsızlıklarıdır. Kalp krizi, ölüm sebeplerinin en başında gelmektedir. Neden kalp krizi görülür ve alkolle alakası nedir?

 >  Yüksek miktarda alkol tüketmek kan basıncını arttırır. Kan basıncı artışı, kalp krizine neden olur.

 >  Aşırı alkol tüketimi, obeziteye neden olabilir. Kilo artışı yine kan basıncını ve damar içinde yağlanmayı arttırır.

 >  Kalpte bulunan kasların daha az çalışmasına neden olur. Çalışması azalan kalp, pompalamayı azaltır. Damarlardaki kan, artık vücudunuzda eskisi kadar düzenli olarak dolaşamaz.

Alkolün Zararları: Düşük Bağışıklık Sistemi

Çok fazla alkol tüketmek, bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir. Vücudunuzu hastalıklar için daha kolay bir hedef yapar ve çabucak hastalanırsınız. Pnömoni ve tüberküloz gibi hastalıklara aşırı alkol tüketenler daha çabuk yakalanır. Vücudunuz alkolün etkisini atmak, zararlarından kurtulmak için çabalar.

Dışarıdan gelen enfeksiyonlara ve zararlara karşı savaşamaz hale gelir. Bu etki içtikten 24 saat sonraya kadar sürmektedir. Düzenli olarak tüketenlerde ise genel olarak düşük bağışıklık sistemine neden olur. Çabucak gribe, enfeksiyona yakalanabilirsiniz.

Alkolün Zararları: Kilo Alma (Obezite)

Kilo Alma
Kilo Alma

1 kadeh alkolle 2 paket dondurma, kocaman bir tatlı yemiş kadar enerji alırsınız. Aldığınız bu enerjiyi 2 veya 3 ile çarptığınızı düşünün. Yani, sadece bir kadeh mi içiyorsunuz yoksa daha fazla mı? Vücutta alkol, besin olarak kullanılamaz.

En çabuk yağa dönüşen enerji kaynağıdır. Aşırı tüketimi karaciğer problemlerine, diyabete (şeker hastalığı) neden olacağından kilo problemi ise kaçınılmaz olacaktır. Kilo almak istemiyorsanız alkolden uzak durmanızda, az tüketmenizde fayda vardır.

Hayatınıza sağlık katmak istiyorsanız alkol tüketiminin sonuçlarınızı sizlerle paylaştık. Vücudunuza ve sağlığınıza değer verin.Azaltmaya, daha az içmeye ve dikkat etmeye umarım ikna olmuşsunuzdur.

Kefirin Faydaları Nelerdir?

Kefirin faydaları nelerdir? Kefir, yıllardır sağlıklı beslenmede vazgeçilmez besinlerden biridir. Özellikle son zamanlarda kanıtlanan bağırsak ve sindirim sağlığının öneminden sonra kefirin faydaları sürekli konuşulmaya başlandı. Kefir Dünyada probiyotik kaynağı açısından en zengin besinlerin arasındadır. Bağırsak sağlığında ve hastalıkların iyileşmesinde inanılmaz etki gösterir.

Daha önce hiç kefir içmediyseniz tadı, ayranın daha yoğun ve biraz ekşimsi halidir diyebiliriz. Sütten elde edilir, faydalı bakteriler dediğimiz probiyotikleri içerir. Sindirim ve bağırsak sağlığı için çok faydalıdır. [vurgu color=”#4caf50″]Kefirin faydaları[/vurgu] o kadar fazla ki ev yapımı yoğurttan daha fazla faydalı bakteri içerdiği söylenmektedir.

Lakoz intoleransı olan, süt içince şişkinlik ve rahatsızlık duyanların bile içebileceği bir üründür. Keçi, koyun, inek, soya sütü, pirinç sütü veya hindistan cevizi sütü gibi herhangi bir süt kaynağından yapılabilir.

Süt grubunda bulunan mayalı bu besini sizin için inceledik. Tarihi eskilere dayanan kefir nedir? Kefirin faydaları nelerdir? Neden faydalıdır? Kefir nasıl yapılır ve nasıl saklanır? Hepsi hakkında bilgi bulabileceksiniz.

Kefir Nedir?

Ayranın yoğun ve ekşimsi bir haline benzeyen kefir içeceğinin yapımı çok eskilere dayanmaktadır. Kefir taneleri (maya) olmadan bu içeceği yapmak mümkün değildir. Fakat bu tanelerin ne zaman ve nasıl üretildiği ise efsane hikayelerle anlatılmaktadır. Yıllarca anlatılan hikayeler günümüze kadar ulaşmıştır. Bu hikayeyi okuyunca inanın sizde şaşıracaksınız!

Hikayelere göre Hz. Muhammed Kafkas Dağları’nın kuzey yamaçlarındaki Ortodoks halkına kefir tanelerini vermiş ve kefirin nasıl yapılacağını öğretmiş. Hatta bu tanelere ‘’Peygamber Efendimizin Tahılları’’ denilmiştir. Kafkasya’da yaşayan halk yıllarca kefir tanelerini bilgi, güç olarak görmüş ve kimseyle bu sırrı paylaşmamışlardır. Ne kadar değerli görülmüş değil mi? Kefirin şifa verdiği ve hastalıklara iyi geldiği o zamanlar biliniyormuş.

Daha sonra nesillere aktarılan kefir yapımı doktorlar tarafından hastalıkların tedavisinde bile kullanılmış. Tabi ki bu bilgilerin ve hikayelerin doğruluğu şüphelidir. Hepsi efsane olarak günümüze gelmiştir. Ancak 1900’lü yıllarda doktorlar tarafından kefirin faydaları fark edilince kefir üretimi için istekler gelmeye başlamış.

Hastalarına kefir içirmek isteyen doktorlar Rusya’da kefirin ticari üretiminin artık başlaması gerektiğini belirtmiş. Bunun üzerine Moskova’da bir çiftlikte ilk defa 1908 yılında kefir üretimi başlatılmıştır. Şu anda Rusya’da en çok tüketilen fermente (mayalanmış) süt ürünüdür.

Kefir artık sadece ülkemizde değil dünya çapında tanınmaya başlayan bir ürün olmuştur. Metropolde yaşayan ve telaş içinde olan hayatımızın arasında birazda olsa bize doğallığı, tarihi, şifayı hatırlatacak ve kendimizi iyi hissettirecektir. Ayrıca isminin ‘’keyif’’ kelimesinden geldiğini biliyor muydunuz?

Kefir Nasıl Yapılır?

Daha önce yoğurt mayaladıysanız kefirin yapımını anlatınca benzerliğini fark edeceksiniz. Kefir yapabilmek için öncelikle kefir tanelerine ihtiyacımız var. Bu kefir taneleri mayamızı oluşturacaktır. Artık marketlerde soğuk dolaplarda tek kullanımlık kefir mayaları satılıyor. Yakınınızda, arkadaşınızda kefir yapan biri varsa ondan biraz kefir tanesi vermesini isteyebilirsiniz. Aktarlarda da kefir mayasını küçük cam şişeler içinde bulmanız mümkündür.

Malzemeler:

 >  Kefir taneleri (maya)

 >  1 şişe süt (Her çeşit pastörize süt olabilir. Koyun, inek, keçi, soya, Hindistan cevizi fark etmez)

 >  Kavanoz

 >  Plastik süzgeç

 >  Tülbent, örtü

Yapılışı:

 >  Öncelikle kavanoz kaynatılmış ve temizlenmiş, hijyenik olmalıdır.

 >  Kavanozun içerisine oda sıcaklığında olan süt dökülür (süt soğuk olmamalı).

 >  Ardından kefir taneleri eklenir.

 >  Tahta bir kaşıkla süt hafifçe karıştırılır (metal kullanmamalısınız).

 >  Kavanozun ağzı kapakla kapatılmaz. Bir tülbent veya peçete ile sarılır.

 >  Kavanoz oda sıcaklığında 1 ila 2 gün boyunca bir yerde bekletilir.

 >  Hava soğuk ise kavanozu bir örtüyle sarmanız gerekir.

 >  Sütün hafif pıhtılaştığını gördüğünüzde kefiriniz olmuş demektir.

 Dikkat:  Kefir tanelerini içerisinden geri almak için plastik bir süzgeç yardımıyla kefiri başka bir şişeye aktarmalısınız (metal süzgeç olmamalı).

 >  İşte hazır! Kefir taneleriniz büyük ihtimal eski halinden daha büyük olacaktır. Onları geri aldıktan sonra saklamayı unutmayın.

 >  Buzdolabında kefiri 1 gün bekleterek tadının olgunlaşmasını sağlayabilirsiniz.

Kefir Taneleri Nasıl Saklanmalıdır?

Kefiri her mayaladığınızda taneleriniz gittikçe büyüyecektir. Süzülen kefir tanelerini suda biraz durulayıp minik, temiz bir kavanozun içerisine biraz süt koyup içerisine atabilirsiniz. Buzdolabında saklamalısınız.

Bir hafta kadar bu şekilde saklayabilirsiniz. 1 haftanın sonunda sütü yenileyerek aylarca buzdolabında tutabilirsiniz. Çok fazla büyüyen kefir tanelerini arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın!

Kefirin nasıl yapıldığını, tarihini, nasıl saklamamız gerektiğini öğrendikten sonra sağlığımıza olan faydaları neler, kefirin faydaları, neden yıllarca şifa olarak kullanılmış bunlara göz atalım.

Kefirin Faydaları

Kefir, geleneksel olarak inek sütü veya keçi sütü kullanılarak yapılan fermente yani mayalı bir içecektir. Yapımında içerisine karnabahara benzer taneler atılmaktadır. Kimyasal içeriği ise maya ve laktik asit bakterilerinin birleşmiş bir kültürüdür.

Sütle karıştırılan bu taneler aradan zaman geçince sütün içerisindeki şekeri yani laktozu, mayalayarak kefir içeceğini oluşturur. Sütün içeriğindeki şeker yani laktoz, mikroorganizmalar tarafından laktik aside çevrilir. Doğal mayalanmış yoğurtta görüldüğü gibi ekşi tadının sebebi laktik asittir.

Besin içeriği ise sadece yararlı mikroorganizmalarla kalmaz oldukça besleyicidir. Kefirin besin içeriğini kesin olarak 1 bardağında şu kadar bulunur demek doğru olmaz. Çünkü kullandığınız süte ve mayaya göre değişkenlik gösterir.

İnek sütüyle yapılmış kefir şunları içerir:

[infobox color=”#4caf50″]Protein
Karbonhidrat
Yağ
Kalsiyum
Fosfor
B12 vitamini
Riboflavin (B2)
Magnezyum
D vitamini
A vitamini
İçerisinde faydalı bakteriler bulundurur: Kluyveromyces marxianus / Candida kefyr, Lactococcus lactis subsp. lactis, Lactococcus lactis subsp. cremoris, Streptococcus thermophilus, Lactobacillus delbrueckii subsp. bulgaricus, Lactobacillus casei gibi faydalı bakteriler içerir.[/infobox]

Kefirin Kısaca Faydaları

 1  Laktoz İntoleransı Oluşturmaz
 2  Bağışıklık Sistemini Güçlendirir
 3  Osteoporozu (Kemik Erimesini) Önler
 4  Kanserden Korur
 5  İrritabl Bağırsak Sendromunu Tedavi Edici
 6  Alerji ve Astımı İyileştirir
 7  Güzel Cilt Sağlığı

Kullanılan süt çeşidine bağlı olara enerji değeri, yağ içeriği değişmektedir. Ancak 1 bardak kefir yaklaşık olarak 100 kaloridir. Kefir ayrıca biyoaktif bileşikler ve 10-34 çeşitte probiyotik içerir.

Kefirin hayvan sütü içermeyen şekilleri de yapılabilir. Bitkisel kaynaklı olan kefirler (Hindistan cevizi suyu-sütü, soya sütü gibi) aynı besin değerine sahip değildir. 2015 tarihli bir çalışmada, kefir probiyotik ve sağlıklı özelliklere sahip moleküllerin bir kaynağı olarak kabul edilmiştir.

Araştırmacılara göre, “Biyolojik özellikleri antioksidan, antitümör ajan, antimikrobiyal ajan gibi rollerin kullanımını sağlar

Kefirin Faydaları: Laktoz İntoleransı Oluşturmaz

Kefir Laktoz İntoleransı Oluşturmaz
Kefir Laktoz İntoleransı Oluşturmaz

Süt ve süt ürünleri tükettiğinizde şişkinlik, gaz, karnınızda sancı mı hissediyorsunuz? Toplumda çok fazla insanda bu belirtiler süt içtikten sonra görülmektedir. Sebebi, süt şekeri dediğimiz laktoz vücutta parçalanamıyor ve sizde gaz oluşturuyor, rahatsızlık veriyor.

Kefir yapılırken sütün içerisinde bulunan laktoz daha siz parçalamadan bakteriler tarafından kavanozdayken parçalanıyor. Tabi ki içeriğinde kesinlikle laktoz içermez demek mümkün değildir. Ancak, süt ürünü tüketmek istiyorsanız 1 çay bardağı içerek deneyebilirsiniz.

Eğer sütteki semptomları hissetmezseniz sizin için kefir güvenli demektir. Ayrıca hayvansal süt dışında diğer kaynaklarla da kefir yapılabileceğini unutmayın.

Kefirin Faydaları: Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

Kefir, bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yarayacak bileşenler içerir. Biotin ve folat bunların en başında gelmektedir. Mikrobiyal güçlerden ise bahsetmemize gerek var mı? Biotin ve folat bileşenlerinin yanında kefir, dünyanın en özel güçlerine sahip probiyotikleri içeriyor.

Kefir için özel olan bazı bakteriler, zararlılara karşı korur ve savaşır. Kefire özel olan bu bakteriler bağışıklık sistemini düzenlemeye ve kötü bakterilerin gelişimini önlemeye yardımcı olmaktadır. Çalışmalar gösterdiki kefir, ciddi hastalıklara neden olan Salmonella, E.coli türü bakterileri öldürür, yok eder.

Ayrıca kefirde bulunan kefiran isimli bir polisakkaritin antimikrobiyal olduğu, candida ile savaştığı açıklanmıştır. Kefiran sadece antimikrobiyal değil aynı zamanda kolesterol, tansiyon düşürücü özelliğe de sahiptir.

Kefirin Faydaları: Osteoporozu (Kemik Erimesini) Önler

Osteoporoz günümüzde birçok insanın sahip olduğu bir rahatsızlıktır. Kemik hastalığı olan osteoporozda kemik doku bozulur, gözenekli kemikler oluşur. Yaşlılık döneminde görülen bu hastalık kolay kemik kırılmalarına neden olur. Önlenmesi için kalsiyum üketimi oldukça önemlidir.

Aynı zamanda kemik problemlerine sahip olanlar için kefir tüketimi çok faydalı olacaktır. Kalsiyum kaynağı olması dışında kefir ayrıca kemiklerin bozulmasını önleyen biyoaktif bileşenler içerir. Fosfor, kalsiyum, magnezyum, K2 vitamini ve D vitamini içeriğiyle adeta kemik sağlığı için bir iksirdir.

Yapılan hayvan çalışmalarında kefirin kalsiyum emilimini arttırdığı gösterilmiştir. K2 vitamini içermesi, kalsiyum mekanizmasında inanılmaz bir etki gösterir. Kırık riskini %82 düşürür.

Kefirin Faydaları: Kanserden Korur

Dünyada ölüm nedenlerinin başında kanser hastalığı gelmektedir. Ülkemizde ve dünyada birçok insanı etkilemektedir. Vücuttaki anormal olan hücrelerin kontrolsüz olarak büyümesiyle ortaya çıkar.

Bu hastalığa karşı silahınız probiyotikler olabilir. Kefir gibi mayalanmış süt ürünlerinin probiyotiklerden zengin olması kansorejon bileşiklerin oluşumunu azaltır. Kanser hücrelerinin sayısını düşürür. Aynı zamanda bağışıklık sistemini arttırarak tümörün gelişimini durdurur veya azaltır.

Yapılan bir çalışmada, kefir ekstraktının meme kanseri hücrelerinin sayısını %56 oranında, sadece yoğurdun meme kanseri hücreleri sayısını %14 oranında azalttığı gösterilmiştir.

Kefirin Faydaları: İrritabl Bağırsak Sendromunu Tedavi Edici

İrritabl Bağırsak Sendromunu Tedavi Edici
İrritabl Bağırsak Sendromunu Tedavi Edici

Bağırsaklarımızda tahmin edemediğiniz sayıda bakteri bulunur. Burada iyi ve kötü bakterilerin dengesini sağlamak oldukça zordur. Kefir gibi probiyotikler bağırsaktaki dost bakterilerin dengelenmesine yardımcı olabilir.

Probiyotiklerin ve probiyotik gıdaların her türlü sindirim problemlerine yardımcı olabileceğine dair çok sayıda kanıt bulunmuştur. Buna irritabl bağırsak sendromu (IBS), H. pylori enfeksiyonunun yol açtığı ülserler ve çeşitli diğer bağırsak problemleri de dahildir.

Bu nedenle, sindirime ilişkin problemleriniz varsa kefir muhakkak faydalı olacaktır. Uzun süre kullanılan antibiyotikleri dost bakterilerin azalmasına neden olur. Antibiyotiğin etkisini ortadan kaldırmak istiyorsanız kefir içmeniz işe yarayacaktır. Bunların dışında ishal ve kabızlık gibi günlük problemlerinizden kefir içerek kurtulabilirsiniz.

Kefirin Faydaları: Alerji ve Astımı İyileştirir

Kefirin bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden bahsetmiştik. Güçlü bir bağışıklık sistemi alerjik reaksiyonlar için oldukça önemlidir. Bazı bilim adamları alerjilerin bağırsaklarda bulunan kötü bakteriler, dengesiz biyota nedeniyle oluştuğunu söylüyor. Her iki açıdan da bakarsak kefir, alerjiyi yenmek için çok faydalıdır.

Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezi’nden araştırmacılar yaklaşık 2.000 kişi ile 23 farklı araştırma yaptı. Bu araştırmaların 17’sinde probiyotik alan hastalar alerjik semptomlarında azalma gösterdi. Alerji ve astımın birçok çeşidi vücutta gerçekleşen iltihaplar nedeniyle oluşur.

Yapılan hayvan çalışmaları kefirin akciğerde mukusu oluşturan hücreleri azalttığını göstermiştir. Yani, astım ve alerjiler vücutta düşük bağışıklık sistemi, iltihaplanmalar sonucu tetiklenir. Bunların azalması için kefirin içindeki bileşenler oldukça faydalıdır.

Kefirin Faydaları: Güzel Cilt Sağlığı

Güzel Cilt Sağlığı
Güzel Cilt Sağlığı

Bağırsağınızın kötü olmasınını derinizi etkilediğini düşünüyor muydunuz? Kötü bağırsak, sivilce, akne, sedef, kızarıklık ve egzama gibi sorunlara neden olmaktadır.

Cildinizdeki problemleri dengelemek istiyorsanız kefir içmek iyi bir başlangıç olacaktır. Bunların dışında yara ve yanık tedavisinde bile kullanılacağı fark edilmiştir. Kefirin içerisindeki polisakkarit cilt yaralarını iyileştirdiği, bağ dokusunu koruduğu kanıtlanmıştır.

Sütün Faydaları Nelerdir?

Sütün faydaları nelerdir? Süt aslında birçok yiyecekte karşımıza çıkıyor. Sadece süt olarak değil süt ürünlerini peyniri, yoğurdu, ayranı vb. yiyecekleri düşündüğünüz zaman ne kadar çok kullandığınızı fark edeceksiniz.

Ayrıca bitkilerden elde edilen ve vejeteryan beslenmeye de yönelik olan soya sütü, badem sütü gibi ürünlerde bunların sayısını arttırıyor. Süt ve süt ürünlerini tüketen  6 milyar tüketicinin bulunduğu düşünülürse, süt beslenmemizin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Süt genellikle yüksek miktarda kalsiyum içeriği ile bilinmekte ancak bunun dışında birçok faydaya sahip olan süte bir bardak dolusu hazine diyebiliriz. Ayrıca güzellik ve bakım konusunda çok iyi yardımcınızdır. Süt genel olarak beslenme ve sağlıkta önemli bir rol oynamaktadır.

Bu yazıda sütten bahsederken, gebelik sırasında oluşan ve sonrasında meme bezlerinden elde edilen sütü anlatacağız. Anneden gelen ilk süt olan kolostrum, hem insanlarda hem de hayvanlarda bebeğe annenin antikorlarını(vücudu koruyucular) taşır böylece bebeği birçok hastalıktan ömür boyu korur. En çok tüketilen süt çeşidi inek sütüdür. Manda, keçi, lama, deve, geyik, koyun ve manda gibi diğer hayvanların sütü de insanlar tarafından tüketilmektedir.

Beslenmemizde Sütün Yeri

Süt, çok fazla ve farklı şekillerde beslenmemize etki etmektedir. Beslenmemize eklenmesinin yanı sıra içerdiği besin öğeleri ve faydaları sayesinde sağlığımızı korumaktadır. Kahvaltıda yediğiniz peyniri, öğlen arasında atıştırdığınız keki, akşam yemeğinde sofranızda olan yoğurdu düşünürseniz aslında ne kadar çok tükettiğinizi fark edeceksiniz. Süt size vitamin, protein ve karbonhidrat sağlayacaktır. Vitaminler ve mineraller arasında kalsiyum, magnezyum, fosfor, çinko, A vitamini, B ve D vitamini ve B2 vitamini içermektedir. Sütün bunların hepsini içermesi size nasıl bir fayda sağlıyor? Hepsini yazımızda okuyabileceksiniz.

Biraz daha açıklayalım:

Besinlerin içerisinde bulunan protein, karbonhidrat, yağ ve mineraller, vitaminler vücuttaki işlemlerin gerçekleşmesini sağlar. Örneğin; sütteki kalsiyum, kemiklerin ve dişlerin oluşturulmasında önemli bir rol oynamakta ve kasların yapılanmasını, oluşmasını sağlamaktadır.

Süt Çeşitleri Nelerdir?

Beslenme uzmanları veya diyetisyenler, bireylerin vücut gereksinimlerine göre sütü tüketmesini öneriyor. Çünkü, her bireyin yaşı, kilosu, boyu, hayat tarzı ve hastalıkları birbirinden farklılık gösteriyor. Ayrıca aşağıdaki sütlerin dışında vejeteryan veya vegan beslenenler için bitkisel sütlerde kullanılıyor.

  • Çiğ süt (içilmesi önerilmez)
  • Pastörize süt (ısıl işlem görmüş)
  • Tam yağlı süt (% 4 yağ)
  • Az yağlı süt (% 2 yağ)
  • Yağsız süt (% 0.15 yağ)
  • Aromalı süt (şeker eklenmiş ve aroma katımış)
  • Laktoz içermeyen süt (laktoz intoleransı olan bireyler için)

Sütün Sağlığımıza Olan Faydaları

Burada inek sütünün faydalarından bahsedeceğiz.

Kemiklerin Güçlenmesine ve Oluşmasına Yardımcı

Sütün faydalarına değinmeden önce şunu bilmeliyiz; sütün en bilinen özelliklerinden biri kemik sağlığını güçlendirmesidir. Kalsiyum deposu olan inek sütü çocuklarda kemiklerin yapımını ve dokusunun sağlamlaşmasını, yetişkinlerde ise kemik dokusunun korunmasını sağlayacaktır. Çocukluk döneminde yeterli miktarda süt tüketenler ileride kemik kırılmaları, kemiklerin kireçlenmesi ve osteoporoz gibi birçok kemik problemlerinin önüne geçecektir. Kalsiyum depoları 30 yaşına kadar doldurulur ve 30 yaşınızdan sonra deponuzda bulunan kalsiyumlardan kullanmaya başlarsınız. Çocukluk-ergenlik döneminde yeteri kadar kalsiyum almayan bireyler ileride de depoları sağlam olmadığından kemik rahatsızlıklarına ve ağrılara yakalanabilmektedir. Bu çok bilindik bir özellik ve dikkatinizi çekmeyen bir durum olabilir. Ama, çocuğunuzun ileride daha sağlıklı ve daha güçlü bir iskelet yapısına sahip olmasını istiyorsanız, süt tüketmesine özen göstermelisiniz. Dikkat etmeniz gereken aromalı ve şekerli, meyveli sütleri evinizde kendiniz meyvenizi karıştırarak veya kakao katarak tükettirmeye çalışmalısınız. Aromalı sütler genellikle çok miktarda şeker içermektedir. Ayrıca kalsiyum, D vitamini ile birlikte emilmektedir. D vitamini düzeyinizi kan tahliliyle kontrol ettirmelisiniz. Eğer eksiklik varsa D vitamini takviyesi kullanmalısınız. Aksi takdirde kalsiyumun emilmesini engellemiş olursunuz.

Kilo Vermenize Yardımcıdır

Kilo Vermenize Yardımcıdır
Kilo Vermenize Yardımcıdır

Süt faydaları bakımından harika bir sağlıklı atıştırmalık, ara öğündür. Sabah kahvaltınıza bir bardak süt ilave edin ya da öğle aranızda bir bardak süt ve meyvenizi birlikte tüketin tokluk hissinizi arttıracaksınız.

Stresten Korur

Gün sonunda yatmadan önce bir bardak ılık süt içmeniz stresiniz azalmasına ve sinirlerin rahatlamasına yardımcı olur. Daha rahat uykuya dalmanızı sağlar.

Bayanlarda regl döneminde görülen şiddetli sancıların azalması için düzenli olarak haftada 3-4 gün süt tüketmeniz ağrılarınızı azaltacaktır.

Kas Yapımınızı Arttırır

Kas Yapımınızı Arttırır
Kas Yapımınızı Arttırır

Süt, proteinden yani kas dokusunun yapılmasına, güçlenmesine yardımcı olan besin öğesinden zengindir. Sütü, çok fazla et tüketemediğiniz durumlarda et yerine protein kaynağı olarak tüketebilirsiniz. Egzersiz yapanlar ve vücut geliştirmek isteyenler harcadığınız enerjiyi geri kazanmak ve kas yıkımını engellemek için sıkı egzersizlerden sonra tüketebilir. Egzersiz sonrası gelişen kas yorgunluğunu önler ve kaybedilen sıvının da yerine konulmasını sağlar. Uzun dönem görülen hastalıklarda besin tüketimi azalır. Vücudun direnci düşmeye başlar ve kas yıkımına neden olabilir. Bu gibi durumlarda süt tüketerek gerekli proteini yerine koyabilirsiniz.

Sağlıklı Bir Vücut İçin 3 Faydası

Yüksek tansiyonu düşürür ve böylece kalp krizi riskini azaltır.

Karaciğerde kolesterol üretimini azaltır, kötü kolesterolün (LDL)’nin düşmesine yardımcı olur.

Kanserden korur ve yakalanma riskini düşürür.

Uzun Dönem Yatan Hastalar İçin Yardımcı

Uzun Dönem Yatan Hastalar İçin Yardımcı
Uzun Dönem Yatan Hastalar İçin Yardımcı

Kanser gibi kronik hastalıklar veya yeme zorluğuna, yutma güçlüğüne sahip kişiler uzun süre hastanede kalmak ve yatmak, az besin almak zorunda kalır. Süt, bu kişiler için çok iyi bir takviyedir.  Süt çok kolay tüketilebilir, içerisine meyve katılarak enerjisi arttırılabilir. Bu kişiler süt tüketerek hem gerekli enerjiyi, hem de gerekli proteini sağlamış olur.

Rahat Uyumaya Yardımcı

Rahat Uyumaya Yardımcı
Rahat Uyumaya Yardımcı

Sağlıklı ve kaliteli bir uykunun önemini, vücudun onarımına ve kendini yenilemesine olan faydasını hepimiz biliriz. Birçok insan için geceleri uyuyabilmek, uykuya dalmak çok büyük bir sorundur. Dünyanın dört bir yanındaki doktorlar ve beslenme uzmanları yatmadan önce bir bardak sıcak süt içmenin uyumaya yardımcı olduğunu söylemektedir. Çünkü sütteki bir amino asit olan triptofan zihni sakinleştirmeye yardımcı olur ve yıpranmış sinirleri yatıştırır. Böylelikle uykuya dalmanızı kolaylaştırır.

Boğaz Ağrısına İyi Gelir

Boğaz ağrısı çekiyorsanız, ılık bir bardak süt ağrınızdan kurtulmanız için en iyi ilaç olabilir. Bir bardak ılık sütü yudumlarken yatıştırıcı hissini fark edeceksiniz.  Ayrıca, iyileşme sürecinizi hızlandıracak ve enfeksiyonla savaşmanıza yardımcı olacaktır.

Kaybettiğiniz Sıvıyı Yerine Koyar

Diğer yazılarda bahsettiğimiz egzersizde kaybedilen suyu yerine koyması gibi sütü günlük hayatınıza eklediğiniz zaman tükettiğiniz sıvı miktarını arttıracaksınız. Vücutta kaybedilen mineralleri ve elektrolitleri yerine koyacaksınız.

Sütün Cildinize Olan Faydaları

Sağlıklı bir vücut ve kemik oluşumu için sütün yararlı olduğunu biliyoruz. Fakat yüzyıllar boyunca bakım, güzellik yardımı olarak da kullanılmıştır. Mısır Kraliçesi Kleopatra pürüzsüz cildinin ve güzelliğinin sırrını süte borçluydu. Süt, cildinizin güzelliğini korumada ve cilt problemlerinizi önlemede önemli bir rol oynamaktadır.

Cildinizi Rahatlatır

Cildinizi Rahatlatır
Cildinizi Rahatlatır

Kullanılan cilt kremlerinin reklamlarında fark ettiyseniz süt içerdiği ve süt kadar nemlendirici olduğu söylenmektedir. Eğer öyleyse neden sütün kendisini kullanmak yerine krem almayı tercih edesiniz? Yapmanız gereken tek şey sütü yüzünüze ve boynunuza uygulamak ve 10 dakika boyunca bekletmektir. Daha sonra temiz su ile durulamalısınız. Bu işlem cildinizi birkaç dakika içinde daha yumuşak hale getirecektir.
2 çorba kaşığı süt, 1 çorba kaşığı bal ve 1 çorba kaşığı limon suyu ile cilt nemlendirme karışımı hazırlayabilirsiniz. Temiz cilde uygulayın ve 10 dakika boyunca kurumasını bekleyin. Bu karışım cildiniz için çok güzel bir nemlendirme yapacaktır.

Cildinizi Temizler

Sütün faydaları cildimize kadar uzanıyor ve bizi şaşırtmaya devam ediyor. Süt mükemmel bir cilt temizleyicidir. Bir pamuğu sütün içine daldırıp daha sonra yüzünüzü silebilirsiniz. 5 dakika sonra da yüzünüzü temiz su ile durulayın. Bu işlemi her gün uygulamanız cildinizin daha parlak ve esnek, temiz olmasını sağlayacaktır.

Gözeneklerinizi Küçültür

Ekşi krema gözeneklerin daralmasına yardımcı olur. Büyük ve açık gözenekleriniz varsa, ekşi kremayı alıp yüzünüze ve boynunuza, geniş gözeneklerin olduğu bölgelere uygulayabilirsiniz. 15 dakika bekletin ve temiz su ile durulayın. Süt ürünleri büyük gözeneklerin küçülmesini sağlamada oldukça etkilidir.

Parlak Bir Cilt Sağlar

Süt ve bal ikilisi cildiniz üzerinde harikalar yaratabilir! 2 çorba kaşığı süt tozu, 2 çorba kaşığı su ve 1 çorba kaşığı balı karıştırın. Bunu yüzünüze ve boynunuza uygulayın. Daha sonra kurumasını bekleyin bir süre sonra sertleşecektir. Temizlemek için ılık su ile durulayın. Bunun dışında her gün süt tüketmeniz cildi doğal olarak güzelleştirebilir. Vitaminler, mineraller ve proteinler ile yüklenen vücudunuz, cildinizi daha ışıltılı hale getirebilir.

Ciltteki Kızarıklığı Azaltır

Süt kırmızı lekeleri hafifletir, alerjik reaksiyonları azaltır ve yaraları iyileştirir. Süt veya ekşi kremayı tahriş olmuş, kızarmış olan bölgeye uygulayın ve biraz kuruması için bekleyin. Daha sonra temiz su ile durulayın.

Cildi Pürüzsüzleştirir

Pürüzsüz bir cilt elde etmek için mucizevi! Bunun için bir fincan süt, 3 çorba kaşığı yulaf ezmesini karıştırın. Bir yüz veya vücut fırçalaması ile bunu cildinize, vücudunuza uygulayabilirsiniz. Yüzünüzde veya bedeninizde bir kese olarak uygulayın. Kurumasını bekleyin daha sonra ılık su ile durulayın. Bunu düzenli olarak uygulamak cildinizi daha yumuşak ve pürüzsüz hale getirecektir.

Kırışıklıkları, İnce Çizgileri Azaltır

Yarım muz ve 1-2 tatlı kaşığı süt ile harika kıvamlı bir maske elde edebilirsiniz. Tek yapmanız gereken olgunlaşmış, kararmış muzu çatalla ezip 1-2 tatlı kaşığı süt ile karıştırmak ve cildinize uygulamaktır. Temiz ve nemli cildinize uygulayın ve 15 dakika bekletin. Daha sonra su ile durulayın. Bu maske, ince çizgilerinizin pürüzsüzleşmesine ve azalmasına yardımcı olur. Doğal bir parlaklık kazandırır.

Güneş Yanıkları İçin Tedavi

Süt, güneş yanığı veya güneşe maruz kalmış bir cilt için harika bir yardımcıdır. Güneş lekelerini gidermek veya iyileştirmek, güneş yanıklarını azaltmak istiyorsanız sütü doğrudan cildinize bir pamuk yardımıyla uygulayın.

Sütün Saça Olan Faydaları

Sağlık için hayati önem taşıyan vitamin ve minerallerden zengin olan süt saçlarınız içinde harika bir yardımcıdır. Düzenli olarak tüketilen veya uygulanan süt, saçınız için aşağıdaki faydaları sunar.

Kuru ve Kabarık Saçları Düzeltir

Eğer kuru ve kabarık saçlarınızın olmasından yakınıyorsanız tek yapmanız gereken bir pamuğu sütün içerisine daldırmak ve saç derinizi ovmaktır. Saçlarınızı sütü tüketerek ve uygulayarak içten dışa besleyebilirsiniz.  Sütü bütün saçınıza masaj yaparak uyguladıktan sonra güzelce şampuanla yıkayın ve durulayın. Bunu her banyoda tekrar edebilirsiniz.

Saç Kremi Spreyiniz

Süt sizin için mükemmel bir saç kremi olabilir. Bir sprey şişesine biraz soğuk süt doldurun ve saçlarınıza püskürtün. Saçınızı nazikçe tarayın ve 30 dakika sonra yıkayın. Sütün saçınızı yumuşattığını görünce bir daha saç kremi istemeyeceksiniz. Sprey şişesinin içine sütü koyup daha sonralarda kullanmak için bırakmayın. Süt bozulabilir, her sprey yapacağınız zaman yeniden süt ekleyin.

İnek sütünün yararları ve yan etkileri üzerine yapılan çalışmalara ve bazı uzmanların görüşlerine göz atalım:

Beslenmeye Etkisi

İnek sütünün kullanımı açısından eminim birçok görüş duymuşsunuzdur. Birçok uzman faydalarından bahsederken birçok uzmanda zararlı olduğunu söylemektedir. Çok çeşitli görüşler bulunmaktadır. Besin öğeleri, faydaları olarak geçmişin ve günümüzün önde gelen doktorları tarafından uzun süredir tartışılan inek sütü incelemiş ve detaylandırılmıştır.

Pozitif Görüş

2006’da Irvine Üniversitesi’nde önde gelen çocuk doktoru ve Klinik Profesör Dr. William Sears tarafından yapılan bir araştırmada “Süt, protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin (demir hariç) bir arada bulunduğu çok besleyici bir gıdadır. Yetişkin ve çocukların ihtiyaç duyduğu birçok besin öğesini içeriğinde barındırır. Bu içerikler daha farklı birçok gıdadan da sağlanabilir ancak süt, hepsinin bir arada bulunduğu tek gıdadır. Çocuklar için en pratik ve besleyici gıdadır. ”

Negatif Görüş

Süt ile ilgili çok kapsamlı bir kitap olan “Çocuk Bakımı ve Bebeğin Ortak Duyusu” kitabının yazarı Dr. Benjamin Spock, 1998’de şunu söylemiştir: “Sütün bir zamanlar en besleyici olduğu ve çocuklar için vazgeçilmez olduğu bir zaman vardı. Ancak artık süt ve süt ürünlerinin yol açtığı hastalıkları düşünmeliyiz. Süt ürünleri çocuklarda demir emilimini azaltır. Ayrıca süt demir içermemekte ve tam tersi demir eksikliğine yol açmaktadır.’’

Kansere Olan Etkisi

İnek sütü, gerekli besin maddeleri ve D Vitamini bakımından zengindir. Sütün etkili bir anti-kanserojen olmasını sağlayan bu durum bazı uzmanlar için kabul edilmemektedir.

Pozitif Görüş

2007’de Creighton Üniversitesi Klinik ve Çocuk Araştırmaları Direktörü Joan Lappe tarafından yapılmış Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada şunu söylüyor “Yapılan bu çalışma D vitaminin beslenmede arttırılmasının kanserde klinik olarak inceleyen ilk çalışmadır. D vitamininden zengin besinlerin tüketilmesi(süt gibi) sonucu D vitamini seviyesi yükseltilebilir. Ancak sonuçlara bakıldığında D vitaminin yükselmesi kanser riskini de azaltabilmektedir.’’

Negatif Görüş

Yukarıda anlatılan çalışmada D vitamininin, potansiyel olarak kanser riskini azaltabileceği sonucuna varılır. Ancak diğer kanser türlerine yol açabilecek başka birçok faktör var. 2004’te Tüketici Sağlık Dergisi Editörü Alison Stewart, şöyle söylemiştir: “Süt tüketimi, insüline benzer bir büyüme faktörü olan IGF-1 içerdiğinden dolayı kansere neden olabilir. Çünkü süt memelilerde öncelikle çocukları besleyebilmek için üretilir. IGF-1, büyüme için çok önemlidir. IGF-1 çocuklarda büyümeye yardımcı olsa da, aşırı seviyelere çıkması kanser hücrelerini uyarabilir ve kanser riskini arttırabilir. ”

Kalp Rahatsızlıklarına Olan Etkisi

Kalp Rahatsızlıklarına Olan Etkisi
Kalp Rahatsızlıklarına Olan Etkisi

Birçok doktor ve beslenme uzmanı sütün yüksek miktarda doymuş yağ içerdiği ve bunun kötü etkilerinden bahsetmektedir. Tam yağlı süt tüketmek doymuş yağ tüketimini fazla miktarda arttırabilir. Doymuş yağ, diyabet yani şeker hastalarında ve kalp rahatsızlığı olan hastalarda problemlere yol açabilir.

Pozitif Görüş

Epidemiyoloji Üniversitesi’nde Profesör Peter Elwood, , inek sütünün kalp rahatsızlıkları riskini arttırmadığını belirtmiştir. 2005 yılında Epidemiyoloji ve Toplum Sağlığı Dergisi’ndeki yayında şundan bahsetmiştir: “Erkeklerde daha fazla süt tüketenler yetersiz kan akımı sonucu oluşan kalp krizinin daha düşük olduğu görüldü. Sütün zararlı olduğu ve kalp rahatsızlıkları riskini arttırdığı düşünülse de, sağlıklı bir beslenme isiyorsanız sütü buna dahil etmelisiniz. ”

Negatif Görüş

Manchester’daki Beslenme ve Alerji Kliniği Direktörü Dr. Margaret Moss, buna tamamen zıt bir görüşe sahiptir. 2002’de Nütrisyon ve Çevre Tıbbı Dergisinde şunları söylemiştir: “Çoğu araştırmaya göre, süt tüketiminin ve kalp rahatsızlıklarına bağlı ölüm hızının yakından ilişkili olduğu görülmüştür. Sütün çok tüketilmediği ülkelerde düşük ölüm oranları görülürken, Portekiz (yüksek süt tüketimi oranı olan ülkelerden biri) çok daha yüksek bir kalp rahatsızlığı sonucu ölüm oranı görülmüştür. ”

Kemik Sağlığına Olan Etkisi

Kemik Sağlığına Olan Etkisi
Kemik Sağlığına Olan Etkisi

Sütün en bilinen özelliklerinden birisi kalsiyum içeriğidir. Güçlü kemikler için kalsiyuma ihtiyacımız olduğunu düşünsek de uzmanlar hala kalsiyum ve süt tüketiminin osteoporozu azaltıp azaltmadığı konusunda tartışmaktadır.

Pozitif Görüş

Purdue Üniversitesi’nden Connie M. Weaver, 2002’de Ulusal Süt ve Süt Ürünleri web sitesinde şunu yazmıştır: “Günde 4-5 porsiyon kalsiyum açısından zengin gıdalar tüketilmelidir. Örneğin süt ve süt ürünleri gibi. Ergenlik dönemindeyken en uygun kemik kütlesine ulaşmanız gerekir. Düşük kalsiyum seviyeleri kemik büyümesini etkileyebilir ve bugünün gençleri gelecekte ciddi halk sağlığı sorunları ile karşı karşıya kalabilirler. ”

Negatif Görüş

2007’de yapılan bir çalışmada: “Uzun süredir süt tüketimine ilişkin yapılan tartışmalar ve çalışmalar açık ve net bir şekilde süt tüketiminin kemikler için iyi olduğunu gösteremez. Süt tüketimi kemik sağlığınızı geliştirmez. Kemik sağlığınızı, ergenlik çağındayken ne kadar süt veya kalsiyum içtiğinizle değil, fiziksel aktiviteniz ile arttırabilirsiniz. Görünüşe göre, süt hayatınıza sonradan bir fayda sağlamıyor. ”

Sonuç

Harvard Halk Sağlığı Akademisyenlerinden Epidemiyoloji Profesörü ve Beslenme Bölümü Başkanı Walter Willett, , inek sütü hakkında şunları söylemiştir. “Önemli olan süt ve süt ürünlerinizi hayatınızdan çıkarmanız ve bunun doğru olduğuna inanmanız değildir. Sağlıklı olabilmek için sadece süt içmeniz gerekmez, bu önemlidir.’’

Yapılması gereken en iyi şey bir günde en fazla 2 bardak süt ve süt ile birlikte aynı besin maddelerini sunan diğer gıdaları yani süt ürünleri olan peynir, yoğurt gibi gıdaları da tüketmektir.

Elma Sirkesinin Faydaları

Elma sirkesinin faydalarını duymayan yoktur. Mucizevi sıvı desek daha doğru olabilir. Kullanımı eski zamanlara dayanan elma sirkesinin faydalarını beraber inceleyelim. Bu yazıda kafanızda olan acaba şuna da iyi gelir mi? Acaba bildiklerim doğru mu? Gibi sorular yok olacak hatta bildiğinizden daha da fazla faydası olduğunu fark edeceksiniz.

Sirke yüzyıllardır yemeklerde, mutfakta ve ev içinde temizlik gibi işlevlerde kullanılmıştır. Elma sirkesi aynı zamanda salatalarda, soslarda ve daha birçok üründe kullanılmaktadır. Asetik asit ve malik asit sayesinde ekşi bir tat oluşturur. Sirkeler arasından en çok bilineni ve popüleri büyük ihtimal elma sirkesidir.

Ananelerimizden, televizyondaki doktorlardan yani günümüzde bilimsel veya bilimsel olmadan en çok duyduğumuz şey elma sirkesinin hastalıklara ve genel sağlığa iyi geldiği, tedavi ettiğidir.

Çok eski dönemlerden beri kullanılan elma sirkesinin tarihine biraz göz atalım.

Elma Sirkesi Sirkesi Nereden Gelmektedir?

Elma sirkesi binlerce yıldır diş ağrısı, mantar zehri olarak farklı şekillerde kullanılmaktadır. M.Ö. 2500 yıllarında Aryalı’lar ekşi bir elma şarabı yapmıştır. Bu şarap, aslında elma sirkesinin temelini oluşturmuş. Daha sonralarda ise Dünya Savaşı sırasında askerlerin yaralarını iyileştirmek için kullanılmış. Hatta Japon Samuray’ları ise elma sirkesini düzenli olarak içerek dayanıklılık ve esnekliklerini arttırdıklarını söylemişlerdir. Sirke aynı zamanda asitlemeyi sağlamak için kullanılmıştır. Mısır’da ölülerin kül kalıntılarında buna rastlanılmıştır. Aynı zamanda laksatif etkisi bulunmaktadır. Elma sirkesinin oluşumu kefir, kombucha ve şarap gibi fermente olan ürünlerin yapımına benzemektedir.

Elma Sirkesinin Faydaları Nelerdir?

Elma sirkesinin çok fazla faydası var. Kilo verme, iştah kontrolü, kan şekeri düzeyinin kontrolü, soğuk algınlığı gibi durumlarda çok yaygın kullanılmaktadır. Bunları yazının tamamında bulabileceksiniz. Ancak ilk olarak içerdiği besin öğelerini inceleyelim.

ELMA SİRKESİ-BESİN ÖĞELERİ
1 porsiyon (239 g) elma sirkesi
Makro Öğeler 1 porsiyon  Karşılama

Miktarı

Kalori 50.2 kalori 3%
Karbonhidrat 50.2 kalori 0%
Yağ 0.0 kalori 0%
Protein 0.0 kalori 0%
Alkol 0.0 kalori 0%
Karbonhidrat
Toplam Karbonhidrat 2.2 g 1%
Lif 0.0 g 0%
Nişasta  0%
Şeker 1.0 g 0%
Mineral
Kalsiyum 16.7 mg 2%
Demir 0.5 mg 3%
Magnezyum 12.0 mg 3%
Fosfor 19.1 mg 2%
Potasyum 174 mg 5%
Sodyum 12.0 mg 0%
Çinko 0.1 mg 1%
Bakır 0.0 mg 1%
Manganez 0.6 mg 30%
Selenyum 0.2 mcg 0%
Florür

Elma Sirkesinin Faydaları

1. Vücudu Detoksifiye Eder

Vücudu Detoksifiye Eder
Vücudu Detoksifiye Eder

Uzun süredir aşırı kötü beslendiğinizi, vücudunuzun temizlenmeye ve arınmaya ihtiyacı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Detoks bu sıralar popüler olarak kullanılan bir terim haline geldi. Detoks aslında detoksifiye etmekten gelir. Detoksifiye etmek derken şunu unutmamak lazım karaciğer organı günün her saniyesinde detoksifiye işlemini yapar. Ancak elma sirkesini kullanarak karaciğerinize yardım edebilirsiniz. Elma sirkesi fermantasyon işlemi sayesinde inanılmaz enzimler ve dost bakterilerle dolu bir içeriğe sahiptir. Aynı zamanda, vücudunuzun detoksifikasyon işleminde iyi bir yardımcı olabilecek asetik asit içerir. Elma sirkesi karaciğerin artıkları temizlemesinde yardımcı olabilir.

Eğer reflü, gastrit, boğazınızda yanık ve iltihap veya diğer boğaz problemleriniz yoksa ve asidik bir içecek içtiğinizde rahatsızlık vermiyorsa birazdan söyleyeceğimi muhakkak deneyin. Sabah uyandığınız an 1 büyük bardak suyun içerisine 1 tatlı kaşığı doğal elma sirkesini ekleyin ve karıştırın. Güne elma sirkeli su karışımını içerek başlayın. Gün içinde yaşadığınız sindirim problemlerini, kabızlığı azaltacak ve daha sağlıklı bir vücut sistemine kavuşmanıza yardımcı olacaktır.

2. Kilo Vermeye Yardımcı

Kilo Vermeye Yardımcı
Kilo Vermeye Yardımcı

Elma sirkesinin kilo verme konusunda yardımcı olduğunu eminim duymuşsunuzdur. Kilo vermeye olan etkisi vücudun nişastayı sindirirken asetik asidin etkisiyle sindirimin daha iyi yapılabilmesiyle açıklanabilir. Yani yenilen ekmek, makarna gibi tahıl ürünlerinin sindirimini kolaylaştıracaktır. Sonucunda şişkinlik, kabızlık gibi sorunlar azalacak ve yiyecekler daha iyi küçük parçalara bölünecektir. Kilo vermenize böylece yardımcı olacaktır. Ancak çok fazla sirke tüketimi boğazda tahribata, midenizde rahatsızlığa neden olabilir. Dolayısıyla en iyi yol az önceki yazıda da anlatıldığı gibi büyük 1 bardak su ve 1 tatlı kaşığı kadar elma sirkesini kullanmak yeterli olacaktır. Elma sirkesi nişastanın sindirimine yardımcı olacak evet ama bu bütün çikolata, pasta ve kurabiyeleri yiyebileceğiniz anlamına gelmiyor. Sirkeyi sadece kilo verme ve her şeyi yiyebilme amacıyla değil sağlığınızı daha iyi seviyeye çıkarabilmek amacıyla tüketmeye çalışın.

Kilo vermede diğer etkisi: Yapılan bir çalışmada elma sirkesi tüketen deney hayvanlarının vücudunda AMPK adında bir enzimin artışı görülmüştür. Bu enzim yağların vücutta parçalanmasını sağlar ve karaciğerde yağ üretimini azaltır. Çalışma insanlar üzerinde yapılmamasına rağmen bilim dünyası tarafından zayıflama üzerinde etkili olduğu söyleniyor.

Japonya’da yapılan bir başka çalışma elma sirkesinin iştahı bastırdığını ve böylelikle kilo kaybına yardımcı olduğunu göstermiştir.

3. Kan Şekerinizi Düzenler

Diyabet, tip 2 diyabet, insülin direnci, kan şekerinin sürekli yüksek kalması gibi problemler bu sıralar en fazla görülen rahatsızlıklar arasındadır. Doğanın bize verdiği mucizevi kaynaklardan biri olan doğal elma sirkesi bu hastalıkların tedavisinde veya önlenmesinde çok büyük bir yardımcıdır. Elma sirkesinin kan şekeri üzerine olan etkisinin bazı ilaçlara benzer olduğuna inanılmaktadır. Anti-glisemik etkisi ve nişasta sindirimini arttırma özelliği sayesinde kan şekerinin düzenlenmesini sağlar. Ancak diyabete sahipseniz ve kullanmayı düşünüyorsanız yinede doktorunuza danışmalısınız. Amerikan Diyabet Derneğinin verilerine göre doğal elma sirkesinin yatmadan önce büyük bardak su ve 1 tatlı kaşığı kadar kullanılmasının tip 2 diyabet hastalarında glikoz yani kan şekeri düzeylerinin düzene girmesinde olumlu etkisi olduğu söylenmiştir.

4. Kan Basıncınızı Düşürür

Elma sirkesinin içeriğindeki potasyum antihipertansif yani tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir. Kan basıncının olumsuz etkilerini, yüksek tansiyonu hafifletmeye yardımcı olur. Kan dolaşımını düzenlemeye ve böylece arteryel duvarlardaki basıncın düşmesine dolaşımın rahatlamasına yardımcıdır. Kan basıncını düşürmede en iyi sonuca ulaşmak için, elma sirkesini herhangi bir şekilde yeterli miktarda ( en fazla 1,5 çorba kaşığı kadar) salatalar ile birlikte, yemeklerde veya su ile birlikte kullanılmalıdır.

5. Kolesterolünüzü Düşürür ve Kalp Rahatsızlıkları Riskini Azaltır

Yapılan bir araştırmaya göre, doğal elma sirkesinin kullanıldığı bir hayvan çalışmasında kötü kolesterol (LDL)’de düşüş, iyi kolesterol (HDL)’de artış olduğu görülmüştür. Elma, kolesterol düzeyini düşürmede etkisi olan pektin içerir. Elma sirkesinin ana bileşeni elma meyvesi olduğundan kolesterol düşürmede pektinin etkisi de olabilmektedir.

Kolesterol seviyelerinin düşmesi ve normal seviyeye gelmesi kalp rahatsızlıklarını da engeller. Harvard’da yapılan bir araştırmaya göre sirkeli salata yiyen bayanlarda kalp hastalığı riski daha düşük bulunmuştur. Trigliserit dediğimiz kan yağlarının düşürülmesinde olan etkisi, antioksidan olan klorojenik asit içeriği ile kalp rahatsızlıklarına karşı mükemmel bir koruyucudur.

6. Kanserden Korur

Kanser tedavisi için aslında en güzel tedavi yöntemi yakalanmayı önlemek yani ‘’koruyucu beslenme’’yi sağlayabilmektir. Bugün yedikleriniz, içtikleriniz nasıldı? Midenizi doyurdu ama sizce vücut sisteminize sağlık kattı mı veya yardım etti mi? Bu yazıyla birlikte şimdiden kanserden korunmanıza yardımcı olabilirsiniz. Örneğin, sirkenin özofagus kanserini tedavi etmede veya önlemesine yardımcı olduğu bulunmuştur. Bunun dışında antioksidan etkisi, fermente olması kanserden korunmaya yardımcıdır. Ancak kullanmadan önce doktorunuza danışmanız önerilir.

7. Sindirim Sisteminize Yardımcıdır

Elma sirkesinde bulunan malik asit bağırsak problemlerini, kabızlık ve şişkinliği tedavi edebilen antimikrobiyal özelliğe sahiptir. Elma sirkesi bir prebiyotiktir (probiyotikler yani iyi bakteriler için gıda anlamına gelir). Bağırsağınızdaki yararlı bakterilere yardımcı olur ve sağlıklı bir sindirim sisteminin oluşmasını sağlar, bağırsak sistemini korur.

8. Ağız Kokusunu Engeller

Ağız Kokusunu Engeller
Ağız Kokusunu Engeller

Ağız kokusu başınıza gelebilecek en rahatsız edici durumlardan biri olabilir. Bunun için bir çözüm arıyorsanız eğer doğal elma sirkesi kullanabilirsiniz. Elma sirkesi ağız kokusu için az sayıda bilinen doğal ilaçlardan biridir. Elma sirkesinde bulunan asit ve asetik asit, ağzınızda kötü kokuya neden olan bakteriler için düşman, savaşçı bir ortam yaratacaktır. Potasyum, sodyum, magnezyum, bakır, sülfür ve kalsiyum gibi minerallerin zengin bir karışımını içerir; bunların hepsi ağız sağlığınızı destekler, kokunun giderilmesine yardımcı olur. Sindirim problemleriniz ağız kokusuna neden olabilir. Elma sirkesi sindirim problemlerine iyi geldiği ve tedavi edici olduğundan ağız kokusu tedavisinde de yardımcıdır.

9. Dişlerinizi Beyazlatır

Elma sirkesi güçlü bir temizleyicidir. Dişlerinizdeki lekelerin giderilmesine yardımcı olmakla ve dişlerinizi beyazlatmakla kalmaz aynı zamanda bazı diş eti hastalıklarına neden olan kötü bakterileri de öldürür. Tek yapmanız gereken yarım tatlı kaşığı doğal elma sirkesini bir bardak su ile karıştırmak ve sabahları gargara yapmaktır. Daha sonrasında dişlerinizi fırçalayın. Bir süre sonra aradaki farkı görebileceksiniz. Diğer yazılarda da bahsettiğimiz gibi doğal elma sirkesi iyi bakterilerin gelişimini teşvik eden enzimler içermektedir. Doğal olarak asitlik içerdiği için dişlerin üzerinde olan plakaların temizlenmesine de yardımcı olmaktadır.

10. Besin Öğelerinin Emilimini Arttırır

Çok sağlıklı beslendiğinizi, multivitamin destekler aldığınızı ve kendinizi iyileştirdiğinizi düşünüyorsunuz. Ancak, önemli olan vücudunuzun bu besin öğelerini emip, kullanabilmesidir. Mide asidinin doğru seviyede olması, bağırsaklarınızda iyi bakterilerin bulunması emilime yardımcı olacaktır. Doğal elma sirkesinin tüketimi ince bağırsaklarınızın yüzey alanını arttırdığı ve aldığınız besinlerin en değerli kısımlarının yani mineral, vitamin gibi mikro besin öğelerinin emilimini arttırdığı görülmüştür.

11. Candida Mantarının Tedavisinde Yardımcıdır

Zayıf ve kötü beslenme sonucu oluşan candida mantarı asidik bir ortamda gelişmektedir. Doğal elma sirkesinin düzenli kullanımı vücuttaki yararlı bakterilerin sayısını arttırır. Böylece candida tedavisinde yardımcı olur. İçeriğindeki zengin enzimler ve antifungal (mantar oluşmasını önleyici) özelliği sayesinde candidaya karşı etki gösterebilir ve tedavi edici fayda sağlayabilir.

12. Grip ve Soğuk Algınlığını Tedavi Eder

Grip ve Soğuk Algınlığını Tedavi Eder
Grip ve Soğuk Algınlığını Tedavi Eder

Soğuk algınlığı ve grip, bağışıklık sisteminin düşmesi ve mikroplara yakalanmamız sonucu gerçekleşir. Vücuda direnç kazandırmak ve mikropların uzaklaşmasını, güçlenmeyi sağlamak için 1 büyük bardak suya 1 tatlı kaşığı doğal elma sirkesini karıştırıp içebilirsiniz. Ancak, grip algınlığınız için doktora gitmek ilk önemli adımdır. Doktorunuza danışarak elma sirkesinden grip tedaviniz için yardım alabilirsiniz.

13. Krampları Azaltır

Düşük potasyum seviyesine sahip olmak kramplara neden olabilir. Potasyum açısından zengin olan elma sirkesi, bacak ve ayak kramplarınızı hafifletebilir. Bazı alternatif tıp kaynaklarına göre elma sirkesi, su ve bal karıştırılıp tüketildiğinde kas kramplarını hafifletmede yardımcı olabilir. Kramplarınız için tedavi de elma sirkesi kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışıp, sebebi hakkında bilgi almalısınız.

14. Saç Sağlığı

Doğal elma sirkesi saçlarınızın görünümü ve sağlığı için çok etkilidir. Saç derinizde bulunan gözeneklerin yani saç derinizin nemi emebilen, nüfuz edebilen bölgesinin artmasını sağlar. Kütikülleri kapatır ve saçların daha fazla nemi tutmasına yardımcı olur. Ancak dikkat edin doğal elma sirkesi saçlarınızı kurutabilir. Doğal elma sirkesini saçlarınıza kullanırsanız bir şampuanla birlikte kullanmayı unutmayın. Doğal elma sirkesinin saçların uzamasını teşvik ettiği bilinmektedir ve böylece saç dökülmesini önlemeye yardımcı olmaktadır.

Doğal elma sirkesi, doğal ev yapımı saç bakımıdır. Kuru uçları tedavi emek, kepekleri önlemek, kütiküllerin açılmasını (nem almayı arttırmak için) sağlar. 1 bardak suyun içerisine 1 tatlı kaşığı sirkeyi koyun ve saç derinize değdirmeden saçlarınıza masaj yapın. Bir saç spreyi şişesinin içerisine koyup banyoda saçınızı şampuanladıktan sonra saçınıza sıkabilir ve 15 dakika boyunca bekletip sonrasında saçınızı durulayabilirsiniz. Haftada iki kez bu uygulamayı deneyin ve saçınızdaki farklılığı görebileceksiniz.

15. Pire Kovucu

Elma sirkesi, evcil hayvanınızı rahatsız eden pireleri öldürmese de pirelerin uzaklaşmasını sağlayan bir ortam sağlar. Marketlerde evcil hayvanlar için satılan pire kovucu, kimyasal tozlar yerine evinizde doğal pire kovucunuzu yapabilirsiniz. Hayvanınızı banyoda şampuanladıktan sonra 1 çay kaşığı kadar sirke ve 1 bardak suyu karıştırıp sirkeli suyla yıkayabilir ve durulayabilirsiniz.

Papatya Çayının faydaları

Kışın soğuğunda, içinizi ısıtacak bir fincan papatya çayı sizi battaniyenin altında olmaktan daha fazla rahatlatabilir. Sıcak su ile karıştırıldığında, papatya çayı kafeinsiz bir bitki çayı haline gelir. Uzun süredir sakinleştirici, şifalı güçleri ile bilinen bitki, diğer kullanımların yanı sıra uykusuzluk, kaygı, karın ağrısı ve adet krampları, iltihaplanmaya ve hemoroid tedavisinde için uzun süredir kullanılmaktadır. Sağlıklı ve rahatlatıcı nitelikleri ile bilinen papatya çayı cilt güzelliğine önem verenler içinde sıklıkla tüketiliyor. Faydalarını birazdan sıralayacağımız papatya çayı Asya, Avrupa, Avustralya ve Kuzey Amerika’da yetişir.

Papatya çayı ortalama her gün bir milyondan fazla insan tarafından içiliyor. Üstelik papatya çiçeği merhemler ve bitkisel yağlarda da kullanılır. Araştırmalara göre en çok kullanılan tıbbi bitkilerden biridir. Tabi biz onu en çok Papatya Çayı olarak duyuyoruz.

Papatya Çayı

Papatya Çayını daha yakından tanıyalım

Papatya çayı yüzlerce yıldır uyku yardımcısı olarak kullanılıyor. Alternatif tıpta ve eski zamanlarda soğuk algınlığı için reçete ile verilen bir çay olma özelliğini taşır.

Dinlendirici özelliği sayesinde takma adı ‘uyku çayı”dır. Ve faydalı olduğu kadar lezzetlidir.

Bugünlerde vücudunuzu yorgun hissediyorsanız Papatya çayını deneyebilirsiniz. Vücudunuzu yatıştırıp, günün yorgunluğu ve stresiniz azaltacaktır.

Papatya çayının zararlı olup olmadığını düşünüyor olabilirsiniz hemen bu sorunuzu yanıtlayalım. Yetişkinler ve çocuklar için her hangi bir yan etkisi yoktur, gönül rahatlığıyla içebilirsiniz.

Papatya çayı, geceleri iyi bir uyku çekmenin en sağlıklı ve doğal yoludur.

Papatya Çayının Deriler Üzerindeki Faydaları

  1. Doğal Temizleyici
  2. Tedavi Sürecini Hızlandırır
  3. Doğal Cilt Güzelleştirici
  4. Deri Tahrişini Onarır
  5. Sivilcelerle Mücadeleye Yardımcıdır
  6. Cildin Sarkmasını Engeller
  7. Göz Torbalarını Azaltmaya yardımcı olur
  8. Doğal Yüz Maskesi
  9. Doğal Cilt Nemlendirici
  10. Göz Çevresini Sıkılaştırır

Papatya Çayının Saçlara Olan Faydaları

  1. Saçların Rengini Açar ve Parlaklaştırır
  2. Kepeği Önler

Papatya Çayının Sağlığa Faydaları

  1. Kas ağrısını yatıştırır
  2. Adet kramplarını azaltır
  3. Ülsere iyi gelir
  4. Bağışıklığı arttırır
  5. Vücutta Glikoz seviyelerini korur
  6. Hemoroid tedavisine yardımcı olur
  7. Bağırsakları çalıştırır
  8. Alerjiyi önler
  9. Migren ağrılarına iyi gelir
  10. Uyumaya yardımcıdır

Papatya Çayının Cilde Olan Faydaları

Doğal Temizleyici

Papatya çayı şifa yönüyle çok zengin bir içecektir. Antioksidan, temizleme ve nemlendirme özelliklerine sahiptir. Cilt bakımı için etkili bir çözüm olarak kabul edilir.

Tedavi Sürecini Hızlandırır

Papatya çayı, küçük yaraların iyileşme sürecini hızlandırır ve dezenfekte eder. Eski çağlarda Yunanlılar, Mısırlılar ve Romalılar tarafından yaraları tedavi etmek için şifalı görülen bir merhem olarak kullanılıyordu.

Doğal Cilt Güzelleştirici

Papatya çayı, tamamen doğal bir cilt güzelleştiricidir. Bu çayı cildinizi rahatlatır ve ışıltılı hale getirir. Cildinizdeki gözenekleri sıkılaştırır, bu da lekeleri ve iltihap izlerini kapatmaya yardımcı olur.

Deri Tahrişini Onarır

Rahatlatıcı ve dezenfekte edebilme özelliği sayesinde papatya çayı ciltte oluşan tahriş ve egzama rahatsızlıklarına çok etkilidir.

Sivilcelerle Mücadeleye Yardımcıdır

Adeta şifa kaynağı olan Papatya çayı, sivilce ve aknelere karşı mücadele eden gençler için güçlü bir alternatiftir. Sıradan bir alternatif olmayarak düzenli içildiğinde cildi güzelleştirdiği kanıtlanmıştır.

Cildin Sarkmasını Engeller

Sarkmalar, yaşlanmanın başlıca belirtisi olarak kabul edilen bir faktördür. Papatya çayı sarkan cildi korur ve bu nedenle gençliğinizde olduğu gibi güzelliğinizi korur.

Göz Torbalarını Azaltmaya yardımcı olur

Soğumuş papatyalı çay poşetlerini gözlerin altına yerleştirirseniz göz torbalarını azaltmaya yardımcı olur. Yorgun gözleri de dinlendirir.

Doğal Yüz Maskesi

Toz haline getirilmiş süt ile karıştırıldığında, papatya çayı harika bir yüz maskesi haline gelir. Ölü, kuru cilt hücrelerini temizler yeni hücreleri açığa çıkarır.

Doğal Cilt Nemlendirici

Papatya çayı, düzenli olarak tüketilirse cildi derinlemesine besler ve nemlendirir. Kuru ciltler çoğu zaman doğal çözümlere ihtiyaç duyar bu bakımdan papatya çayı en doğru alternatifler arasında yerini alıyor.

Göz Çevresini Sıkılaştırır

Papatya çayı, küçük plastik paketlere veya kompresörlere doldurulabilir veya hatta buz küpleri halinde göz altlarındaki koyu halkaların veya gömülü göz problemlerinin tedavisi için yorgun gözlerde kullanılabilir. Papatya çayını beş dakika boyunca gözlerinizin üzerinde tutun ve sonra soğuk su ile yıkayın.

Papatya çayı, saç bakımı için de çok faydalıdır. Saçlara faydalarından bazıları şunlardır:

Saçların Rengini Açar ve Parlaklaştırır

Papatya çayı, saçları sarartır sarışın bir hava verir. Kına ile kombine edilirse, koyu renk saçlar için doğal görünmesini sağlar. Papatya çayı ile saçlarınızı durularsanız, kahverengi saçlara çarpıcı bir altın rengi katar. Saç diplerinizdeki ağırlığa da iyi geldiğini bilinmektedir.

Kepeği Önler

Papatyanın kepeklenmeyi önlemede ve kaşınmaya neden olan kafa derisini rahatlatmada oldukça etkili bir çözümdür. Yoğun kepek problemi yaşıyorsanız papatyanın kepeğe olan faydalarını hafife almamanızı öneririz.

Kas ağrısını yatıştırır

Papatya, mide krampları ve bağırsak kramplarının tedavisinde etkili olan güçlü antispazmodik ve antiinflamatuar özelliklere sahiptir. Papatyanın çayı bağırsak sorunlarını azaltır ve gaza bağlı oluşabilecek şişkinliklerden kurtulmanıza yardımcı olur.

Papatya çayını günde iki kez içmek bağırsak sendromunu, bağırsak enfeksiyonunu, mide bulantısın, kramp ve mide gribi gibi rahatsızlıklara faydalı olacaktır.

Adet kramplarını azaltır

Papatya çayının en önemli faydalarından biri rahim kaslarını rahatlaması olarak bilinir. Adet spazmları için bir rahatlatma arayanlara çözüm olarak tavsiye edilir. Kas spazmlarını azaltmaya yardımcı olan glisin düzeylerini arttırır.

Ülsere iyi gelir

Papatya çayı, düzenli olarak alındığında, mide ülserine faydalıdır. Karın taşı oluşumunu nedeniyle ameliyat geçirdiyseniz, papatya çayı içmeniz taşların yeniden oluşmasını önleyebilir.

Bağışıklığı arttırır

Papatya, bakteri ile ilgili enfeksiyon ve hastalıklara karşı koruma sağlarken soğuk ve öksürükleri önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olan antibakteriyel özelliklere sahiptir. Bu nedenle, bağışıklığı arttırdığına yönelik faydaları vardır. Ayrıca papatya çayı tüketmek sizi çeşitli mikroplara karşı korur.

Vücutta Glikoz seviyelerini korur

Papatya çayı, kan şekeri seviyesini korumaya yardımcı olur ve bu nedenle diyabetliler için faydalıdır. Papatya çayını hangi ölçüde ve ne sıklıkla içeceğinizi doktorunuza danışabilirsiniz.

Hemoroid tedavisine yardımcı olur

Birçok insanın maruz kaldığı hemoroid günümüz şartlarına has bir rahatsızlık değil, yüz yıllardır var olan bir hastalıktır. Ortaya çıktığında hayatı olumsuz yönde etkiler, oturmak zor olduğundan yan yatmak, yüz üstü uzanma ihtiyacı hissedilir. Hemoroid tedavi edilmediğinde git gide ilerleyebilen bir hastalıktır. Hemoroid ameliyatla tedavi edilebilmektedir. Ancak ameliyat en son çözüm olarak kalmalıdır. Papatya çayı, vücudun sinirlerini rahatlattığından hemoroide faydalıdır.

Bağırsakları çalıştırır

Papatya çayı, bağırsak sendromundan muzdarip olduğunuzda midenizde oluşabilecek krampları azaltır. Aynı zamanda, sindirim kanallarındaki gaz oluşumunu ve şişkinliği de azaltır. Ve mide ekşimesinden kurtulmanıza yardımcı olarak mide rahatsızlıklarını yatıştırır.

Alerjiyi önler

Papatya çayı, deri dökülmesini ve diğer cilt alerjilerini tedavi etmek için harika bir çözümdür. Pamuğu papatya çayı içine batırın ve alerjiye eğilimli alanların üzerine uygulayın. Çayı içerek tükettiğinizde ise, bağışıklığınızda bulunan alerjik belirtilerden kurtulmanıza yardımcı olur. Buradan papatya çayının alerjiye faydalı olduğunu rahatlıklar söyleyebiliyoruz ancak doktorunuzun tavsiyelerini de göz önünde bulundurmalısınız.

Migren ağrılarına iyi gelir

Papatya, terapötik olarak bilinen bir bitkidir. Migren ve baş ağrılarının tedavisi amacıyla faydalı olduğu kanıtlanmıştır. Bir fincan sıcak papatya çayını başınız ağrıdığında veya migreniniz tuttuğunda içerseniz, baş ağrınızın azalmasını sağlayacaktır.

Uyumaya yardımcıdır

Yazımızın başında söylediğimiz gibi Papatya çayı, uykusuzluk sorunu yaşayanlar ve uyku bozuklukları için çok faydalıdır. Uyumadan önce bir fincan papatya çayı içerseniz daha hızlı ve daha derin uyumanıza yardımcı olur. Papatya çayını düzenli olarak içmeniz, uyku kalitenizi artırır. Uyku esnasında sürekli uyanan, kopuk uyku düzeni oluşmuş kişiler papatya çayının faydasını görecektir.

Papatya çayı nasıl muhafaza edilir

  • Papatya çayı hava almayan bir kavanozda muhafaza edilmeli ve kuru bir yerde saklanmalıdır. Direkt güneş ışığına maruz kalmamasına özen gösterin.

Evde Papatya Çayı Nasıl Yapılır

Papatya çayını evinizde nasıl kolayca yapabilirsiniz sizlere hızlıca anlatalım.

  • Çaydanlığa biraz su dökerek ısıtın ve bazı elma dilimleri ilave ederek tahta bir kaşıkla karıştırın.
  • Kaynadıktan sonra suya önceden yıkanmış bazı papatyalar ekleyin.
  • Çaydanlığı kapatın ve demlenmesini bekleyin yaklaşık 10 dk.
  • Çayı doldurun ve biraz limon suyu veya bal ekleyerek lezzet katın.

Bir papatya çayı içmek kendi sağlığınıza yapabileceğiniz en faydalı şeylerden biridir. Hiç papatya çayı içtiniz mi? İçtiyseniz beğendiniz mi? Papatya çayı hakkında ne düşündüğünüzü bize bildirebilirsiniz. Görüşlerinizi aşağıdan yorum yazarak ulaştırabilirsiniz. Sağlıcakla kalın.

Adaçayının Faydaları

Meyve ve sebzeler, hiç şüphesiz dünyanın en sağlıklı gıdalarıdır. Yüksek vitamin ve mineral içeriği bakımından inkar da edilmezler. Ancak bazı ot ve baharatları da unutmamalıyız. Bunlardan en önemli ve güvenli ot olarak bilinen Adaçayı’dır. Gelin hep beraber adaçayının insan sağlığına faydaları nelermiş birlikte göz atalım, bu makaleyi bitirdikten sonra vaktinizin boşa gitmeyeceğine eminim.

Otlar ve baharatlar son derece yüksek antioksidan içerirler ve sodyum alımının kesilmesine yardımcı olurken yemeklere lezzet katarlar.

Adaçayı, Akdeniz’e özgü, kekik, lavanta, biberiye, kekik ve fesleğenin yanısıra Lamiaceae (nane) familyasına ait bir bitkidir.

Adaçayı bitkisi gri yeşildir. Yaprakları yenilebilir ve mavi, mor, beyaz ve pembe renk aralığında çiçekleri vardır; Dünya genelinde, 900’den fazla adaçayı türü vardır. 2001 yılında International Herb Association , yılın otu olarak Adaçayını seçmiştir.

Ada çayı, zihinsel rahatsızlıklardan mide ve bağırsak rahatsızlıklarına kadar uzun bir tıbbi kullanım geçmişine sahiptir.

Adaçayı

Adaçayı hakkında kısaca bilmeniz gerekenler

Adaçayını ilgilendiren bazı temel hususlar şunlardır. Daha ayrıntılı bilgi ve destekleyici bilgi ana makalede yer almaktadır.

  • Adaçayı, nane ailesinin bir parçasından gelmektedir

  • Son yıllarda adaçayı’nın sağlığa zararlı ve faydalarını gösteren çalışmaların sayısı artmıştır

  • Adaçayı çeşitli anti-inflamatuar ve antioksidan bileşikler içerir

  • Adaçayının 900’den fazla çeşidi bulunmaktadır

Bu makalede sizlere, adaçayını tüketmenin faydalı olduğunun yanı sıra taze adaçayı’nın faydalarını anlatacağımızın dikkati çekmek isteriz. (1)

Adaçayının Sağlığımıza Faydaları

Antioksidan: Adaçayının belkide en önemli faydalarından biridir. Yaşlanma karşıtı ve cilt bakım ürünlerindeki yaygın kullanılmasının arkasındaki neden Adaçayının antioksidan içermesidir. Antioksidanlar, adından da anlaşılacağı üzere, yaşlanmanın başlıca nedenleri olan vücuttaki oksidanlara veya serbest radikallere karşı hareket eder. Bu antioksidanlar yaşlanmayı yavaşlatır ve kırışıklıklar, cilt ve kaslardaki sarkmalar, görme ve işitme yeteneklerinde azalma, beyin arızası, hafıza kaybı, dokuların bozulması, maküla dejenerasyonu ve sinir hastalıkları gibi yaşlanma belirtilerini önler.

Antiseptik: Antimikrobiyal, antibakteriyel ve antifungal özelliklere sahip olduğundan yaralar, cerrahi insizyonlar, doğum sonrası yaralanmalar, ülserler ve yaralar için antiseptik olarak işlev görür.

İltihaplara iyi gelir: Deride bulunan, ateş nedeniyle ortaya çıkan iltihapları kurutmaya yardımcı olduğu gibi kan dolaşımını da hızlandırır. Aynı zamanda aşırı içki ve uyuşturucu, aşırı tuzlu veya baharatlı yenildiğinde adaçayı etkilerini azaltır.

Spazm çözücüdür: Adaçayı, karın ağrısı, göğüs ve bağırsakta ağrılara, öksürüğe ve kramp gibi spazmlardan kaynaklanan tüm problemlerin tedavisinde faydalıdır.

Safra ve Karaciğeri onarıcıdır: Safra kesesi ve karaciğere faydalarıyla bilinen adaçayı sindirime de yardımcı olur, mideyi yatıştırır ve aşırı asitlerden kaynaklanan iltihaplara karşı tüm sindirim sisteminin işlevselliğini geliştirir. Aynı zamanda bu sayede rahatlama sağlayarak, mide ve kan akışında asitleri yok ederek ülser gibi rahatsızlıkların önüne geçer, Cilt hastalıklarına da iyi gelmektedir.

Yaraları onarıcıdır:  Yara izlerini, yağ çatlaklarını, doğum sonrası karın çatlaklarını ve yaraları kalan lekeleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Bu aynı zamanda yaraların çabuk iyileşmesine de yardımcı olmaktadır.

Kanı arındırır: Adaçayı idrarınızdan veya terleme yoluyla toksinlerin atılmasını hızlandırır kanı temizleyici özelliği sayesinde kanınızı arındırır.

Sindirim: Sindirim sisteminde, safra ve mide suları salgılamayı ve sindirim sürecini engelleyen mikrobik büyümeyi engelleyerek gıdaların parçalanmasını kolaylaştırarak hazımsızlık durumunda sindirim amaçlı bir ilaç olarak hareket eder.

Dezenfektan: İç ve dış enfeksiyonlardan korur.

Adet kanamasına iyi gelir: Adaçayı, adetlerin daha az ağrılı geçmesine yardımcı olduğu gibi hormonları da aktifleştirir. Adet sürecinin daha sağlıklı geçmesini sağlar. Baş ağrısına, mide bulantısına, halsizliğe , yorgunluğa, depresyona, psikolojik rahatsızlılara çok faydalıdır.

Soğuk algınlığına: Göğüs ve solunum yollarındaki öksürük, soğuk algınlığına iyi gelir. Aynı zamanda soğuktan kaynaklanan tıkanıklığın geçmesini sağlar.

Ateş düşürücüdür: Adaçayı enfeksiyonla mücadele ederek ateşten gelen iltihaplanmayı azaltır ve ateşi düşürür.

Bağırsaklara iyi gelir: Boşaltımı kolaylaştırır ve bazı sıvıların deşarjını arttırarak kabızlıkları ortadan kaldırır ve bağırsakları uyarır. (2)

Diyabete iyi gelir: Adaçayının şekeri düşürücü özelliği vardır.

Kalbinizi korur: Adaçayı 2 çay kaşığı, yaklaşık 20 mg kalsiyumu ve iyi bir potasyum dozu içerir; bu da her ikisi de kardiyovasküler sistemin düzgün işleyişi ve kalp atışlarının ritmini sürdürmek için gereklidir. Bu bitki, kolestrol içermez ve sodyum açısından düşüktür. Dolayısıyla, kardiyovasküler rahatsızlıkları korumak için kolestrol sorunlarına sahip olanlar tarafından kullanılmalıdır.

Adaçayının Besin Değerleri:

Miktar, her 100 gram için
Kalori 315
BESIN % GÜNLÜK DEĞER*
Toplam yağ  (13 g) % 20
Doymuş yağ (7 g) 35%
Çoklu doymamış yağ (1.8 g)
Tekli doymamış yağ (1.9 g)
Kolesterol  (0 mg) 0%
Sodyum  (11 mg) 0%
Potasyum  (1.070 mg) % 30
Toplam Karbonhidrat  (61 g) % 20
Diyet lifi (40 g) 160%
Şeker (1.7 g)
Protein  (11 g) % 22
A vitamini % 117
C vitamini 54%
Kalsiyum 165%
Demir 156%
D vitamini 0%
B-6 vitamini 135%
B-12 vitamini 0%
Magnezyum % 107

Adaçayının Zararları

Adaçayının hemen hemen bilinen hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır ancak yoğun tüketimden kaçınılmalıdır. Bilindiği gibi herşeyin fazlası sağlığımıza zararlı olabilmektedir. Adaçayı en güvenli otlar arasında yer alır. Her yaştan kesimin kullanmasında sakınca olmadığı için en güvenli ot olarak bilinir.

Zehirlenmeyi artırabileceğinden alkol içenlerin, adaçayını kullanmaktan kaçınmaları gerekir. Hamile kadınların anne sütünü yavaşlatacağından hamilelik boyunca kullanmamalıdırlar.

Tavsiyeler

Hamileyken adaçayı kullanmaktan kaçının.

Aşırı adaçayı içmek faydalarından çok zarar sağlayabilir. Ölçüyü kaçırmak zararlı olabilir.